İçeriğe atla
Esmâü'l-Hüsnâ

Esmâ 24

الرَّافِع

Râfi'

RAFİ'dir yüksektir her kemâlde,Cümleyi birleştirir cemâlde,Ne güzel özünü bulursun o hâlde,Dereceleri arttıran RAFİ'dir ancak.
Şerh

Kaynak: Esmâü'l-Hüsnâ (Cilt 1), s. 145 — M. Nusret Tura (düz. Terzioğlu Murat Deruni)

ER-RAFİ'

Mü’minleri yükselten demektir. Her ne kadar mü'minlere zamanımızda kaba sofu, yobaz, eski ve örümcek kafalı, geri zihniyetli adam derlerse de bu sözleri kendilerini bilmeyenler söylerler. Fakat bir nebze bu gitme, haramdır derler. Bu zamanın icabatıdır. Doğrudan doğruya bunu men etmek olmaz. Kâmil insan, düşünür. Ama bazı hafif meşrepler vardır. Çocuk tabiatlı kimseler de vardır. Bunlar ekseriyettedirler. Sinemanın haram olduğu yerler de vardır. Ekmek parası olmayan bir ailenin sinemaya gitmesi elbette haramdır. Yapılacak dersi olan bir talebenin sinemaya gitmesi hatadır. Evinin eşyasını satıp sinemaya giden bir kimse kabahatlidir. Esasen hayat bir sinemadır. Kâh o sahnenin içindeyiz, kâh dışında seyirciyiz.

Cenâb-ı Allah'ın müminleri yükseltmesi demek, her kulun özünde olan sonsuzluğa doğru yükselmesi demektir, vücud endişesinden, ihtiraslarından bir an için kurtulmaktır. Ruh kuşunun ölmeden evvel ceset kafesinden kurtulmasıdır. İnsanın vücudu arz üzerinde yıldızlarla da alakalıdır. Arz; hava ve ateşe nazaran kesiftir. Ruh sonsuzluktan gelmiştir, bu kafese girmiştir. Mevlevî âyinlerinde, mevlit okumalarında kuşlar vücud kaydından kurtulur, âdeta feraha kavuşurlar. Bu hallere bigane kalanlarda his, aşk, kemâl olmaz, taş gibidirler. Böyle kimseler senenin on ayında oruç tutmalıdırlar veya başı dertten derde girmelidirler ki acıdan içlerindeki gül esansının kokusunu duymaya başlasınlar.

RAFİ' dir yüksektir her kemâlde,
Cümleyi birleştirir cemâlde,
Ne güzel özünü bulursun o hâlde,
Dereceleri arttıran RAFİ'dir ancak.
Cilt 1 kitabının tamamını oku
Füsûs ve Mesnevî Işığında

Ahmed Avni Konuk'un Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Terzibaba'nın Füsûsu'l-Hikem dersleri ve külliyatı ışığında derlenmiştir.

Mesnevî-i Şerîf'te er-Râfi'

Mevlânâ, Râfi' ismini neredeyse hiç tek başına anmaz; onu dâimâ celâlî zıddı Hâfıd (alçaltan) ile bir çift hâlinde işler. Konuk'un şerhinde bu iki isim, âlemdeki bütün iniş-çıkışın işleyen kudretidir.

Hâfıd ve Râfi' olmasa âlemde hiçbir iş zuhûr etmez. Cilt 11, ismin sözlük karşılığını verdikten hemen sonra onu âlemin temeline yerleştirir:

"'Hâfıd', alçaltıcı ve 'Râfi'' yükseltici demektir; ikisi de ilâhî isimlerdendir. Yani bu mutlak fâil olan Yüce Allah hazretleri alçaltıcı ve yükselticidir. Bu iki ismin faaliyeti olmasa bu suret âleminde hiçbir iş ortaya çıkmaz. Arzın alçaltılmasını ve göğün yükseltilmesini gör; bu ikisiz onun devrânı yok." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Cilt 11)

Demek göğün yükselmesi, yerin alçalması, kısaca âlemin dönüşü bu iki ismin birlikte işlemesiyledir. Râfi' yalnız "yükselten" değil; Hâfıd'la beraber âlemin devrânını kuran bir kutuptur. Aynı cilt bunu hâdiselere de indirir: "Kıtlık ve cenk ve iftitân hafddır (alçaltmadır); bolluk ve sulh ref'dir (yükseltmedir)." Yani başa gelen darlık ve genişlik, hep bu iki ismin âlem üzerindeki hükmüdür.

