İçeriğe atla

Mîzân kavramı hangi farklı dillerde (lugat / akâid / mârifet) ele alınır?

Kavram TanımıTemel düzey0 görüntülenme8 kaynak
Kısa cevap

Mîzân kavramı, tasavvufî metinlerde üç farklı dilde ele alınır: lugat, akâid ve mârifet. Lugat dilinde "tartı, ölçü, terazi" anlamına gelir ve kelimenin etimolojik kökenini ifade eder. Akâid dilinde, kıyâmet günü amellerin tartılacağı ilâhî terazi olarak anlaşılır ve âhiret hayatının kritik sınamalarından biridir¹. Mârifet dilinde ise, Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsi olarak kâinatın ve her şeyin üzerinde kurulu olduğu dengeyi, aynı zamanda sâlikin kalbinin Hak ile halk arasındaki dengesini ve şeriat hükmü dairesinde orta yolu bulma idrâkini ifade eder². Bu üç dil, kavramın zâhirî mânâsından bâtınî hakîkatine doğru bir tahkîk mertebesi sunar (K2-T8 — K2).

Detaylı cevap

Mîzân kavramının tasavvufî idrâki, her tasavvufî kavramda olduğu gibi üç farklı dil aracılığıyla derinleşir: lugat, akâid ve mârifet (K2-T8 — K2). Bu diller, kavramın zâhirî anlamından bâtınî hakîkatine doğru bir mertebe sunar.

Lugat Dili: Mîzân kelimesi, Arapça kökenli olup "tartı, ölçü, terazi" gibi anlamlara gelir³. Bu, kelimenin sözlük anlamıdır ve herkesin paylaştığı zâhirî mânâyı ifade eder (K2-T8 — K2). Örneğin, "zü mirre" ifadesi "kuvvet, akıl, sağlamlık" gibi lügat mânâlarıyla açıklanır⁴·⁵.

Akâid Dili: Kelâm ilminde mîzân, kıyâmet günü her insanın amellerinin tartılacağı ilâhî terazi olarak tanımlanır⁶. Bu, âhiret hayatının altı temel sınamasından biri olup, hasenât ile seyyiâtın muvâzenesini ifade eder. Kur'ân-ı Kerîm'de Enbiyâ Sûresi'nin 47. âyetinde "biz kıyamet günü adâlet terazilerini koyarız" buyrulması, bu akâidî mîzânın temel mesnedidir.

Mârifet Dili: Tasavvufta mîzân, daha geniş ve derin bir anlam kazanır. Bu dilde mîzân, Hakk'ın 'el-Adl' isminin tecellîsi olarak kâinatın bizzat bir denge üzerinde kurulu olduğunu gösterir. Rahmân Sûresi'nin 7-9. âyetlerinde "göğü yükseltti ve mîzânı koydu... mîzânda taşkınlık etmeyin, mîzânı düşürmeyin" buyrulması, bu vücudî mîzânı işaret eder². Sâlik için mîzân, kalbinin Hak ile halk arasındaki dengesi, her amelinde ve hâlinde kendisini Hak'ın hükmü mîzânına çekme idrâkidir. Bu âlem-i şehâdette mîzân, şeriat hükmüdür; şeriat dairesinde muamele etmek, ruhun ve nefsin hakkını vererek ifrât ve tefritten kurtulup itidal dairesinde hareket etmektir². İnsân-ı Kâmil, ilâhî ahlâk ile ahlâklanarak kullar arasında bir mîzân-ı ilâhî olur⁷·⁸.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1K1-101,Mîzân
  2. 2Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 9 · s.1520Yüce Allah mizana delil verdi; uyanık ol, “Kur'an'dan Rahman Suresi'ni oku!” “Göğü yükseltti ve ölçüde tecavüz etmesinler diye mizanı koydu; ve tartıyı adaletleOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  4. 4Terzi Baba (Cilt 1) · s.297Müfessirler belirtilen âyetlere değişik mertebelerden az farklı ifade-lerle mânâ vermişlerdir. Âyete lûgat mânâsı ile baktığımızda; “zü” sahip “mirre” kuvvet, AOku
  5. 5Mübârek Geceler · s.71“Ki o akıl ve reyinde kuvvetli bir melektir, hemen gerçek melek şeklinde doğ­ruldu” Müfessirler belirtilen ayetlere değişik mertebelerden az farklı ifadelerle mOku
  6. 6Mîzân
  7. 7Ahzâb Sûresi · s.153Sen Hudâ huylu terâzî olmuşsun; belki her terâzînin dili olmuşsun. Sen ahlâk-ı ilâhiyye ile mütehallık olup, kullar arasında bir mîzân-ı ilâhî olmuş bir insân-ıOku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 2 · s.1657Sen Yludâ huylu terâzi olmuşsun; belki her terâzinin dili olmuşsun. &10024; 4024. Sen Hudâ huylu terâzi olmuşsun; belki her terâzinin dili olmuşsun. Sen ilâhî aOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.