Mesnevî-i Şerîf'te er-Rakîb
Bu isim, verilen Mesnevî pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.
Füsûsu'l-Hikem'de er-Rakîb
İbn Arabî, Rakîb ismini Kelime-i Îseviyye'de tek bir âyetin ince diziliş sırrı üzerinden okur: Îsâ'nın (a.s.) "Sen onların üzerine Rakîb idin" (Mâide, 5/117) sözündeki kelime sırası, kulun gözetilmesiyle Hakk'ın gözeticiliği arasındaki edebi gösterir.
Îsâ ref'edilince gözeticilik Hakk'a kalır. Fass, Îsâ'nın şâhidlikten Rakîb'e geçişini onun "müteveffâ kılınması" (kabz/yukarı alınması) ile açıklar:
"Vaktâ ki Sen beni müteveffâ kıldın dedi, ya'ni beni kendine ref'ettin ve beni mertebe-i şehâdetinden mertebe-i gaybına ref'etmekle, onları benden ve beni de onlardan hicâb ve perde arkasına düşürdün." (Kelime-i Îseviyye)
Îsâ, ümmetinin arasında bulundukça onlara "şehîd" (gözüyle gören şâhid) idi; aralarından alınınca artık onları gözeten Rakîb yalnız Hak kalır. Bu yüzden âyette Îsâ kendi şâhidliğini "ben onların arasında dâim oldukça" kaydıyla sınırlar; gözeticiliğin sürekli sahibi olarak Hakk'ı bırakır. Rakîb burada her an gören, hiçbir hâli gözünden kaçırmayan ismi olarak yalnız Hakk'a yakışan bir vasıftır.
Rakîb isminin sıralamada öne geçişi Rablığın hakkıdır. Fass'ın asıl üzerinde durduğu nükte, âyetteki kelime dizilişidir:
"Sen onların üzerine Rakîb idin sözünde Hakk'ı ümmetine takdîm etmişti... ümmetine dönen onlar zamîrini, Hakk'a dönen Rakîb isminden sonra zikretti. Çünkü Rab, rubûbiyyet mertebesiyle önceliğe lâyıktır." (Kelime-i Îseviyye)
Demek Îsâ, kendi şâhidliğini anarken "onlar" zamîrini öne aldı; ama gözeticiliği Hakk'a verirken Rakîb ismini öne, "onlar"ı sonraya koydu. Bu küçük sıra farkı edebî bir incelik taşır: kul söz konusu olduğunda Hak ile bir tutulamaz, gözeten ile gözetilen aynı mertebede anılamaz. Rakîb, rütbece her şeyin önündedir. Fass bu yüzden âyetin "Sen Hakîm olan Azîz'sin" (Mâide, 5/118) ile bitişini de aynı tek mânânın tamamlayıcısı olarak okur: gözeten Rakîb, aynı zamanda hükmünde Hakîm, kudretinde Azîz'dir.
Terzibaba Külliyatında er-Rakîb
Bu isim, verilen Terzibaba pasajlarında müstakil bir başlıkla işlenmez.
Değerlendirme
Rakîb, her an gören ve gözeten anlamıyla yalnız Hakk'a yakışan bir isimdir. Füsûs bunu Îsâ'nın (a.s.) dilinden bir âyetin diziliş sırrıyla açar: kul aralarından alınınca gözeticilik tümüyle Hakk'a kalır; ve Rakîb isminin cümlede öne geçişi, Rablığın kul karşısındaki önceliğini gösterir. Esasen gözeten ile gözetilen aynı mertebede anılamaz. Bu ismi gözetenin aynı zamanda gören oluşu yönüyle sehid ve basir, gözetimin kuşatıcılığı yönüyle muhsi ile birlikte okumak gerekir.