İnsân-ı kâmilde Hâfıd ve Râfi' birlikte zuhûr eder. Cilt 7, zıt isimlerin tek bir kulda toplanışını anlatır:

"İnsân-ı kâmil, bütün ilâhî isim ve sıfatların mazharı olduğundan, onda Kâbız ve Bâsıt, Mâni' ve Mu'tî, Hâfıd ve Râfi' gibi zıt isimlerin hükümleri de ortaya çıkar." (Mesnevî-i Şerîf Şerhi, Cilt 7)

Demek kâmil insan, yalnız yükselten değil; yerine göre alçaltan, yerine göre yükselten bir bütündür. Bâyezid'in keşfi de bunu doğrular: zıt isimlerin hükmü birlikte zâhir olmayan kişi, esmânın cemiyetine mazhar olmuş bir küll değildir.

Füsûsu'l-Hikem'de er-Râfi'

İbn Arabî, Râfi' ismini müstakil bir fasılda işlemez; onu Kelime-i İlyâsiyye'de, her ilâhî ismin kendine has bir hakikati olduğunu anlatırken sayar.

Her isim, bir ayna gibi kendi hakikatini gösterir. Kelime-i İlyâsiyye, Hakk'ı aynalara benzetir; her isim ayrı bir aynadır ve ona bakan, o ismin kendine mahsus hakikatini görür:

"Senin nefsin veya gayrın nefsi, herhangi bir ilâhî isme nazar etse, nazarında o isme mahsûs olan hakikat zâhir olur. Meselâ Rezzâk ismine bakıldığında, onun hakikatinin gereğinin rızıklandırma anlamı olduğu ve Şâfî, Râfi', Cebbâr ve diğer ilâhî isimlerin hakikatlerinden başka bir hakikati bulunduğu ortaya çıkar." (Kelime-i İlyâsiyye)

Demek Râfi'in de kendine has, başka hiçbir isme karışmayan bir hakikati vardır: yükseltmek. Şâfî şifâ verir, Rezzâk rızık verir, Râfi' yükseltir — her biri ayrı bir ayna. Fasıl bu bilgiyi bir amele bağlar: bu hakikatleri anlayan kişi artık tereddüt etmez, "telâşlanma ve korkma; fenâ-fillâh (Allah'ta yok olma) ile nefsini öldürmeye çalış" denir. İsimlerin hakikatini bilmek, sâliki kendi yokluğuna ve dolayısıyla gerçek yükselişe götürür.

Terzibaba Külliyatında er-Râfi'

Terzibaba'nın derslerinde Râfi', Füsûs'un ayna temsilini sürdürür ve ismin sülûkteki yerini açar.

Her isim bir ayna mesâbesindedir. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları, İbn Arabî'nin aynası temsilini doğrudan alır ve Râfi'i yine bu sıralamada anar:

"Eğer esmâ-i ilâhiyye haysiyetinden vücûd-ı Hakk'a nazar edersen, her bir isim bir ayna mesâbesinde olduğundan, Hak aynalar gibi olur. Senin nefsin veya gayrın nefsi, herhangi ism-i ilâhîye nazar etse, nazarında o isme mahsûs olan hakikat zâhir olur." (TB. İlyâs-Lokmân-Hârûn Fasılları)

Demek sâlik Râfi' aynasına baktığında "yükseltme" hakikatini müşâhede eder; Rezzâk aynasına baktığında rızkı. Her isim, Hakk'ın bir yüzünü gösteren ayrı bir aynadır; ârif bu aynaların hepsinde tek vücûdu görür.

Değerlendirme

Üç kaynak Râfi'i tek başına değil, hep bir bağ içinde okur. Mesnevî onu celâlî zıddı Hâfıd ile çift olarak işler: bu iki isim birlikte işlemese âlemin devrânı durur; bolluk-sulh Râfi'in, kıtlık-cenk Hâfıd'ın hükmüdür, ve ikisi de insân-ı kâmilde birlikte zuhûr eder. Füsûs ve Terzibaba, Râfi'i "ayna" temsiliyle açar: her ilâhî ismin kendine has bir hakikati vardır, Râfi'inki yükseltmektir; bu hakikatleri bilen sâlik fenâ ile kendi yokluğuna varır. Hepsinin ortak hükmü şudur: Râfi' yalnız "yükselten" değil; Hâfıd'la beraber âlemin iniş-çıkışını kuran, ve insân-ı kâmilde alçaltma ile birlikte tek elde toplanan bir isimdir. Bu ismi celâlî çifti hafid ile birlikte; benzer kabz-bast çiftlerini ise kabid ve basit ekseninde okumak gerekir.