İçeriğe atla

eş-Şehîd

eş-Şehîd (Sehid) (Her şeye şâhit). Üç kaynak eş-Şehîd'i kelimenin kökünden — "şâhid olmak, görmek, hazır bulunmak" — okur ve onu can vermekten önce bir görüş mertebesine bağlar. Mesnevî, asıl şehâdetin cihâd-ı ekberde, nefse şâhit olup onu aşmakta kazanıldığını söyler. Füsûs, İsâ (a.s.)'ın âyetinden hareket

eş-Şehîd — Her Şeyi Gözetip Bilen ve Hiçbir Şey Kendisine Gizli Kalmayan

Mânâ. eş-Şehîd, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup “her şeyi gözetlemiş gibi bilen, hiçbir şey ilminden gizli kalmayan” demektir. Âlimler, şehîd isminin temel anlamının “bilen” olduğu ve “şâhid” (tanık) kelimesinden daha zengin bir içeriğe sahip bulunduğu hususunda birleşir. Râgıb el-İsfahânî, şehâdetin temelinde duyularla veya sezgiyle elde edilen bir bilginin ifadesi olduğunu belirtir. Gazzâlî ise Allah'ın ilmini ifade eden isimler arasında bir ayrım yapar: İlim mutlak olarak düşünüldüğünde Alîm, gizli ve içsel hususlara nispet edildiğinde Habîr, görünen ve dışa yansıyan konulara izafe edildiğinde ise Şehîd ismi kullanılır. Bu bakımdan Şehîd, özellikle görünen âlemdeki her şeye tanıklık eden, her şeyi müşahede eden ve bilen anlamına gelir.

Etimoloji. İsim, Arapça ش-ه-د (ş-h-d) kökünden gelen ve “bir şeyin mahiyetine vâkıf olmak, onu bilmek, sözle ifade etmek” anlamındaki şehâdet mastarından türemiştir. Şehîd, bu kökten gelen bir sıfat olup “kesin olarak bilen ve bildiğini haber verme konusunda güvenilen” kimseyi ifade eder.

Kur'an-ı Kerîm'de eş-Şehîd. Kur'an'da "şehîd" ismi Allah'a nispet edilerek on dokuz defa zikredilir. Bunun yanı sıra, aynı kökten gelen kavramlar da Allah için kullanılır: Yedi âyette fiil kalıplarıyla, iki âyette "şâhid" (tanık) ismiyle ve bir âyette de ism-i tafdîl ile “en büyük şâhid” (ekberu şehâde) şeklinde geçer. Ayrıca, on âyette geçen ve "gizliyi de açığı da bilen" anlamına gelen “âlimü’l-gaybi ve’ş-şehâde” ifadesi, Şehîd isminin mânâsını dolaylı olarak pekiştirir.

Anlamca yakın isimler. Alîm, Basîr, Habîr, Muhsî, Müheymin, Rakīb, Semî‘.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Şehîd ismi, Allah’ın ilminin sadece gizli olanı (gayb) değil, aynı zamanda açık ve görünür olanı da (şehâdet âlemi) kuşattığını ifade eder. O, yarattığı her şeyin her anına tanıklık eder; hiçbir şey O'nun bilgisi ve gözetimi dışında kalmaz. Bu tanıklık, âhirette insanların dünyadaki amelleri hakkında şahitlik etmesi şeklinde de anlaşılmıştır. Bazı âlimler, ismin “kendisine şahitlik edilen” (meşhûd) anlamını da taşıyabileceğini, zira müminlerin O’nun birliğine tanıklık ettiğini belirtmiştir. Bu ismi idrak eden bir mümin, yaptığı her işin, söylediği her sözün ve aklından geçen her düşüncenin mutlak bir şahidi olduğunu bilir. Bu bilinç, kişiyi gizlide ve açıkta tutarlı olmaya, samimiyete ve Allah'ın kendisini sürekli gördüğü inancıyla (ihsan) yaşamaya sevk eder.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Şehîd" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ.

Bilgiler

tr
Her şeye şâhit
esma
true
arabic
domain
tasavvuf
esmaNo
50
Bilgi Haritasinda Gor