el-Basîr
el-Basîr (Basir) (Her şeyi gören). Üç kaynak Basîr'i, görüşün hakikate ve Hakk'a çevrilmesi ekseninde birleştirir. Mesnevî onu "nefse kör, Hakk'a basîr olma" hadîsiyle açar: çokluğa kör olan vahdete dalar ve Hak tarafından gerçek gören olur. Füsûs, "el-Basîr ancak Hak'tır" hasrıyla görmeyi tek sahibe verir;
el-Basîr — Her Şeyi Bütün İncelikleriyle Gören
Mânâ. el-Basîr, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "görmeye konu olan şeyleri bütün özellikleriyle idrak edip gören" demektir. Bu görme, insanların ihtiyaç duyduğu fiziksel, fizyolojik veya psikolojik şartlara bağlı değildir. Kelâm âlimleri, bu ismin Allah'ın sübûtî sıfatlarından olduğunu ve ilim sıfatını teyit ettiğini belirtir. Zira O'nun görmesi, en gizli ve karmaşık durumları dahi bütünüyle kuşatır. Şa'rânî'nin ifadesiyle, “O, karanlıklar içinde renkleri, bir suya karışan diğer bir suyu görür. Ne karışmışlık, ne karanlık, ne aşırı aydınlık ve ne de madde engeli O’nun görme idrakini perdeleyebilir.”
Etimoloji. İsim, Arapça ب-ص-ر (b-s-r) kökünden gelen ve “görmek, bilmek, sezmek” anlamlarına sahip olan basar mastarına dayanır. Basîr, bu kökten türetilmiş bir sıfattır.
Basîr ve Mübsır Nüansı. Kelâm âlimleri, Basîr ile aynı kökten gelen Mübsır arasında bir anlam farkı olduğuna dikkat çekerler. Kādî Abdülcebbâr'a göre Basîr, Allah'ın görmeye konu olan her şeyi idrak ettiğini ifade eden ezelî bir sıfattır; yani görebilme niteliğini belirtir. Mübsır ise "görülebilecek şeyleri var oldukları zaman gören" anlamına gelir ve fiilî olarak görme eylemini ifade eder. Buhârî de Basîr'in “kalp gözüyle görmek” yani “bilmek ve sezmek”, Mübsır'ın ise “gözle görmek” anlamına geldiğini belirtmiştir.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Basîr. Kur'an'da "basîr" kelimesi elli bir âyette geçer ve bunların kırk ikisinde doğrudan Allah'ın bir sıfatı olarak kullanılır. Bu ayetlerin çoğunda, Allah'ın kullarıyla olan ilişkisini ve O'nun her şeyi kuşatan gözetimini vurgulamak üzere "kullarını gören", "yaptıklarınızı gören" gibi ifadelerle yer alır. On âyette ilimle ilgili olan Semî' (işiten), beş âyette de Habîr (her şeyden haberdar olan) ismiyle birlikte zikredilerek Allah'ın mutlak bilgisi ve farkındalığı pekiştirilir. Ayrıca Kehf sûresinin 26. âyetinde "O ne mükemmel görendir!" anlamında bir taaccüp (hayret) ifadesiyle Allah'ı niteler. Kur'an, Allah'ın görme sıfatını ifade etmek için ayrıca nazar (bakmak) ve rü'yet (görmek) köklerinden türeyen kelimeleri de kullanır.
Anlamca yakın isimler. Alîm, Habîr, Semî'.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Basîr, kelâm literatüründe sübûtî sıfatlar içinde yer alır ve Allah'ın Hay (diri) olmasının zorunlu bir sonucu kabul edilir. Zira hayat sahibi bir varlığın işitme ve görme gibi yetkinlik sıfatlarından yoksun olması düşünülemez. Bu ismi idrak eden bir mü'min, gizli veya açık yaptığı hiçbir şeyin Allah'ın bilgisinden ve gözetiminden kaçmayacağını bilir. Allah'ın her an her şeyi gördüğü inancı, kişiyi davranışlarında daha dikkatli olmaya, günahlardan kaçınmaya ve sürekli bir iç denetim (murakabe) halinde yaşamaya sevk eder. Bu, ilâhî gözetimin insana kazandırdığı en temel ahlâkî ve mânevî bilinçtir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Basîr" maddesi