Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm (Zu'l-Celali ve'l-Ikram) (Celâl ve ikram sahibi). Üç kaynak bu ismi "celâl ile ikram bir aradadır" hükmünde birleştirir. Mesnevî onu hem benliği eriten bir Cemâl denizi, hem de kendini büyük görenin yaklaşamadığı bir heybet olarak açar; asıl tasarruf hep Zü'l-Celâl'indir. Füsûs, celâl sahibinin tecell
Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm — Azamet ve Kerem Sahibi
Mânâ. Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "hem azamet (ululuk) hem de kerem (cömertlik ve şeref) sahibi" demektir. Bu terkip, Allah'ın zâtının yüceliğini ve fiillerinin lütufkârlığını bir arada ifade eder. İsm-i a'zam (Allah'ın en büyük ismi) olduğu rivayet edilen isimlerdendir.
İmam Gazzâlî'ye göre "celâl", Allah'ın zâtına mahsus bir sıfattır ve O'nun dışındaki her şeyin O'na nispetle yok hükmünde olduğunu ifade eder. Bu yönüyle celâl, Allah'ı her türlü eksiklikten tenzih eden bir ululuktur. "İkrâm" ise Allah'ın fiillerine ait bir sıfattır; O'nun, hak etmeseler bile kullarına lütuf ve ihsanda bulunması, onları şereflendirmesi ve onlara cömertçe davranmasıdır. Dolayısıyla bu isim, Allah'ın hem mutlak büyüklüğünü hem de sonsuz cömertliğini bir arada barındırır.
Etimoloji. İsim, iki kelimenin birleşiminden oluşur. "Celâl" (جلال), Arapça c-l-l (جل) kökünden gelir ve "büyük ve yüce olmak, ulu olmak" anlamındadır. "İkrâm" (إكرام) ise k-r-m (كرم) kökünden türemiş olup "şerefli ve cömert olmak, ikramda bulunmak" mânâsına gelir. Başındaki "zü" (ذو) ise "sahip" demektir.
Kur'an-ı Kerîm'de Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm. Bu terkip, Kur'an'da Allah'a nispet edilerek iki yerde, Rahmân sûresinde geçmektedir:
| # | Sure / Ayet | Bağlam |
|---|---|---|
| 1 | Rahmân 55/27 | "Ancak azamet ve ikram sahibi rabbinin zâtı bâki kalacaktır." |
| 2 | Rahmân 55/78 | "Azamet ve ikram sahibi rabbinin adı ne yücedir!" |
Ayrıca Tirmizî'nin esmâ-i hüsnâ listesinde de yer alır (“Daʿavât”, 83).
Anlamca yakın isimler. Bu ismin "celâl" boyutuyla Azîm, Kebîr, Alî, A'lâ, Müteâlî, Mecîd gibi isimler; "ikrâm" boyutuyla ise Kerîm, Cevâd, Vehhâb, Muğnî, Mu'tî gibi isimler anlamca ilişkilidir.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm ismi, kulun Allah ile ilişkisinde korku (havf) ve ümit (recâ) dengesini kurmasını sağlar. Kul, Allah'ın "celâl" sıfatını tefekkür ederek O'nun mutlak azameti karşısında kendi hiçliğini idrak eder, O'na karşı derin bir saygı ve haşyet duyar. Bu idrak, kişiyi kibre kapılmaktan ve günaha cüret etmekten alıkoyar.
Diğer yandan kul, Allah'ın "ikrâm" sıfatını düşünerek O'nun sonsuz lütuf, merhamet ve cömertliğine sığınır. Bu da kulda ümidi, şükrü ve sevgiyi besler. Peygamber Efendimiz'in dualarında ısrarla, "Yâ ze'l-celâli ve'l-ikrâm (Ey celâl ve ikram sahibi!)" nidasını kullanmayı tavsiye etmesi, bu ismin kapsayıcılığına ve duanın kabulündeki önemine işaret eder. Bu ismi anlayan mü'min, Allah'ın azameti karşısında tevazu gösterir ve O'nun ikramının bir yansıması olarak mahlukata karşı cömert ve şefkatli davranmaya çalışır.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Zü'l-Celâli ve'l-İkrâm" maddesi · Gazzâlî, el-Maḳṣadü’l-esnâ.