el-Adl
el-Adl (Mutlak adalet). Üç kaynak Adl ismini "yerindelik" ve "celâlin korkutucu yüzü" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu zulmün zıddı, her şeyi lâyık yerine koyan kâinat kâidesi olarak tanımlar; fazl ile çift okur — fazl müjdeler, Adl korkutur. Füsûs, Adl'i Hakem ile birlikte "halkı ikiye ayıran" is
el-Adl — Her İşte ve Hükümde Mutlak Adalet Sahibi
Mânâ. el-Adl, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "her türlü aşırılıktan uzak, her şeyi yerli yerince yapan, her hükmü ve fiili tam adaletli olan" demektir. Kelime, hem "adalet" anlamında bir isim hem de "âdil" mânâsında bir sıfat olarak kullanılır. Allah'ın bu ismi, O'nun bütün fiillerinde zulümden ve haksızlıktan münezzeh olduğunu, yarattığı her şeyde ve koyduğu her kuralda tam bir denge, hakkaniyet ve doğruluk bulunduğunu ifade eder.
Etimoloji. İsim, Arapça ع-د-ل (a-d-l) kökünden gelen ve "doğru olmak, doğru davranmak, adaletle hükmetmek, eşitlemek" anlamlarına sahip bir masdardır. Bu kök aynı zamanda "orta yol, istikamet, denklik, bir şeyin karşılığı" gibi mânaları da içerir. Dolayısıyla el-Adl ismi, ifrat ve tefritten (aşırılıklardan) uzak, tam bir denge ve ölçü üzere olan mutlak adaleti belirtir.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Adl. "Adl" ismi, bu şekliyle Kur'an-ı Kerîm'de doğrudan Allah'a nispet edilmez. Ancak bu ismin geçtiği ve Allah'ın 99 ismini sayan Tirmizî rivayeti sahih kabul edilmektedir. Kur'an, Allah'ın mutlak adaletini "Adl" kelimesi yerine, anlamını pekiştiren farklı kavram ve ifadelerle vurgular:
- Allah'ın fiillerinde zulümden tenzih edildiği ve adaletle hükmettiği belirtilir.
- "Adl" ile anlamca yakın olan ve "adalet" mânâsındaki "kıst" kelimesi Allah'a izafe edilir (ör. Âl-i İmrân 3/18; Yûnus 10/4, 47, 54).
- "Ahkemü'l-hâkimîn" (hükmedenlerin en hikmetlisi/hükmü en sağlam olanı) (Hûd 11/45; Tîn 95/8) ve "hayrü'l-hâkimîn" (hükmedenlerin en hayırlısı) (A'râf 7/87; Yûnus 10/109) gibi terkiplerle O'nun hükmündeki üstün adalet ve isabet vurgulanır.
Anlamca yakın isimler. Kaynak metinde doğrudan bir liste verilmese de, metinde geçen "kıst" (adalet) ve "hâkimîn" (hükmedenler) ifadeleri, anlamca yakın olan el-Muksit (her işi denk ve ölçülü yapan, adaletle davranan) ve el-Hakem (mutlak hüküm sahibi, son kararı veren) isimlerini akla getirir.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Allah'ın el-Adl olması, kâinattaki fiziksel ve ahlâkî düzenin temelidir. O, hiçbir varlığa zerre kadar haksızlık etmez, her hak sahibine hakkını verir ve her şeyi tam bir denge ve ölçüyle yaratır. Bu ismi idrak eden mü'min, ilâhî adalete sarsılmaz bir güven duyar. Başına gelen ve hikmetini anlayamadığı hadiseler karşısında dahi Allah'ın adaletinden şüphe etmez. Kendi hayatında ise adaleti bir ahlâk ilkesi olarak benimser. İnsanlarla ilişkilerinde, şahitliğinde, karar ve hükümlerinde hakkaniyet ve eşitlikten ayrılmamaya gayret eder. Toplumsal yapıda dirlik ve düzenin ancak adaletle sağlanacağını bilir ve bu yönde çaba gösterir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Adl" ve "Adâlet" maddeleri