Sıfât-ı Subûtiyye kavramı hangi durumlarda bozulur veya gizlenir?
Sıfât-ı Subûtiyye kavramının kendisi bozulmaz veya gizlenmez; zira bu sıfatlar Hakk'ın zâtına ait, ezelî ve sâbit vasıflarıdır. Ancak, sâlikin bu sıfatlarla tahakkuk etme çabası veya bu sıfatların kul üzerindeki tezahürleri, yani "hâl"leri bozulabilir veya gizlenebilir. Bu durumlar üç ana sebeple ortaya çıkar: niyetin bozulması (riyâ, sum'a, ucb gibi şirk-i hafî ile), şer'î edebin terk edilmesi (sünnete muhalif davranışlar) ve gaflet ile ülfet (hâlin sahibinden gafil olup hâle âşık olma). Özellikle kulun kendi beşeriyeti yönünden kullandığı sıfât-ı subûtiyye tezahürleri, nefsaniyetle kullanıldığında bozulmaya açıktır¹.
Detaylı cevap
Sıfât-ı Subûtiyye, Hakk'ın "bizzat var olduğu kabul edilen" ve "isbatla bildirilen" ezelî sıfatlarıdır. Bunlar hayat, ilim, irâde, kudret, sem', basar, kelâm ve tekvîn (Mâtürîdî mezhebinde) gibi vasıflardır. Bu sıfatlar Hakk'ın zâtına ait olduğundan, kendileri bozulmaz veya gizlenmezler. Ancak, sâlikin seyr-i sülûk yolunda nefsini temizleyerek, beşerî sıfatlarından soyunup İlâhî sıfatlarla tahakkuk etme çabası sırasında, yani bu sıfatların kul üzerindeki tezahürleri olan "hâl"ler bozulabilir veya gizlenebilir¹.
Bir hâlin bozulması veya gizlenmesinin üç temel sebebi vardır:
-
Niyetin Bozulması: Sâlikin niyetine riyâ (ameli halk için yapma), sum'a (amelinin işitilmesini isteme) veya ucb (kendi amelini beğenme) gibi "şirk-i hafî" unsurları karıştığında, amel ve hâl tahakkuk etmez, gizlenir. Hadis-i şerifte belirtildiği gibi, "Ameller niyetlere göredir" (Buhârî, Bed'ü'l-vahy 1). Bu durum, kulun kendi beşeriyeti yönünden kullandığı sıfât-ı subûtiyye tezahürlerini nefs olarak kullanmasıyla ilişkilidir¹.
-
Şer'î Edebin Terki: Bir hâl ne kadar yüce görünse de, şer'î ölçülere uygun olmadığı sürece istidrâca dönüşür; yani Hak'tan değil, nefisten veya cinden gelir. İbn Arabî'nin de belirttiği gibi, "Şer'a muvâfık olmayan keşf, keşf değil, hayâldir". Sünnete muhalif tatbikatlar, hâlin bozulmasına yol açar.
-
Gaflet ve Ülfet: Sâlikin hâlin sahibinden gafil olup hâle âşık olması durumunda, hâl gizlenir. Bu, "Onlar Allâh'ı unuttular, Allâh da onları unutturdu" (Haşr 59/19) ayetinde ifade edilen duruma benzer. Bazen bu gizlenme (kabz), bekâ-i tâm öncesi sâliki temkîne hazırlayan bir lütuf olarak da tecelli edebilir.
Dolayısıyla, sıfât-ı subûtiyye'nin kendisi değil, kulun bu sıfatlarla olan ilişkisi ve bu sıfatların kul üzerindeki tezahürleri, yukarıda belirtilen sebeplerle bozulma veya gizlenme durumlarıyla karşılaşabilir.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.