Hz. İlyâs (a.s.)
Hz. İlyâs (a.s.), Kur'ân-ı Kerîm'de adı geçen mübarek peygamberlerden biridir. Tasavvufî irfan geleneğinde, özellikle İbn Arabî Hazretleri'nin Füsûsu'l-Hikem eserinde, Hikmet-i Înasîyye ile anılır ve bu hikmetin sırlarını taşıyan müstesna bir şahsiyettir. Terzibaba geleneğinde ise onun velâyet sırları, özellikle Hz. Hızır ile olan aynîyet sırrı ve ruhânî yükselişiyle önemli bir yer tutar. Dijital kütüphanemizde onun derinlikli manevî mirasına dair pek çok kıymetli esere rastlamak mümkündür.
Kur'ân-ı Kerîm'deki Yeri
Hz. İlyâs (a.s.) ismi Kur'ân-ı Kerîm'de özellikle Sâffât Sûresi'nde zikredilir. Bu sûrede, Nûh, İbrâhim, İsmâil, İshak, Mûsâ ve Hârûn gibi ulu'l-azm peygamberlerle birlikte anılır ve Allah'ın onları yardımıyla desteklemesi, putperestlerin bâtıl inançlarını eleştirmesi bağlamında hayat hikâyesinin ibretli yanları anlatılır. (Sâffât, 37/123-132). Ayrıca En'âm Sûresi'nde de diğer peygamberlerle birlikte adı geçmektedir:
"Zekeriyyâ'yı, Yahyâ'yı, Îsâ'yı ve İlyâs'ı da doğru yola iletmiştik. Onların hepsi sâlihlerdendi." (En'âm, 6/85)
Bu âyetlerde Hz. İlyâs'ın peygamberlik silsilesindeki mübarek konumu ve sâlih kullardan oluşu vurgulanır. Kur'ânî kıssaları, tasavvufî iç okumada, nefsin putlarını kırarak Hakk'a yönelişin, bâtıl inançlardan arınıp tevhide ermenin birer numunesi olarak idrak edilir.
Füsûsu'l-Hikem'deki Fassı ve Hikmeti
Muhyiddin İbn Arabî Hazretleri, Füsûsu'l-Hikem adlı eserinde her bir peygambere özgü bir hikmet türü tahsis etmiştir. Hz. İlyâs (a.s.) için tahsis edilen fass, "Kelime-i İlyâsiyye'de Mündemic Olan Hikmet-i Înasîyye'nin Beyânındadır" başlığını taşır. Hikmet-i Înasîyye, "ünsiyet hikmeti" veya "yakınlık hikmeti" olarak anlaşılabilir. Bu hikmet, insanın ruhânî ve cismânî varlığının, yani iki âlemin bir berzah gibi kendisinde toplanmasının sırrını ifade eder.
İbn Arabî Hazretleri, Hz. İlyâs'ın ruhânî mizacının melekî sûretlere, cismânî mizacının ise beşerî sûretlere meylettiğini belirtir. Bu durum, onun hem göklerin hem de yerin sırlarını kendinde cem etmesi anlamına gelir. En'âm Sûresi'ndeki bir atıfta bu durum şöyle açıklanır:
"Hz. İlyâs iki sureti cami' ve iki âlem arasında berzahıyyetle zahir oldu. İlyas (as) da hem ruhaniyet, hem cismaniyet olduğundan bunların ikisini de birbirinin üstüne geçirtmeden hakkıyla kullandığından..." (En'âm Sûresi, Bölüm 1)
Bu, Hz. İlyâs'ın hem ruhânî yüceliklere vâkıf olması hem de beşeriyetin hallerini hakkıyla idrak etmesiyle, tenzih ve teşbihin Cem makamında buluştuğu bir kemâlât mertebesini temsil ettiğini gösterir.
Terzibaba Geleneğinde Hz. İlyâs (a.s.)
Terzibaba geleneğinde Hz. İlyâs (a.s.)'ın konumu, özellikle Hz. İdrîs (a.s.) ile olan manevî aynîyeti ve Hz. Hızır ile olan kadim buluşmaları üzerinden ele alınır. Terzibaba, Hz. İlyâs'ın mekân-ı âliyyeye ref edildiğini, yani Cenâb-ı Hakk tarafından yüce bir makama yükseltildiğini ifade eder. Bu yükseliş, onun hem ruhânî hem de cismânî varlığının bir sırrını taşır.
Terzibaba'nın aktarımlarında, Hz. İlyâs'ın İdrîs (a.s.) ile aynîyeti vurgulanır. Bu aynîyet, sadece isim benzerliği veya makam yakınlığı değil, aynı zamanda manevî bir sırra işaret eder.
"1.Paragraf : İlyâs İdrîs (a.s.) dır. Allah Teâla onu mekân-ı aliyye ref etti." (TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, Bölüm 1)
Bu ifade, Hz. İlyâs'ın âlem-i şehâdetten âlem-i gayba yükselişini, ruhânî bir boyut kazanmasını anlatır. Onun Cebel-i Lübnan'da ateşten bir at sûretiyle âlem-i gayba intikal edişi de bu ruhânî yükselişin sembolik bir anlatımıdır. Bu durum, sâlik için nefs mertebelerinden arınıp ulvî mertebelere yükselişin bir işareti olarak sunulur.
