Esmâ 78
Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 243 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)
EL-VALİ
Hakk'ın Hakk'a olan sevgi nurunun beraberce tarif edicisi demektir.
Buraya gelinceye kadar bazı nükte ve hikâyeleri izah ettiğimiz gibi; hazreti Allah'ın gönlümüze bir tecellisidir ki bizi ona doğru koşturur saf ve temiz aşkla yemeden, içmeden kesiliriz. Kendimizi ibadete veririz. Herkesin aynı yola düşmemesi için dünyanın da imarı icab ettiğinden ve kulların da istirahata ihtiyaçtan olduğundan gaflet yaratılmıştır ki istirahata, dinlenmeye vakit bulunsun.
Siz gönlünüzü saf ve temiz tuttunuz mu ve bu yolda çalıştınız mı onun kapısında bir melek sizin davetinize ve emrinize hazırdır. Oradan zât cennetine götürmek üzere emir almıştır, bize yol gösterecektir.
Gönlümüzdeki o muhabbet takazası rahimdeki ceninin hareketlerine benzer; gönlündeki o oynayış "bana gel" diyen bir sestir. Davettir. Türkçe ezandır, sevgili nurdur ki bütün benliğimizi, vücudumuzu istilâ edecektir. Onun yerleştiği, konaklandığı yerde başka misafir olmaz. Hatta siz de yoksunuz.
İnsanlar birbîrlerinde gaip olduklarında, az bir zaman sonra yorgunluk, hurdalık, cenabetlik kalır. Ama bu kudsi gaip oluşta ter-ü taze bir kuvvet ve değişim. Bedî bir hayat vardır. Kuvvetiniz eksiltilmez, artar. Başarınızın nuru basiret nurunun yanında sönük kalır. Güneş doğunca lambaların, yıldızların, ayın sönüp gaip olması gibi.
Hani bir ava avının peşinde koşar avlanır ya, halbuki hakikatte av onu peşin peşin avlamıştır. Peşinde koşturmuştur. O bize tenezzül de bulmazsa, kendini göstermezse, biz de onu görecek göz mü var?
Hiç boşa gitmez edersen gayreti,
Anla artık ondaki hayreti,
Bütün siyaseti yapan VALİ'dir ancak.
Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.
Mesnevî-i Şerîf'te el-Vâlî
Bu isim Mesnevî şerhinde müstakil bir başlıkla işlenmez; aşağıdaki Füsûs ve Terzibaba okumaları ismin yükünü taşır.
Füsûsu'l-Hikem'de el-Vâlî
İbn Arabî'nin esmâ tasnifinde Vâlî müstakil bir fasıl almaz; ismin kök anlamı Kelime-i Şîsiyye'de bir lugat nakliyle geçer.
Vâlî, idare eden ve hâkim olandır. Şît (a.s.) faslı, Âsım Efendi'nin Kāmûs tercümesinden ismin kökünü nakleder:
"Velâ... 'emîr ve vâlî olmak' ma'nâsına; ve... 'beylik ve hâkimlik ve pâdişâhlık' ma'nâsına." (Kelime-i Şîsiyye)
Demek vâlî sözcüğü, bir yeri yöneten, hüküm yürüten kimseyi anlatır — "vilâyet ve eyâlet" de aynı kökten gelir. İsim Hakk'a nisbet edildiğinde, kâinatın tümünü idare eden, üzerinde hüküm yürüten yegâne yönetici anlamına bürünür. Beylik, hâkimlik, pâdişâhlık — bütün bu idare manaları O'nun mülkündeki gerçek karşılığını bulur.
Terzibaba Külliyatında el-Vâlî
Terzibaba, Vâlî ismini Ra'd ve Secde sûresi şerhlerinde işler ve onu "Allah'tan başka gerçek yönetici yoktur" tevhîdine bağlar.
Hakiki Vâlî yalnız Allah'tır; başka yönetici O'na muhtaçtır. Ra'd Sûresi şerhi bunu açıkça koyar:
"Hakiki Vâlî: Allah mutlak yöneticidir. Velî abdlar dahi kendi başlarına yardım edemez; onların tüm desteği Allah'ın iznine bağlıdır." (Ra'd Sûresi)
Demek velî kullar bile kendi başlarına bir iş göremez; onların yardımı da O'nun izniyledir. Âyetteki "min dûnihî" ifadesi "Allah'ın dışında ve O'ndan bağımsız" demektir; bu yüzden O'ndan başka hakiki yönetici ve kurtarıcı yoktur. Aynı şerh bunu kulun iç hâline indirir: "İnsan Allah'tan yüz çevirdiğinde, kendi iç dünyasında boşluk ve huzursuzluk yaşar. Kalp, Allah'tan başkasına yöneldiğinde güvenliğini kaybeder." Vâlî'yi tanımak, dayanağı tek yere koymaktır; kalbin huzuru, idareyi gerçek sahibine teslim etmektedir.
Vâlî, velî ve koruyucu manalarıyla bir aradadır. Secde Sûresi şerhi, Kur'ân'daki kullanımı toparlar: "Kur'ân-ı Kerîm'de yirmiyi aşkın âyette (bir yerde 'vâlî') Allah'a nisbet edilerek O'nun müminlerin dostu, koruyucusu olduğu bildirilmekte..." İsim "nasîr" (yardımcı) ve "vâkī" (koruyan) sıfatlarıyla yan yana gelir. Böylece Vâlî yalnız uzaktan idare eden bir hükümdar değil; aynı zamanda kulunu koruyan, ona yâr olan bir dosttur.
Değerlendirme
Vâlî, kâinatı idare eden, üzerinde hüküm yürüten yegâne yöneticidir. Füsûs ismin kök anlamını — emîrlik, hâkimlik, pâdişâhlık — bir lugat nakliyle verir. Terzibaba ise bunu tevhîde bağlar: hakiki yönetici yalnız Allah'tır, velî kullar bile O'nun iznine muhtaçtır; O'ndan yüz çeviren kalp huzurunu kaybeder. İsim aynı zamanda koruyucu ve yardımcı manalarını taşır, böylece idare hem hüküm hem şefkattir. Bu ismi veli ile yakın, hüküm ve mülk yönünü malik-ul-mulk ve hakem ile birlikte okumak gerekir.