Düşmüşlerin elinden tutan, zâhir ve bâtın ehlinin mürşidi, meşâyıhın sultanı Kutbeddin Ebherî, İran'ın Zencân eyaletine bağlı Ebher şehrinde doğdu. Adı Ahmed b. Muhammed, künyesi "Ebû Reşîd", lakabı "Kutbeddin"dir. İlk eğitimini doğduğu şehirde aldıktan sonra ilim tahsilini ilerletmek amacıyla Semerkant'a ardından Bağdat'a geçti, burada hadis ve fıkıh alanında iyi bir eğitim aldı. Bağdat'ta iken ayrıca Ebü'n-Necîb Sühreverdî'nin hângâhına devam etti ve bir müddet sonra da intisab ederek halkasına katıldı.
Kısa sürede tasavvufî terbiyesini tamamlayarak icazetini alan Kutbeddin Ebherî, Suriye bölgesine gitti ve orada irşad faaliyetinde bulundu. Bu esnada bir süre Şiraz'da kaldı ve dönemin önde gelen sûfîlerinden İbn Hafîf'den de istifade etti. Ebü'n-Necîb Sühreverdî'nin vefatının ardından hem damadı hem de baş halifesi olması hasebiyle onun yerine geçti ve çeşitli şehirlere seyahat ederek tasavvuf anlayışını geniş halk kitlelerine ulaştırdı.
Anlatıldığına göre bu seyahatlerinden birinde iken Şam'da hastalanan Kutbeddin Ebherî, herkes gibi bîmarhâneye gitti. O sırada şehirdeki kuraklık ve kıtlık sebebiyle halk yağmur duasına çıkmıştı. Duaya katılanlardan bir zat yaşananları şöyle anlatmaktadır: Hepimiz dua etmeye başladık ve bir müddet sonra Allah'ın hikmetiyle güneş kaybolup gökyüzünü bulutlar kapladı. Ama bulutlar yağmur hâline dönüşmeden bir rüzgâr çıkarak hepsini dağıttı. Güneş yeniden ve öncekinden daha parlak halde etrafı aydınlattı. Halkla birlikte üzüntüyle şehre geri döndük. Yolum bîmarhâneye düştü, gelmişken şeyhi de görüp duasını alayım dedim. Huzuruna vardığımda selamlaşıp hatırını sorduktan sonra bana "Sen de duada birlikte mi idin?" diye sordu. Ben evet cevabını verince "İhlassız duanın yağmursuz bulutları olur" buyurdu. Ben de "Sultanım, ne olur fukara ve garipler için dua etseniz" deyince şeyh "İki grup kimse dünyada gönül hoşluğuyla ömür geçirir. İlki, daima âhiret özlemi içinde olup dünyaya kendini kaptırmayan; diğeri de bildiği ile amel eden kimsedir. Bin sözden bir amel üstündür. Amelsiz sözün duası da kıymetsiz boncuğa benzer. Bildiğiyle amel edenin sözü ve duası ise paha biçilmez mücevher gibidir. Cevher devenin ayağında da olsa cevher, boncuk asil bir atın alnında da olsa boncuktur" diyerek dualarının kabul olması için insanların güzel amellerle donanmaları gerektiğini belirtti.
Kutbeddin Ebherî zamanla tarikatta ortaya koyduğu içtihatlarla "Ebheriyye" denilen ana bir kol oluşturdu. Yetiştirdiği halifeler vasıtasıyla bu kolun özellikle İran ve Anadolu'da temsil edilmesini sağladı. 577 (1181) yılında Bağdat'ta vefat etti ve Şûnûziyye mezarlığına defnedildi. Kabrinin Şam'daki tekkesinin hazîresinde olduğu da belirtilmektedir. Vefatından sonra yerine önde gelen halifelerinden Rükneddin Sücâsî geçti.
Hikmetli Sözleri
* Güzel ahlâk ve takva sahibi olmak rızkı artırır.
* Allah'ın manevî sofrasından bahşettiği lütufların ardı arkası kesilmez. Bunlar nefsin arzularını terk etmenin mükâfatıdır. Ancak tekrar nefse uyulursa kesilirler.
* Allah kendisini zikredeni zikrinde daim kılar ve ona muhabbetini ihsan eder.
* Eğer sâlik Allah'ı diliyle zikrederken kalbinden de havâtırı giderip gönlünü ve zihnini temiz tutar; dili, kalbi ve aklıyla zikrin manasını tasdik ederse, uzuvlarına zikrin etkisi yansır; kendisini huşu, huzu ve vakar kaplar. Esmânın zuhûrât ve renklerini müşâhede eder.
* Zikrullahın ateşi dünyevî istek ve nefsanî duyguları yok eder, sâlikin bâtinî kuvvetlerini güçlendirip onu fenâdan bekâya yükseltir.
* Zikreden kimse her şeyden fenâ bulunca bekâ iklimine müşâhede eder. Hayât-ı tayyibe ile hayat bulur. Böylece seyr maallah, seyr billah ve seyr fillaha ulaşır.
* Gafil, dili ile zikrederken kalbi dünya ve nefsiyle beraber olandır. Böyle bir kimse ne zikri, ne zâkiri ne de mezkûru bilir.
* Salih kişi; korkusu kalbinde, doğruluğu dilinde, ameli bedeninde olandır.
* Reca, kalp sürûru ve güzel bir vade ile rahmete ulaşmaktır. Havf ise Hakk'ın korkusundan gayrı bütün korkulardan kurtulmaktır.
Kaynak: Silsile-i Uşşâkiyye — Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, Bursa Akademi 2021