Terzibaba, Hz. İlyâs'ın hikmetine vâkıf olmak isteyenlere önemli bir yol gösterir:
"Kim ki, İlyas (a.s.) ın hikmetine vâkıf olmak isterse, aklının hükmünden, ya’ni semâdan nefs ve duygular mahalline, yani arza tenezzül etsin..." (Altı Peygamber - Hz.Musa (a.s) Kelimullah, Bölüm 1)
Bu sözler, kuru akıl yürütmeyle değil, nefsin hallerini idrak ederek, yani kendi iç dünyasına yönelerek hakikate ulaşılabileceğini anlatır. Semâdan arza tenezzül, ilâhî ilmin ulvî mertebelerinden beşerî algıya indirgenerek hakikatin yaşanması ve idrak edilmesi anlamına gelir. Bu, tasavvuf yolunda hem zâhir hem bâtın ilmine vâkıf olmanın gerekliliğini vurgular.
Hz. Hızır (a.s.) ile olan buluşmaları da Terzibaba geleneğinde müstesna bir yer tutar. Hıdırellez geleneği, bu iki mübarek şahsiyetin buluştuğu gün olarak anılır ve baharın başlangıcını, yeşilliği ve ilâhî varlığa hazır olmayı sembolize eder. Bu buluşmalar, sâlik için feyiz ve bereketin tecellî ettiği, manevî yenilenmenin yaşandığı anları ifade eder.
"Hızır ile İlyas, her sene Hac mevsiminde buluşurlar, her biri diğerinin başını tıraş eder, bu duayı okurlar ayrılırlar: Bismillahi maşe Allahu la yesukul hayra illalahu, Bismillahi maşe Allahu la yesrifüs..." (Tuhfetu'l-Uşşâkî, Bölüm 1)
Bu rivayet, Hızır ve İlyâs (a.s.)'ın sürekli manevî bir irtibat içinde olduğunu, her buluşmalarının bir arınma ve yenilenme vesilesi olduğunu gösterir. Bu durum, tasavvuf yolunda mürşit ve müridin sürekli manevî alışverişini, her daim yenilenme ve arınma çabasını hatırlatır.
Kavramlar Ağında Hz. İlyâs (a.s.)
Hz. İlyâs (a.s.)'ın manevî şahsiyeti, İrfan ve Hikmet kavramlarıyla derin bir ilişki içindedir.
-
İrfan: Hz. İlyâs'ın temsil ettiği Hikmet-i Înasîyye, kuru bilgiden öte, Cenâb-ı Hakk'ın varlık sırlarını idrak etme, ruhânî ve cismânî âlemler arasındaki berzahıyyeti anlamadır. Bu, kalple bilme ve yaşama hâli olan irfanın ta kendisidir. Onun hikmetine vâkıf olmak için "akıldan nefs ve duygular mahalline tenezzül etmek" gerektiği ifadesi, irfanın zâhirî aklın sınırlarını aşan bir idrak olduğunu gösterir.
-
Hikmet: İbn Arabî'nin ona tahsis ettiği Hikmet-i Înasîyye, Hz. İlyâs'ın hem melekî âlemlerle hem de beşerî âlemlerle olan irtibatını, yani tenzih ve teşbihin hikmetini içerir. Bu hikmet, varlığın zuhûr mertebelerindeki incelikleri, Hakk'ın her şeyde tecellî edişini idrak etme bilgisidir. Onun İdrîs (a.s.) ile olan aynîyet sırrı da, ilâhî hikmetin farklı peygamberler üzerinden nasıl tecellî ettiğini gösterir.
Kütüphanedeki Kaynaklar
Hz. İlyâs (a.s.) hakkında dijital kütüphanemizde yer alan bazı önemli kaynaklar şunlardır:
- TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları — Terzibaba - Necdet Ardıç: Bu eser, Terzibaba'nın Hz. İlyâs'a dair özgün yorumlarını, özellikle İdrîs (a.s.) ile olan manevî aynîyetini ve mekân-ı âliyyeye ref edilişini detaylıca anlatır.
- Kelime-i İlyâsiyye — Muhyiddin İbnü'l-Arabi: Füsûsu'l-Hikem'in bu fassı, Hz. İlyâs'ın temsil ettiği Hikmet-i Înasîyye'nin derinliklerini, onun ruhânî ve cismânî varlığının sırlarını açığa çıkarır.
- Sâffât Sûresi: Kur'ân-ı Kerîm'deki bu sûre, Hz. İlyâs'ın peygamberlik mücadelesini ve tevhîd davetini anlatarak, onun Kur'ânî konumunu gözler önüne serer.
- En'âm Sûresi: Hz. İlyâs'ın diğer peygamberlerle birlikte anıldığı bu sûre, onun sâlih kullardan oluşunu ve manevî yüceliğini teyit eder.
- İzmir İrfan Sohbetleri CD 2 (2000) — Terzibaba - Necdet Ardıç: Bu sohbetlerde, Hz. İlyâs'ın Hz. Hızır ile olan ilişkisi ve Hıdırellez geleneğinin manevî anlamları üzerinde durulur.
- Tuhfetu'l-Uşşâkî — Terzibaba - Necdet Ardıç: Bu eser, Hz. Hızır ve Hz. İlyâs'ın her sene Hac mevsiminde buluşmaları ve okudukları dua gibi rivayetlere yer vererek, onların manevî irtibatını aydınlatır.
Değerlendirme
Hz. İlyâs (a.s.), Terzibaba öğretisinde yalnızca bir peygamber olarak değil, aynı zamanda ruhânî ve cismânî âlemlerin sırrını kendinde cem eden, Hikmet-i Înasîyye'nin taşıyıcısı olarak özel bir yere sahiptir. Onun hikayesi, nefsin putlarından arınma, ilâhî aşka ve tevhide ulaşma yolunda sâliklere bir rehber niteliğindedir. Hz. Hızır ile olan manevî buluşmaları ise, sürekli bir yenilenme ve ilâhî feyze açık olma hâlinin ehemmiyetini bizlere hatırlatır. Onun manevî izini sürmek, kendi içimizdeki irfan ve hikmet pınarlarını keşfetmek demektir.