İçeriğe atla
Silsile

14. Halka

Rükneddin Sücâsî

Rükneddin Sücâsî, 13. yüzyılda yaşamış, sâliklerin kılavuzu ve muhakkiklerin önderi olarak tanınan büyük bir sûfîdir. İran'ın Zencân eyaletine bağlı Sücâs şehrinde doğmuş, Bağdat'ta ilim tahsil ettikten sonra Ebü'n-Necîb Sühreverdî'nin tekkesinde seyr ü sülûkünü tamamlamıştır. Uşşâkiyye silsilesini halifesi ve damadı Şihâbüddin Tebrizî vasıtasıyla devam ettirmiştir.

Hayatı ve Yetişmesi

Sâliklerin kılavuzu, muhakkiklerin önderi, âriflerin sultanı Rükneddin Sücâsî'nin adı Muhammed b. Ali, künyesi "Ebü'l-Ganâim"dir. İran'ın Zencân eyaletine bağlı Sücâs şehrinde doğdu. Şehir adını burada bulunan Sücâs dağından almaktadır. Moğolların bölgeyi işgal etmesinden önce önemli ilim merkezi olan Sücâs, Moğol akınlarının ardından tahribe uğramış ve zamanla önceki konumunu ve etkisini yitirmişti.

Dinî ilimlere dair ilk eğitimini memleketinde alan Rükneddin Sücâsî, Bağdat'a gelerek Nizamiye Medresesi'nde tahsilini fıkıh alanında tamamladı ve müderris oldu. Sonrasında tasavvufa duyduğu ilgi sebebiyle Ebü'n-Necîb Sühreverdî'nin Dicle kenarında kurduğu ve Kutbeddin Ebherî'nin şeyhlik yaptığı tekkeye devam etti. Sıkı bir riyâzet ve mücâhede sürecinin ardından Ebherî'nin gözetiminde seyrini tamamlayarak önde gelen halifelerinden oldu. Yaşadığı dönemde hem devlet adamlarından hem de halktan büyük hürmet görür, büyük küçük herkes onun kudsî nefesinden feyiz almaya koşardı. Pek çok âlim ve nice takva sahibi müridleri vardı. Sâliklerin terbiyesinde tesirli bir nefes olup mana dolu sözlerinden ve nasihatlarından insanlar istifade ederdi.

Rükneddin Sücâsî, şeyhi hayatta iken irşad görevine başladı ve Dicle nehrinin kıyısındaki Derece isimli hangâhında birçok mürid yetiştirdi. Evhâdüddin Kirmânî ve Şihâbüddin Tebrizî öne çıkan halifelerindendir. Ayrıca Şems-i Tebrizî'nin tasavvufî terbiyesinde de etkisi olduğu belirtilmektedir. 628 (1230) tarihinde vefat eden Rükneddin Sücâsî, Mâruf-ı Kerhî'nin mezarının yakınına defnedildi. Tarikat silsilesi ise halifesi ve damadı Şihâbüddin Tebrizî vasıtasıyla devam etmiştir.

Hikmetli Sözleri

* Nakledildiğine göre Rükneddin Sücâsî'nin bir pîrdaşı vardır. Bu zat çok hastalanmıştı. Şeyh ziyarete gittiğinde onu oldukça zayıflamış ve ızdırap içinde gördü. "Ey pîr, niçin böyle ızdırap içindesin. Eğer üzüntün dünya içinse, bu durumuna ağla. Zira bilirsin ki dünya fani, ömür çok kısadır. Uzun da olsa kararı yoktur. Nefesler sayı ile verilmiş, kıyamet günü kararlaştırılmıştır" dedi. Pîr de "Ey şeyh, ömrümün gafletle geçen gecelerine ve lüzumsuz işlerle zayi olan gündüzlerime, bir an evvel tövbe edemeden hayatımın tükendiğine yanıp üzülüyorum. Şimdiden sonra ne yaparım? O sebepten gözyaşlarımı tutamıyorum. Yüce Zât'ın huzuruna vardığımda benimle ilgili hükmü ne olur diye ıstırap çekiyorum" dedi. Şeyh oradan ayrıldıktan sonra şöyle buyurdu: "Bu pîrin ilmiyle âmil, takva sahibi nice müridleri ve halifeleri varken böyle endişeli ise benim hâlim nice olur diye aklım başımdan gitti, bir süre kendimi bilemeden dolaştım durdum."

* Dünyada itibar sahibi olmak ve âhiretten nasiplenmek isteyen şu üç şeye dikkat etmelidir: İlki, mahlûkattan bir şey talep etmemektir. Çünkü gerçekten veren de mani olan da Allah Teâlâ'dır. İkincisi, güzel ahlâklı olup kimse hakkında kötü söz söylememek; üçüncüsü de davet edilmeyen yere gitmemektir.

* Sâlikler üç kısımdır: Seyrine yeni başlayanlar, seyrinde bir miktar yol alanlar ve nihayete ulaşanlar. Seyrine yeni başlayanlara gerekli olan teslimiyet ve rıza; seyrinde belli bir yol katedenlere gereken mârifet, nihayete ulaşanlara gereken ise Hak'la safa bulmaktır.

* Velâyet ehlinin iki türlü miracı vardır. İlki, Allah'tan başka varlığın olmadığını (kânallahu ve lem yekûn ma'ahu şeyün) idrak etme mertebesine yükselmek; ikincisi de varlığın daima ve yalnızca Hakk'a ait olduğunu (el'ân kemâ kân) müşâhede etme mertebesine ulaşmaktır. Bu mertebe ise dile getirilip söylenemez, tarif edilemez.

Kaynak: Silsile-i Uşşâkiyye — Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, Bursa Akademi 2021