İçeriğe atla

el-Hakem

el-Hakem (Hükmeden). Üç kaynak el-Hakem'i tek bir mânâda toplar: her şeyi kendi hakikatine göre ayıran, hakkını veren, kesin hükmü koyan isim. Mesnevî, bu hükmü fiilî bir ayırma olarak gösterir — deniz suyu ve ateş, hak ehlini bâtıl ehlinden ayıran birer hakem olur; hüküm, herkesi tâbi olduğu şeyin

el-Hakem — Bilgisi ve Adaletiyle Nihâî Hükmü Veren

Mânâ. el-Hakem, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "bilgisi ve adaletiyle nihâî hükmü veren, haklı ile haksızı ayırıp mutlak adaleti gerçekleştiren" demektir. İslâm âlimleri, bu ismin temel anlamının zulme ve fesada engel olmak, bunu sağlamak için söz ve fiil ile müdahalede bulunmak olduğunu belirtir. Hakem, verdiği hüküm bağlayıcı olan ve hükmetmede üstün maharet sahibi olan zâtı ifade ederken, hâkim kavramı daha genel bir yargıda bulunma anlamı taşır. Abdülkāhir el-Bağdâdî gibi bazı âlimler, hakem isminin kanun koyma yetkisini de içerdiğini ve bu vasfın mutlak anlamda yalnızca Allah'a mahsus olduğunu vurgular.

Etimoloji. İsim, Arapça ح-ك-م (h-k-m) kökünden türemiştir. Bu kök, sözlükte "iyileştirmek amacıyla menetmek, düzeltmek, hükmetmek" gibi anlamlara gelir. Hüküm, hâkim ve hakîm gibi kelimeler de aynı kökten türemiştir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Hakem. "el-Hakem" ismi, bu şekliyle Kur'an-ı Kerîm'de Allah'a doğrudan nispet edilmez. Ancak Tirmizî'nin rivayet ettiği esmâ-i hüsnâ listesinde yer alır. Kur'an'da "hüküm" kavramı ve türevleri Allah'a sıkça izafe edilir. Hüküm kökü çeşitli formlarda 210 defa geçer. Allah'ın hükümranlığı, "hâkimlerin en hayırlısı" anlamındaki "hayrü'l-hâkimîn" (3 âyet) ve "hüküm verenlerin en üstünü" manasındaki "ahkemü'l-hâkimîn" (2 âyet) gibi ifadelerle vurgulanır. Ayrıca, insanların kendi aralarındaki anlaşmazlıkları çözmek için hakem tayin etmesi (Nisâ 4/35) meşru görülmekle birlikte, mutlak ve nihâî hükmün yalnızca Allah'a ait olduğu belirtilir.

Anlamca yakın isimler. Adl, Hakîm, Kādir, Kavî, Mâni', Metîn, Muktedir.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Hakem isminin tecellisi, Allah'ın hem bu dünyada hem de ahirette mutlak adaletle hükmetmesidir. Dünyadaki dinî ve ahlâkî anlaşmazlıkların, hak ile batıl mücadelesinin nihâî çözümü O'nun hükmüne bırakılmıştır. Bu hükmün mutlak tecelligâhı, bütün sırların ortaya çıkacağı ve herkesin hak ettiğini eksiksiz alacağı ahiret günüdür.

Bu ismin anlamını idrak eden mü'min, mutlak hüküm ve kanun koyma yetkisinin yalnızca Allah'a ait olduğunu bilir. Nitekim Hz. Peygamber, kavmi içinde anlaşmazlıkları çözdüğü için "Ebü'l-Hakem" (Hüküm Verenlerin Atası) künyesiyle anılan bir sahâbîyi uyarmış ve "Hakem sadece Allah'tır" diyerek künyesini değiştirmiştir. Bu olay, beşerî alanda adalet dağıtmanın bir görev olduğunu ancak ilâhî bir otorite iddiasında bulunmanın yanlışlığını gösterir. Mü'min, hayatındaki her olayın Allah'ın adil hükmü ve takdiri çerçevesinde gerçekleştiğine inanır. Hz. Peygamber'in öğrettiği bir duada yer alan, "Benim için verdiğin hüküm daima geçerli, hakkımdaki kararın daima adaletlidir" (Müsned, I, 391) ifadesi, bu teslimiyetin en güzel örneğidir.

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Hakem" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.