İçeriğe atla

en-Nûr

en-Nûr (Nur) (Nûr, aydınlatan). Üç kaynak Nûr'u aynı çizgide buluşturur. Mesnevî, Nûr'u Hak ile bir tutulan bir zât ismi olarak koyar — hem kendi görünen hem eşyâyı gösteren; sâlikten renksiz nûru, sûretlerin ardındaki tek tecellîyi müşâhede etmesini ister. Füsûs, âlemin aslen karanlıkta yaratıldığını, üz

en-Nûr — Gökleri, Yeri ve Kalpleri Aydınlatan

Mânâ. en-Nûr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "aydınlık, ışık" demektir. Bu isim, hem kâinatı aydınlatan fiziksel ışığın (güneş, ay vb.) hem de insanların yolunu aydınlatan, hak ile bâtılı, hayır ile şerri ayırt etmelerini sağlayan mânevî ve ilâhî ışığın yegâne kaynağını ifade eder. Karşıtı, manevi körlüğü ve sapkınlığı temsil eden "zulmet"tir (karanlıklar). Gazzâlî'ye göre nur, "özü itibarıyla zâhir (görünen, aşikâr) olan ve diğer her şeyi de görünür kılan" varlıktır. Bu tanıma göre tek hakiki nur Allah'tır; çünkü O, her şeyi yokluk karanlığından varlık aydınlığına çıkaran mutlak varlıktır. Kâinattaki her varlık ve her zerresi, O'nun varlığının bir delili ve nurunun bir yansımasıdır. Dolayısıyla diğer tüm nurlar mecazidir ve O'nun nurunun bir tecellisidir.

Etimoloji. İsim, Arapça "aydınlık, ışık" anlamına gelen nûr (النور) kelimesine dayanır. Bu kelime, karanlığın ve belirsizliğin zıddı olan aydınlığı ve görünür olmayı ifade eder.

Kur'an-ı Kerîm'de en-Nûr. Nûr ismi, Allah'a doğrudan "Allah, göklerin ve yerin nûrudur" (en-Nûr 24/35) âyetiyle nispet edilir. Bu âyet, müfessirler tarafından genellikle "Allah, gökleri ve yeri aydınlatan, süsleyen ve nurun yaratıcısıdır" şeklinde yorumlanmıştır. Bu ifade, Allah'ın hem varlık veren hem de yol gösteren mutlak aydınlık kaynağı olduğunu belirtir. Kelime, Kur'an'da hidayetle özdeşleşerek farklı mânevî anlamlarda da kullanılır:

  • Hidayet: Allah'ın müminleri "karanlıklardan nura" (zulümâttan nûra) yani dalâletten hidayete çıkardığı belirtilir (el-Bakara 2/257; el-Mâide 5/16). Peygamber göndermenin ve kitap indirmenin temel amacı bu nuru insanlara ulaştırmaktır.
  • Vahiy ve Kutsal Kitaplar: İnsanlık için birer hidayet meşalesi olan Kur'an (et-Tegābün 64/8), Tevrat ve İncil (el-Mâide 5/44, 46) birer "nur" olarak nitelendirilir.
  • Peygamber: Hz. Muhammed, insanlara Allah'tan gelmiş bir "nur" ve "apaçık bir kitap" olarak anılır (el-Mâide 5/15).

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. İtikadî olarak Allah, hem görünen (maddî) hem de görünmeyen (mânevî) âlemlerin nurudur. Varlığın kendisi bir nur, yokluk ise karanlıktır. Her şeyin varlığı, Allah'ın varlığının bir delilidir. Gazzâlî'nin belirttiği gibi, Allah'ın "bâtın" (gizli) olmasının sebebi, nurunun şiddetinden dolayı idrak edilememesidir; O'nun nuru, kendi nuruna perde olmuştur. Bu ismi idrak eden mümin, gerçek aydınlığın ve yol göstericinin yalnızca Allah olduğunu bilir. Hayatın amacı, cehalet ve dalâletin karanlıklarından sıyrılarak O'nun hidayet nuruna kavuşmaktır. Nitekim Kur'an, "Allah, iman edenlerin velîsidir. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır" (el-Bakara 2/257) buyurarak bu ilâhî rehberliği teyit eder.

Kula yansıması ise bu nurdan pay alma arayışıdır. Allah'ın nuru, basiret ve akıl yoluyla algılanır. "Allah’ın gönlünü İslâm’a açtığı kişi, Rabbinden bir nur üzere değil midir?" (ez-Zümer 39/22) âyeti, imanın kalpte yanan bir nur olduğunu ve müminin bu nurla aydınlandığını vurgular. Bu nuru talep etmek, müminin en temel dualarından biridir. Hz. Peygamber'in, gece namazında "Allah'ım! Kalbime, gözüme, kulağıma, sağıma, soluma, üstüme, altıma, önüme, arkama bir nur ver ve benim nurumu artır" (Buhârî, "Daʿavât", 9) şeklindeki duası, kulun bu ilâhî nurla bütünleşme ve aydınlanma arzusunun en güzel ifadesidir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Nûr" maddesi · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ · Gazzâlî, Mişkâtü’l-envâr.

Bilgiler

tr
Nûr, aydınlatan
esma
true
arabic
domain
tasavvuf
esmaNo
93
Bilgi Haritasinda Gor