İçeriğe atla

Riyâ'nın üç açılım dili (lugat / akâid / mârifet) nasıldır?

Kavram MekanizmasıOrta düzey0 görüntülenme12 kaynak
Kısa cevap

Riyâ kavramının üç açılım dili, tasavvufî metinlerde lugat, akâid ve mârifet mertebelerinde farklı ve derinleşen anlamlar kazanır. Lugat dilinde riyâ, "gösteriş, görsünler diye yapma" anlamına gelirken, akâid dilinde amelin ihlâstan sapması, niyetin Hak yerine halka yönelmesi olarak tanımlanır ve ibâdetin hakîkatini bozan bir hastalık olarak ele alınır. Mârifet dilinde ise riyâ, kalbin Hak'tan halka dönmesiyle ortaya çıkan, sâlikin kendisinin bile fark edemediği gizli şirk hâllerini kapsayan, derin ve katmanlı bir bâtınî hastalık olarak idrâk edilir. Bu üç dilin bilinmesi, sâlik için zarûrîdir; zira mârifet dili akâidi nakzetmez, aksine onu aşarak daha derin hakikatlere ulaştırır.

Detaylı cevap

Tasavvufî hermenötiğin temel ilkesi gereği, her kavram gibi riyâ da çok katmanlı bir anlama sahiptir ve bu katmanlar lugat, akâid ve mârifet dilleriyle açıklanır.

Lugat dilinde riyâ, kelimenin Arapça kökeninden gelen "gösteriş, görsünler diye yapma" anlamını taşır. Bu, kelimenin herkes tarafından paylaşılan zâhirî mânâsıdır ve ehl-i lisân ile ehl-i tasavvufun anlaştığı en geniş zemindir.

Akâid dilinde riyâ, İslâmî ilimlerdeki teknik anlamıyla ele alınır. Bu mertebede riyâ, amelin ihlâstan sapması ve niyetin Cenâb-ı Hakk yerine halka yönelmesi olarak tanımlanır. İbâdetin hakîkatini bozan en temel hastalıklardan biri olarak kabul edilir. Kur'ân-ı Kerîm'de Mâ'ûn Sûresi'nin 4-7. âyetlerinde geçen "feveylün lil-musallîn... ellezîne hum yurâûn" (yazıklar olsun namaz kılanlara... onlar ki riyâkârdırlar) ifadesi, namazın kendisini değil, niyeti riyâya bulanmış namazı kınar. Bu, riyânın amelin "açık şirki" değil, gizli şirkidir ve Hz. Peygamber'in "şirk-i hafî" diye uyardığı tehlikedir.

Mârifet dilinde ise riyâ, irfan ve tasavvuftaki bâtınî hakîkat mertebesiyle ele alınır. Bu mertebede riyâ, "kalbin hastalıkları" (emrâzü'l-kulûb) tasnifinin başında gelir ve kibir, ucb, hased gibi diğer hastalıkların ortak köküdür; zira hepsinde kalp Hak'tan halka dönmüştür. Mârifet dilinde riyânın dört katmanı bulunur: Riyâ-yı sırf, sadece görsünler diye amel etmektir; Riyâ-yı muhtelit, niyetin hem Hak hem halk için karışık olmasıdır; Riyâ-yı hafî, sâlikin kendisinin bile fark etmediği, insanlar arasında namazını uzatma gibi durumları içerir; ve Riyâ-yı esfel, sâlikin "Allah için" yaptığını zannederken aslında nefsini tatmin ettiği en derin hâlidir. Bu mertebede riyânın tedavisi niyet murâkabesi, gizli amelleri artırma ve ihlâs zikri ile mümkündür. Mârifet dili, akâid dilini aşarak, riyânın kalpteki derin tezahürlerini ve mânevî mertebesini idrâk etmeyi sağlar.

Kaynaklar

Bu cevap kütüphanedeki 5 eserden derlendi — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.4377Lügat: Dil, lisan. Lügavi: Lügatle ilgili; Ma'nâ-yı lügavi: Lügat mânâsı, mecâzi olmayan gerçek anlam. Mâ: (Farsça) Biz. Mö”: Su. Maa: Berâber, ile, birlikte.Oku
  2. 2Rüyâ ve Mânâ Âlemi — Terzi Baba'ya Dair Zuhûrât (3) · s.158Berk’in, lügat mânâları. Şimşek çakması. Parlama. Yıldırım. Zinetlenme, süslenme. Tas: Tecelli-i İlâhiye ile kurbiyyete mazhariyyet. Ahmak olmak. Bu tecelli zamOku
  3. 3Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 11 · s.1188Mustafâ bu kıssadan hoş açıldı, rağbeti ziyâde oldu da ona " 000 söyledi. Vaktâki Mustafâ ( ) Efendimiz bu Bilâl kıssasından hoşhâl oldu ve kalb-i şerifleri açıOku
  4. 4Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1127“Hiç şüphe yok ki, her bir kimsenin dili kalbinin perdesidir. Kalbe gelen hatıralar meydana çıkmak için dil perdesinin açılması lazımdır. Çünkü dil söylemeye baOku
  5. 5Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Yani, o temiz ve iyi kimselere Yüce Allah öyle şeyler verir ki, o verilen ihsanları dil ile ve lügat ile tarif etmek mümkün değildir. Çünkü (32/17) yani “Amel eOku
  6. 6Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1127Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
  7. 7Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1133Yâhud dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. &10024; 4916. Ya da dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. 4916. Yahut dil, dürüst bir çömlek kapağı gibidir. &1002Oku
  8. 8Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.808"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, EbûOku
  9. 9Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.858Ya'ni, o tayyiblere ve temizlere Hak Teâlâ gözler görmedik şeyleri verir ki, o verilen ihsânları dil ile ve lügat ile ta” if etmek mümkin değildir. Çünkü 32/17)Oku
  10. 10Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 13 · s.1126Yani, bir et kebabı parçası gibi olan küçük perde, yani dil, arifin kalbinde olan birçok marifet güneşinin suretlerini örter. Yani bu dil söylemezse, arifin kalOku
  11. 11Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 1 · s.120Her kim ki dilinden anlayan bir arkadaştan ayrı kaldıysa, yüz nağme bulsa da nağmesiz oldu. "Hem-zebân" birinin dilinden anlayan arkadaş. "Nevâ" azık ve gıdâ deOku
  12. 12Mesnevî-i Şerîf Şerhi - Cilt 12 · s.809"La'l"den maksat, kırmızı olan dildir. "Yakut"tan maksat, ilahi marifetlerdir. "Risale"den maksat, İmam Kuşeyri'nin Risale-i Kuşeyriyye'sidir. Kütü'l-Kulüb, EbûOku
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.