el-Alîm
el-Alîm (Alim) (Her şeyi bilen). Üç kaynak Alîm'i "her şeyi bilen ilâhî ilim" ekseninde birleştirir. Mesnevî, Alîm'i hem âlemin hikmetini teminat altına alan (Alîm ve Hakîm, şerri de bilir), hem kulun zâhir ve bâtınını kuşatan, hem de kâmilin nazarında zuhûr eden isim olarak açar. Füsûs, Alîm'i ilim sıfatı
el-Alîm — Her Şeyi En Mükemmel Şekilde Bilen
Mânâ. el-Alîm, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "zaman ve mekân sınırı olmaksızın küçük büyük, gizli açık her şeyi en mükemmel şekilde bilen" demektir. Allah'ın ilim sıfatı, "gerek duyular âlemine gerek duyu ötesine ait bütün nesneleri ve olayları bilmesi" şeklinde tanımlanır. Kelâm âlimi Ebû Abdullah el-Halîmî, bu ismi "yaratılmışların duyu ve akıl yoluyla kavradıkları ve kavrayamadıkları şeyleri, akıl ve duyudan bağımsız şekilde idrak eden" olarak açıklar. Kur'an'da sıkça geçen "Allah her şeyi bilendir" (el-Bakara 2/231) gibi ifadeler bu mânâyı pekiştirir.
Etimoloji. İsim, Arapça ع-ل-م (a-l-m) kökünden gelen ve "bir şeyi gerçek mahiyetiyle bilmek, hakikatini idrak etmek" anlamındaki ilm mastarından türemiştir. Alîm, bu kökten gelen ve mübalağa (abartı, pekiştirme) ifade eden bir sıfattır.
Âlim, Alîm, Allâm Nüansı. Kur'an-ı Kerîm'de Allah'ın ilmini ifade etmek için farklı kalıplar kullanılır. Kelâm âlimlerine göre Alîm, Âlim'den daha vurgulu ve kapsamlı bir anlam içerir. Âlim ismi hem insanlar (A'râf 7/109) hem de Allah için ("gaybı bilen" anlamında âlimü'l-gayb terkibinde) kullanılırken, Allâm ("en iyi bilen" anlamında) sadece Allah'a nisbet edilir (allâmü'l-guyûb). Ayrıca, "en iyi bilen" mânâsındaki A'lem kelimesi de Allah için kullanılır ancak bu, bir karşılaştırma değil, O'nun ilminin benzersiz ve mutlak olduğunu ifade eder. Buna karşın Muallim (öğreten) isminin Allah için kullanılamayacağı hususunda ittifak vardır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Alîm. Alîm ismi Kur'an'da en sık "Semî'" (her şeyi işiten) ve "Hakîm" (her işi hikmetli olan) isimleriyle birlikte kullanılır. Ayrıca bazı âyetlerde doğrudan Allah'ın ismi olarak tek başına veya başka isimlerle geçer. Doğrudan isim olarak geçtiği bazı yerler şunlardır:
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | En'âm 6/96 | el-Azîzü'l-Alîm — "Azîz" ismiyle |
| 2 | Yâsîn 36/38 | el-Azîzü'l-Alîm — "Azîz" ismiyle |
| 3 | Zuhruf 43/9 | el-Azîzü'l-Alîm — "Azîz" ismiyle |
| 4 | Tahrîm 66/3 | el-Alîmü'l-Habîr — "Habîr" ismiyle |
Tek başına kullanıldığında ise "Allah yüreklerdeki sırları bilendir" (Âl-i İmrân 3/119) gibi âyetlerde fiil gibi işlev görerek bir nesne (mef'ul) alabilir.
Anlamca yakın isimler. Habîr, Hasîb, Şehîd, Vâsi', Latîf, Muhsî, Muhît. el-Alîm, bu isimlerin ifade ettiği bütün anlamları kuşatan daha genel bir nitelik taşır.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Allah'ın ilmi ile insanın bilgisi arasında mutlak bir fark vardır. Fahreddin er-Râzî'nin belirttiği gibi, Allah'ın ilmi ezelîdir, sonradan elde edilmemiştir, değişmez ve sınırsızdır. İnsanın bilgisi ise sınırlı, sonradan öğrenilen ve unutulabilen bir niteliktedir. Gazzâlî'ye göre, varlıklar Allah'ın ilmine tâbidir; yani Allah bildiği için varlıklar o şekildedir. İnsanın bilgisi ise varlığa tâbidir; yani varlık o şekilde olduğu için insan öyle bilir. Bu ismi idrak eden mü'min, gerçek ve mutlak ilim sahibinin yalnızca Allah olduğunu anlar. İnsana verilen akıl, duyular ve öğrenme kabiliyeti, el-Alîm isminin bir tecellisidir ve bilginin nihai kaynağının Allah olduğu şuurunu pekiştirir. Bu şuur, kişiyi hem alçakgönüllülüğe hem de sürekli olarak doğru bilgiyi aramaya sevk eder.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Alîm" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.
Bilgiler
- tr
- Her şeyi bilen
- esma
- true
- arabic
- domain
- tasavvuf
- esmaNo
- 19