Esmâ 79
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 245 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-MÜTEÂLÎ
En yüksek mertebeye sahip olan demektir.
Mevcut mertebelerin adedi kadar o mertebelerin sahipleri de vardır. Fakat bizim erişemediğimiz, gönlümüzün sarhoşluğu, ruhumuzun alabildiğine derinliği var ya, Hakk'ın nurunun menbağı da oradan doğar. Güneşin âleme nur ve hararet saçtığı gibi Hak Teala oradan bize nurunu dağıtır. Tabiî gafiller, o nura arka çevirenler herşeyin dışına bakar. Halbuki meyvaların çekirdeklerinde büyük bir ağaç gizlendiği gibi insanların da göremediği bilemediği idrak bile edemediği öyle yüksek makamlar vardır. Bundan evvel de zikrettiğimiz gibi yalnız içimize saklanmış batın değil zâhirde de ondan başka bir varlık yoktur. Hakikî bilen, gören o olduğu gibi bilinen, görülen de odur. "Sen çık aradan, kalsın yaradan" vecizesi solmayan bir gül gibidir.
Bununla varlıkları eyler kaim,
Çünkü kendisi alimdir alim,
İlmi ile yücelen MÜTEALİ'dir ancak.