el-Mecîd
el-Mecîd (Mecid) (Şanı yüce). Üç kaynak Mecîd'i "şanı yüce, kerem ve azamet sâhibi" eksende birleştirir. Mesnevî onu en hakir mahlûkun bile yöneldiği "Rabb-i Mecîd" olarak gösterir: yücelik ile kerem onda bir aradadır. Füsûs'ta müstakil işlenmez; daha çok "Kur'ân-ı Mecîd" ve "arş-ı mecîd" terkipleriyle, yüc
el-Mecîd — Şanı Yüce, Lütuf ve İkramı Bol Olan
Mânâ. el-Mecîd, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup O'na nispet edildiğinde “her türlü eksiklikten münezzeh, şanı yüce, lütuf ve ikramı bol olan” demektir. Âlimler bu ismi iki temel boyutta yorumlar: Birincisi, Allah'ın zâtına yönelik olup O'nun yaratılmışlık özelliklerinden, acz ve noksanlıktan tamamen uzak, mutlak yetkinlik sahibi olduğunu ifade eder (tenzihî boyut). İkincisi ise fiillerine yönelik olup lütuf, kerem ve ihsanının sonsuz ve bol olduğunu belirtir (fiilî boyut). Bu iki anlam, Allah'ı en yetkin sıfatlarla niteleme noktasında birleşir.
Etimoloji. İsim, Arapça م-ج-د (m-c-d) kökünden gelen ve “asil, şerefli, seçkin olmak” anlamındaki mecd (mecâde) mastarına dayanır. Dil âlimleri, kökün temel anlamının “bolluk ve genişlik” olduğunu belirtir. Bu nedenle mecîd, bu şeref ve cömertlik anlamlarını zengin ve derin bir içerikle ifade eder.
Mâcid ve Mecîd Nüansı. Aynı kökten türeyen mâcid ismi de benzer bir anlama gelir. Ancak sıfat-ı müşebbehe kalıbındaki mecîd, anlamca daha zengin, derin ve kalıcı bir nitelik bildirir. Mâcid isminin, mecîd ismindeki kerem, azamet ve bol lütuf mânasını pekiştirdiği kabul edilir. Her iki isim de Tirmizî ve İbn Mâce’nin esmâ-i hüsnâ listelerinde yer alır.
Kur'an-ı Kerîm'de el-Mecîd. “Mecîd” kelimesi Kur'an'da dört âyette geçer. Bunlardan biri doğrudan Allah'a, ikisi Kur'an'a sıfat olurken, bir diğeri de bağlama göre Allah'a veya Arş'a nispet edilir.
| # | Sure / Ayet | Bağlam / Açıklama |
|---|---|---|
| 1 | Hûd 11/73 | Doğrudan Allah'a nispet edilir: "Şüphesiz O, övülmeye lâyık ve şanı yüce olandır (Hamîdün Mecîd)." |
| 2 | Burûc 85/15 | Allah'ın veya Arş'ın sıfatı olarak geçer. Âlimler, âyetlerin akışı gereği Allah'ın sıfatı olmasının daha isabetli olduğunu belirtir. |
| 3 | Kāf 50/1 | Kur'an'ın sıfatı olarak kullanılır: "Şerefli Kur'an'a (el-Kur'âni'l-Mecîd) andolsun." |
| 4 | Burûc 85/21 | Kur'an'ın sıfatı olarak kullanılır: "Hayır, o şanı yüce bir Kur'an'dır (Kur'ânün Mecîd)." |
Ayrıca bu isim, namazlarda okunan ve Kütüb-i Sitte'de rivayet edilen “Allahümme salli” ve “Allahümme bârik” dualarında “hamîdün mecîd” şeklinde sıkça zikredilir.
Anlamca yakın isimler. el-Mecîd, zâtî ve tenzîhî boyutuyla Alî, Azîm, Celîl, Müteâlî gibi isimlerle; fiilî ve ikram boyutuyla ise Kerîm, Ber, Ganî gibi isimlerle anlam yakınlığı taşır.
İtikadî çerçeve ve kula yansıması. el-Mecîd ismini idrak eden bir mü'min, Allah'ın hem zâtında mutlak kemâl sahibi ve her türlü noksanlıktan münezzeh olduğunu, hem de fiillerinde sonsuz bir cömertlik ve lütuf sergilediğini anlar. Bu idrak, kulu “temcîd”e, yani Allah'ı bu yüce sıfatlarıyla anmaya ve O'nu övmeye sevk eder. Abdülkerîm el-Kuşeyrî, Allah'ın en büyük lütuflarından birinin, kulun farkına varmadığı halde kalbini ve imanını koruması olduğunu belirterek bu ismin fiilî tecellisine dikkat çeker. Kulun bu isme yansıması, Allah'ın zâtındaki yüceliği tenzih ve takdisle, fiillerindeki sonsuz lütfu ise hamd ve şükürle karşılamasıdır. Hz. Peygamber'in bir duasında geçen, “Mecd ve şerefle vasıflanıp yücelen, tesbih ve tenzîhe yegâne lâyık olan, lutuf, ihsan, mecd, kerem ve azamet sahibi Allahım! Seni yüceltir, seni her türlü eksiklikten tenzih ederim” (Tirmizî, “Daʿavât”, 30) ifadeleri, bu ismin kuldaki en güzel yansımasını gösterir.
Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Mecîd" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.