es-Semî'
es-Semî' (Semi') (Her şeyi işiten). Üç kaynak Semî'i hep Basîr ile birlikte ve tevhîd ekseninde okur. Mesnevî onu zâlimin hilesini boşa çıkaran, halk mertebelerinde zâhir olan ve yaratıcıdan ayrılmaz bir mânevî sıfat olarak açar. Füsûs, "es-Semî' ancak Hak'tır" hasrıyla işitmeyi tek bir sahibe verir; aynı â
es-Semî' — İşitilmeye Konu Olan Her Şeyi Eksiksiz İşiten
Mânâ. es-Semî', Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup “işitilmeye konu teşkil eden her şeyi işiten” demektir. Bu işitme, insanlarınki gibi bir organa, mesafeye veya herhangi bir araca bağlı değildir. Allah için gizli ile âşikâr, fısıltı ile haykırış arasında fark yoktur; O, her şeyi aynı şekilde, eksiksiz ve sürekli olarak işitir.
Etimoloji. İsim, Arapça س-م-ع (s-m-ʿ) kökünden gelen sem‘ mastarına dayanır. Bu kök, sözlükte “işitmek, duymak, anlamak, bir dileği kabul etmek, duyurmak” gibi anlamlara gelir. Semî‘ kelimesi, bu kökten türeyen ve “işiten” anlamına gelen mübalağalı bir sıfattır.
Anlam Boyutları. Kelâm ve tasavvuf âlimleri, es-Semî' isminin üç temel anlam boyutu üzerinde durur:
- Zâtî Sıfat Olarak İşiticilik: Bu, Allah’ın zâtıyla kāim olan ezelî işitme sıfatıdır. İşitilecek bir sesin varlığına bağlı değildir. Gazzâlî'nin ifadesiyle, Allah gece karanlığında büyük bir kayanın üzerindeki siyah karıncanın kımıldayışını dahi duyar. Bu anlamda Semî', O'nun her şeyi kuşatan ilminin bir tezahürüdür.
- İşittiren (el-Müsmi'): İsim, Allah'ın dilediğine dilediği şeyi işittirmesi, yani duyurması anlamına da gelir. Kur'an'da sem' kökünün bu anlamda kullanıldığı yerler mevcuttur (bk. Enfâl 8/23).
- Duaları Kabul Eden: es-Semî' isminin en yaygın anlamlarından biri de “dilek ve niyazları kabul eden”dir. Namazda rükûdan kalkarken söylenen “Semiallāhü li-men hamideh” (Allah, kendisine hamd edeni işitti/kabul etti) ifadesi ve Kur'an'daki “semîu’d-duâ” (duayı işiten) terkibi bu anlama işaret eder.
Kur'an-ı Kerîm'de es-Semî'. “Semî‘” ismi, Kur'an-ı Kerîm'de 45 defa Allah'a izafe edilmiştir. Bu ayetlerin 32'sinde Alîm (her şeyi bilen), 10'unda Basîr (her şeyi gören) ve birinde Karîb (yakın olan) ismiyle birlikte zikredilir. Bu birliktelikler, Allah'ın işitmesinin bilme ve görme sıfatlarıyla olan yakın ilişkisini vurgular. İki ayette ise “duayı işiten/kabul eden” anlamında “semîu’d-duâ” terkibiyle geçer.
Anlamca yakın isimler. Basîr, Alîm, Habîr, Karîb.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Kelâm ilminde genellikle zâtî-sübûtî sıfatlardan sayılan es-Semî', “işittiren” veya “kabul eden” anlamlarıyla ele alındığında fiilî sıfatlar grubuna dahil olur. Bu ismin Kur'an'da sıkça Alîm ismiyle birlikte gelmesi, Allah'ın işittiği her şeyin mahiyetini ve gereğini de en iyi şekilde bildiğini gösterir.
Bu ismi idrak eden mümin, her sözünün ve hatta aklından geçenlerin dahi Allah tarafından işitildiği bilinciyle yaşar. Bu şuur, onu kötü ve boş sözlerden alıkoyar, dilini ve kalbini korumaya sevk eder. Kuşeyrî'nin belirttiği gibi, kul kendisine yöneltilen haksızlıkları ve iftiraları Mevlâ'sının işittiğini bildiğinde, intikam peşinde koşmak yerine O'na sığınır. Çünkü bilir ki, en samimi duaları, tövbeleri ve yakarışları duyan ve onlara karşılık verecek olan yalnızca es-Semî' olan Allah'tır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Semî'" maddesi · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ · Kuşeyrî, et-Taḥbîr fi’t-teẕkîr.