İçeriğe atla

el-Muhyî

el-Muhyî (Muhyi) (Can veren). Üç kaynak Muhyî ismini "Mümît ile çift" ekseninde birleştirir. Mesnevî onu hem yeryüzünü dirilten bir cemâl kadehi olarak, hem de Mümît'in karşıtı bir isim olarak anar; zıt isimler âlemin isti'dâdlarını doğurur. Füsûs, hayat verenle öldürenin tek Zât'ta birleştiğini gösterir; M

el-Muhyî — Hayat Veren, Dirilten

Mânâ. el-Muhyî, Allah'ın esmâ-i hüsnâsından olup "yaşatan, dirilten" demektir. Allah’ın bir ismi veya sıfatı olarak, "hayatla ilişkisi bulunan varlıkta hayatı yaratan, can veren" şeklinde tanımlanır. Bu ismin tecellisi olan ihyâ (hayat verme) kavramı, Kur'an'da geniş bir anlam yelpazesine sahiptir: Cansız varlıklara ilk defa can vermek, öldükten sonra tekrar diriltmek, yağmurla yeryüzünü bitkilerle donatmak, manevî olarak ölü kalpleri hidayetle canlandırmak ve müminleri dünya ve ahirette mutlu kılmak gibi manaları içerir.

Etimoloji. İsim, Arapça "diri ve canlı olmak, yaşamak" anlamındaki hayât (hayevân) kökünün if‘âl kalıbından türeyen bir sıfattır. Aynı kökten gelen ve Allah'a nispet edilen bir diğer isim de beş ayette geçen Hay ismidir.

Kur'an-ı Kerîm'de el-Muhyî. el-Muhyî ismi, Kur'an-ı Kerîm'de iki âyette doğrudan Allah'a izâfe edilmiştir. Bununla birlikte, "hayat vermek" anlamına gelen ihyâ kavramı, fiil hâliyle elli bir defa Allah'a nispet edilir. Kur'an, hayat verme ve öldürme (imâte) fiillerini sıklıkla bir arada zikrederek her ikisinin de mutlak fâilinin Allah olduğunu vurgular. el-Mümît (öldüren) ismi Kur'an'da geçmese de, "öldürme" fiili yirmi üç âyette Allah'a atfedilmiştir.

Anlamca yakın isimler. Bâri’, Bâsıt, Hâlik, Hay, Kābız, Muîd, Musavvir.

İtikadî çerçeve ve kula yansıması. Hayat verme ve öldürme fiillerinin Allah'a nispet edilmesi, tevhid ilkesinin temel bir gereğidir. Tabiatta ve insanın manevi dünyasında sürekli bir oluşum, değişim, ölüm ve diriliş hâkimdir; bunların tamamı Allah'ın iradesi ve kudreti altındadır. Gazzâlî, ihyâ ve imâteyi Allah'ın "îcâd" (yoktan var etme) sıfatının bir tecellisi olarak görür: Yaratılan şey hayat ise bu "ihyâ", ölüm ise "imâte" olur. Ebû Bekir İbnü’l-Arabî ise Allah’ın hayat verme fiilinin; ilk insanın yaratılışından türlerin üremesine, şehitlere özel bir hayat bahşedilmesinden kalplerin imanla canlandırılmasına ve iyi insanların hatırasının yaşatılmasına kadar uzanan çok çeşitli tecellileri olduğunu belirtir.

Bu ismi idrak eden mü'min, hayatın ve ölümün yegâne sahibinin Allah olduğunu bilir. Canının bir emanet olduğunun, hayatının devamının da sona ermesinin de O'nun elinde bulunduğunun farkına varır. Hz. Peygamber'in yatağa girerken okunmasını tavsiye ettiği şu dua, bu teslimiyetin en güzel ifadelerinden biridir: "Allahım! Canımı veren de sensin, alacak olan da sensin. Hayatımın devam etmesi de sona ermesi de senin elindedir. Fâni vücudumu yaşatırsan onu lutfunla koru, öldürecek olursan onu affet!"

Kaynaklar: TDV İslâm Ansiklopedisi — "Muhyî" maddesi · Râgıb el-İsfahânî, el-Müfredât.