İçeriğe atla
Silsile

9. Halka

Muhammed Dîneveri

Muhammed Dîneveri, Uşşâkiyye silsilesinin 9. halkasını oluşturan, Buhara yakınlarında doğmuş ve Dînever'de tahsilini tamamlamış büyük bir sûfi şeyhidir. Bağdat'ta tasavvuf yoluna girmiş, fakr ve tevekkül anlayışıyla temayüz etmiş, Mimşâd Dîneveri'nin vefatından sonra onun irşad görevini devralmıştır. 370 (980) yılında vefat etmiş ve şeyhinin yanına defnedilmiştir.

Hayatı ve Tasavvuf Yolculuğu

Hüzünlü kalplerin süruru, vird ehlinin gözünün nuru, vefa meydanının eri, velâyetin delili Muhammed Dîneveri'nin künyesi "Ebû Abdullah Muhammed b. Abdülhâlik"tır. Buhara yakınlarında bulunan Râmîten kasabasında doğdu. İlim tahsilini Dînever'de tamamladığı için "Dîneveri" nisbesiyle anıldı. Dînever'deki tahsilinden sonra Bağdat'a giderek sûfilerin yoluna yöneldi ve pek çok şeyhten istifade etti. Kısa sürede tasavvufi hâli ve bu yoldaki himmet ve gayreti bakımından onların önde gelenlerinden oldu.

Yine şeyhler arasında sûfilerin ilimlerini en anlaşılır şekilde dile getiren kimseydi. Ayrıca fakr hâli üzere olma, fakrın âdâbına riayet etme ve fukaraya sevgi besleme hususunda öne çıkmıştı. Hicaz bölgesine yerleşerek uzun yıllar Medine'ye yakın Vâdilkurâ'da yaşadı. Daha sonra Dînever'e döndü ve Mimşâd Dîneveri'nin halkasına katıldı; onun ölümünden sonra yerine geçerek hângâhta uzun yıllar irşad vazifesini sürdürdü. 370 (980) yılındaki vefatının ardından da şeyhinin yanına defnedildi.

Menkıbeler

Muhammed Dîneveri hiç unutamadığı bir olayı şöyle anlatmıştı: Bir seyahatim esnasında tek ayağı üzerinde sekerek yürüyen bir adam gördüm. Ona "Bir ayaktan mahrumken yolculuk etmen senin neyine?" dedim. Bana "Müslüman mısın?" diye sordu. Ben de "Evet" cevabını verdim. Bunun üzerine "Onları karada ve denizde taşıdık" (İsra, 17/70) âyetini okudu ve "Taşıyan O olduktan sonra, beni uzvum olmadan da taşır" dedi. Böylece onun nasıl tevekkül ve teslim ehli olduğunu anlamış oldum.

Müritlerinden biri Muhammed Dîneveri'ye gelip sûfilerin giydikleri elbiselerden imrenerek bahsedince "Evladım! Sûfilerin zâhirlerinde gördüğün elbiselere heves etme, zira onlar bâtınlarını harap ettikten sonra zâhirlerini süslemişlerdir" dedi.

Birisi Muhammed Dîneveri'nin ziyaretine gelmiş ve sohbet esnasında ona "Dün gecen nasıl geçti?" diye sormuştu. Muhammed Dîneveri de o kişiye, gönlündeki ilahî aşkı terennüm eden şu beyitleri okumuştu:

Gece, ridasını üzerime attığında,
Onun altında acılar içinde kıvranıp durdum
Gönlümde uykularımı kaçıran ve beni uykusuz bırakan biri var
Gece boyu orada kalır ama bir teselli vermez.
Ona olan sevgim sürekli tazeleniyor,
Onun yüz çevirmesi ise hiçbir zaman bitmiyor!

Yine Muhammed Dîneveri'nin zaman zaman şu beyitleri okuduğu rivayet edilmiştir:

Ey gönlü ilahî feyizleri kana kana içip de
Muhabbetin safasına eren kişi!
Bana medet eyle! Artık senden ayrı kalmaya gücüm yetmiyor
Lütfunu esirgeme, zira ne yapacağımı bilemiyorum

Hikmetli Sözleri

* Tasavvufta en üstün ilim; isim ve sıfatları bilmek, hilaf ve ihtilafı birbirinden ayırmak, zâhiri amellerde ihlâsı gözetmek ve bâtıni halleri düzeltmektir.

* Allah Teâlâ'nın kulu için seçtiği şey, kulun kendisi için seçtiğinden daha iyidir.

* Zühdün yorgunluğu bedene, mârifetin süruru gönüldedir.

* Bir kimse eğer helal lokma ile yetinirse, bu helal lokmanın etkisi onun uzuvlarına yansır; onda ibâdet etmesine vesile olacak kuvvet ve irade meydana gelir. Haram lokma ile beslenirse şüphe bataklığına saplanır, doğru yoldan sapar ve Hak'tan uzaklaşır.

Kaynak: Silsile-i Uşşâkiyye — Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, Bursa Akademi 2021