İçeriğe atla

Mesnevî-i Şerîf'in önündeki başlıca engel nedir?

Kavram MekanizmasıOrta düzey3 görüntülenme4 kaynak
Kısa cevap

Mesnevî-i Şerîf'in önündeki başlıca engel, eserin içerdiği derin hakikatleri ve bâtınî sırları idrak etmeye herkesin müsait olmamasıdır. Mevlânâ, "Her şeyi görmek için o şeyin tekil hakikati olmak şarttır" iddiasının delilini Mesnevî'de apaçık söylemekten imtina etmiştir; zira Mesnevî, havâs ve avâmın mütalaasına açık olmasına rağmen, herkesin idraki bu sırları hazmetmeye uygun değildir¹. Bu durum, sâlikin nefs mertebelerini aşamamış olmasından kaynaklanan cehalet ve gaflet gibi bidâyet engelleriyle yakından ilişkilidir; zira bâtınî hâller, nefs-i emmârenin zulmeti aşılmadan mahcûbdur. Dolayısıyla, Mesnevî'nin sunduğu ilâhî bilgi ve bâtınî sırlar ırmağından istifade edebilmek, okuyucunun mânevî hazırlığına ve idrak seviyesine bağlıdır².

Detaylı cevap

Mesnevî-i Şerîf, Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî'nin (1207-1273) altı ciltlik, yaklaşık 25 bin beyitten oluşan manzûm tasavvuf eseridir. Eser, "Kur'ân'ın özü" olarak nitelendirilmiş olup, hikâyeler, kıssalar, tasavvufî tâ'vîller ve bâtınî hakikat açılımlar içerir. Ancak bu derin içeriğin anlaşılması önünde önemli bir engel bulunmaktadır: okuyucunun idrak seviyesi ve mânevî hazırlığı. Mevlânâ, "Her şeyi görmek için o şeyin tekil hakikati olmak şarttır" gibi derin hakikatleri Mesnevî'de açıkça ifade etmekten kaçınmıştır, çünkü eserin hem seçkinlere (havâs) hem de halka (avâm) hitap etmesi nedeniyle, herkesin idrakinin bu sırları hazmetmeye müsait olmadığını belirtmiştir¹.

Bu engel, tasavvufî sülûkun başında karşılaşılan nefs engelleriyle de paralellik gösterir. Sülûkun bidâyetinde sâlikin önündeki başlıca engeller cehâlet ve gaflettir. Cehâlet, sülûk yolunu, terbiyeyi ve mürşidi bilmemekten kaynaklanırken; gaflet, Allah'tan habersizliktir. Mesnevî'nin hakikatlerini idrak edebilmek için bu cehâlet ve gaflet perdelerinin aralanması gerekir. Zira tasavvufî hâllerin tahakkuku, sâlikin nefs mertebelerini sıra ile aşmasına bağlıdır. Özellikle nefs-i emmâre mertebesinde şehvet, gazab, kibir gibi hâller hâkim olduğundan, bâtınî hâller mahcûbdur ve bu mertebe aşılmadan üstteki hâller yaşanamaz.

Mevlânâ, Mesnevî'deki hakikatleri ve irfanı latif ve şaşırtıcı hikâyeler arasına yerleştirerek, çocuklara benzeyen gafil kimseleri şaka yollu sözlerle ciddi konulara çekme yöntemini kullanmıştır³. Bu durum, Mesnevî'nin görünen hikâyelerini okuyup sadece gam ve sıkıntı giderme niyetinin yanlış olduğuna işaret eder; asıl maksat, Yaratıcı'nın kelâmı ve ruh veren temiz su mesabesindeki Mesnevî'nin bâtınına ve anlamlarına nüfuz etmektir⁴. Dolayısıyla, Mesnevî'nin önündeki başlıca engel, okuyucunun mânevî hazırlık ve idrak eksikliğidir; bu da nefs mertebelerinin aşılmasıyla giderilebilir.

Kaynaklar

Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.

  1. 1C.11 · s.925
  2. 2C.6 · s.1688
  3. 3Kelime-i Mûseviyye · s.923Mevlâna (r.a.)Mesnevî-i Şerîf’lerinde beyân buyurdukları hakāyık ve maârifi hikâyât-ı latîfe ve acîbe zımnına idhâl eylemişler ve çocuklara benzeyen ehl-i gafleOku
  4. 4C.8 · s.1752
Bu cevap yardımcı oldu mu?

İlgili sorular

Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.