Mehmed Fahreddin Himmetî
Hakikat deryasının incisi, ilahî sırların kâşifi, lahûtî âlemlerin medâr-ı iftihârı, ârif-i billah Mehmed Fahreddin Efendi, 1265 (1849) yılında Nazilli'de doğdu. Babası Ahmed Efendi'dir. Zâhirî ilimleri Nazilli'de tamamladıktan sonra on üç yaşında iken Muharrem 1278 (Ağustos 1861) tarihinde Nazilli kadılığı Müskirat Kitâbeti'nde kâtip olarak hizmete başladı. Sonrasında farklı devlet dairelerinde kâtiplik görevlerinde bulundu. Mehmed Fahreddin Efendi askerliğini tamamlamasının ardından Şeyh Mehmed Emin Efendi'nin davet ve ısrarıyla İstanbul'a geldi ve kendisine intisab edip seyrine başladı.
Bir taraftan tasavvufî terbiyesini gözetirken diğer taraftan memuriyet vazifelerini de ifa eden Mehmed Fahreddin Efendi 1296 (1879) yılında İstanbul Zahîre Gümrüğü kolcuğuna atandı. Kısa sürede görevinde yükselerek çeşitli memuriyetlerde görev yaptı. Nihayetinde İstanbul Emtia-i Ecnebiyye Gümrüğü Nezareti tahrîrat mümeyyizi oldu. 18 Kânun-ı Evvel 1329 (31 Aralık 1913) tarihinde de emekliye ayrıldı.
Fahreddin Efendi, mürşidi Mehmed Emin Efendi'nin gözetiminde terbiyesini tamamladıktan sonra Aksaray Şekerci Sokağı'nda yıkılmış olan bir Nakşibendiyye tekkesini inşa ederek buraya tayin edildi. Memuriyetinin yanısıra bir Uşşâkî halifesi olarak yirmi beş yıl irşad hizmetini sürdürdü. Ayrıca şeyhinin İstanbul dışındaki seyahatlerinde vekâleten yerine geçti. Tarikat âyinini pazar günleri icra ettiği, zikirden önce de tekkenin vakıf şartına uyarak hatm-i hacegân yaptığı bilinmektedir.
Tarikat mahlası "Himmetî" olan Fahreddin Efendi nahif bünyeli, kabaca sakallı, gayet nazik, yoluna sadık, şeyhine âşık, şöhretten uzak duran, oldukça mahviyet-kâr ve gizli kalmaya özen gösteren bir zattır. Derviş kıyafetini dışarıda giymez, sadece dergâhta bulunduğu zamanlar arakiye üzerine yeşil sarık sarar, çoğunlukla da sadece arakiye ve haydâriye ile bulunurdu. Abdullah Salâhî hazretlerine olan muhabbeti sebebiyle eserlerini okumak ve çoğaltmak için büyük gayret göstermiş, bu uğurda pek çok fedakârlığa katlanmıştır.
Fahreddin Himmetî Efendi ilk olarak Şeyh Ömer Hulûsî Efendi'nin kızı Hatice Sultan'la evlenmiş, onun vefatından sonra gerçekleştirdiği ikinci evliliğinden Mehmed Emin ve Salahaddin isimli iki evladı dünyaya gelmiştir. Tekkedeki postuna kendisinden sonra büyük oğlu Emin Efendi oturmuştur.
Mürşidi Mehmed Emin Efendi'nin 1913 yılındaki vefatından sonra hayret ve istiğrak hâline giren Fahreddin Efendi iki yıl daha yaşadı ve 14 Şevval 1333 (25 Ağustos 1915) tarihinde âhirete irtihal etti. Naaşı hem damadı hem de halifesi olan Mustafa Safi Efendi tarafından yıkandı ve Pertevniyal Valide Sultan Camii'nde kılınan namazının ardından Aksaray'daki dergâhının hazîresine defnedildi. Günümüze kadar ayakta kalan dergâh, Milli Eğitim Bakanlığı'na bağlı "Eğitim Uygulama Okulu ve İş Eğitim Merkezi Müdürlüğü" olarak hizmet vermektedir. Fahreddin Efendi'nin tarikat silsilesi Mustafa Safi Efendi ile devam etmiştir.
Bizatihi huzurlarında ve meclislerinde bulunarak kendisinden çokça istifade eden Hüseyin Vassâf, vefatına şu beyitleri tarih düşmüştür:
Visâl-i yar ile dil-şâd olup terk-i sûy etti
Be-feyz-i tam uluvv-i zatına tarih-i rihletti
Mübarek merkadi müstağrak-ı envâr-ı Hak olsun
Füyûzu kalbi-i Vassâf'a misâl-i ayn-ı rahmetti
Kaynak: Silsile-i Uşşâkiyye — Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, Bursa Akademi 2021