Velilerin seçkini, sadık erlerin rehberi, hikmet erbabının sultanı, aşk ve şevk ehlinin pîri olan Ömer Hulûsî Efendi, 1222 (1805) senesinde Aydın Güzelhisar'da doğdu. Babası Aydın eşrafından olup bezirgânlık yapan Hacı Hafız Efendi'dir. Küçük yaşlarda iken babası tarafından ilim öğrenmesi için Nazilli'ye getirildi. Nazilli Ağa Cami bünyesindeki Hacı Zühdî Efendi Medresesi'nde başladığı tedrisini ve bunun yanı sıra sürdürdüğü manevî terbiyesini, Nazilli müftüsü Şeyh Ali Gâlib Vasfî ve oğlu Muhammed Tevfik Efendi'nin gözetiminde tamamladı. Uşşâkîliğin yanı sıra Nazilli'deki diğer tekkelere de uğrayarak farklı tarikatların usûl ve erkânını öğrendi.
Onun başka tarikatların tekkelerine gittiğini duyan dervişler, Muhammed Tevfik Efendi'ye şikâyete gelip Ömer Hulûsî'nin Uşşâkî değil Kadirî, Rifâî, Mevlevî ve Bektaşî dervişi olduğunu söylemişler. Tevfik Efendi müridi Ömer Hulûsî'yi huzuruna çağırıp "Bak Hulûsî Efendi, senin Kadirî, Rifâî, Mevlevî, Bektaşî olduğunu söylüyorlar, ne dersin?" diye sormuş; Ömer Hulûsî de "Evet Efendim, kardeşler doğru söylüyorlar. Diğer tarikatları hep gezdim dolaştım. Fakat renk bu renk; evvelim Uşşâkî, âhirim Uşşâkî'dir. Efendimin usûl ve erkânını başka yerde görmedim" şeklinde cevap vermiştir. Bir müddet sonra Tevfik Efendi Hulûsî'ye "Seni irşada memur ettim. Nazilli'nin dışı senin irşadına bırakıldı" diyerek halife tayin etti.
Ömer Hulûsî Uşşâkî icazetinin ardından irşad amacıyla Aydın, Denizli, Ödemiş, Akhisar, Turgutlu, Manisa, Çanakkale gibi çevre illere gitti. Bir süreliğine İstanbul Kasımpaşa'da bulundu ve buralarda kaybolmaya yüz tutmuş Uşşâkîlik yolunu yeniden canlandırdı. Meşreben biraz Bektaşîliğe yakın durması sebebiyle uğradığı bir iftira sonucu bir dönem hapse mahkûm edildi.
Ömer Hulûsî Efendi, şeyhi Muhammed Tevfik Efendi'nin vefatının ardından Nazilli'deki dervişlerin talebi üzerine Nazilli'ye yerleşti ve vefatına kadar beş yıl boyunca buradaki Uşşâkî dergâhında irşad vazifesine devam etti. Geçimini aktarlık yaparak sağlayan Ömer Hulûsî hazretlerinin, dervişlerinden Hasan Bey'in kız kardeşi Emine Sultan'la olan evliliğinden Hatice isminde bir kızı oldu. Ayrıca şiirlerinden Sâdıka adında bir kızı ile Yahya isminde bir oğlunun daha bulunduğu anlaşılmaktadır. 2 Cemâziyelevvel 1285 (21 Ağustos 1868) tarihinde altmış üç yaşında Nazilli'de vefat etti ve vasiyeti gereği şehirdeki kabristana defnedildi. Daha sonra buradan yol geçeceğinden nakil için kabri açılmış ve naaşı defnedildiği günkü gibi terütaze olarak bulunmuş, ardından büyük bir tazimle Ervanlı Mezarlığı'na nakledilmiştir. Damadı Şeyh Muhammed Fahreddin Himmetî vefatına şu beyti tarih düşmüştür:
Söyledim lâhûta azmin Himmetî tarih-i tam
Andelîb-i rûh-ı pâkin buldu vahdet-âşiyân
Ömer Hulûsî Efendi yedi halife yetiştirmiş olup bunlar arasında öne çıkan isim Hüseyin Hakkı Kasabavî'dir. Uşşâkî silsilesi bu zatla devam etmiştir.
Kerametlerinden
Rivayete göre Şeyh Ömer Hulûsî Efendi huzur dervişlerinden Şükrü Efe ile birlikte otururlarken odaya bir delikanlı girer. Delikanlı tevazu içinde etrafa şaşkın şaşkın bakmaktadır. Ömer Hulûsî delikanlıya "Ne istiyorsun evladım?" diye sorar. Delikanlı "Efendim hastayım" cevabını verir. Şeyh de "Evladım doktorlara müracaat et" diye karşılık verir. Delikanlı "Efendim doktorlara müracaat ettim. Hastalığımın doktorlarca kâbil-i şifâ olmadığını anladım. Derdime deva aramak üzere burasını tavsiye ettiler, buraya geldim" deyince, Ömer Hulûsî hazretleri bir bardak su ister, bir iki yudum içtikten sonra bardağı delikanlının eline verir. Huzur dervişi Şükrü Efe, içmesi için bardakta kalan suyu gence işaret eder. Delikanlı şaşkındır ve bunu anlamaz. Şükrü Baba "Çocuk! Bardakta kalan suyu iç!" diye bağırır. Delikanlı suyu içtiğinde büyük bir feraha ulaşır ve Ömer Hulûsî'nin ellerine kapanır. "Beni huzurlarınızdan ayırmayın" ricasında bulunur. Şükrü Baba o gün hakkında "Efendimin huzurunda bir gün efeliğim tuttu, erkân harici yüksek sesle konuştum" diyerek hayıflanmış. O gün Ömer Hulûsî Efendi, Şükrü Efe'yi irşad vazifesiyle görevlendirip Denizli'ye gönderir; yeni gelen Hasan ismindeki bu delikanlıyı da huzur dervişi olarak yanında alıkoyar.
Kaynak: Silsile-i Uşşâkiyye — Prof. Dr. Abdurrezzak Tek, Bursa Akademi 2021