Fekefâ bi(A)llâhi şehîden beynenâ vebeynekum in kunnâ ‘an ‘ibâdetikum leġâfilîn(e)
"Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter."
"Şimdi sizinle bizim aramızda şahit olarak Allah yeter. Sizin bize ibadet ettiğinizden bizim haberimiz yoktur" (diyecekler).
Yûnus Suresi 29. ayet, kıyamet gününde müşriklerle taptıkları putlar arasındaki diyaloğu tasvir ederek, putların kendilerine yapılan ibadetten habersiz olduklarını ve Allah'ın bu duruma şahit olduğunu vurgular. Ayet, şahitlik, ibadet ve gaflet kavramları üzerinden tevhid inancının temelini pekiştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Şehîd (شهيد), hazır bulunan ve bir şeyi gözlemleyen demektir. Allah için kullanıldığında, O'nun her şeye muttali olması ve hiçbir şeyin O'ndan gizli kalmaması anlamını taşır. Ayetteki 'şehîden' kelimesi, Allah'ın, putların kendilerine yapılan ibadetten gafil olduğunu en iyi bilen ve bu gerçeği ortaya koyan mutlak şahit olduğunu belirtir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Şehîd (شهيد), burada 'şahit olan' anlamındadır. Allah'ın şahitliği, O'nun her şeyi bilmesi ve her şeye vakıf olması demektir. Ayette, Allah'ın, putların ibadetten habersiz olduğuna dair en büyük delil ve şahit olduğu vurgulanır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Ş-h-d kökünden türeyen 'şehîd' kavramı, Kur'an'da hem 'şahit' hem de 'şehit' anlamlarında kullanılır. Bu ayetteki kullanımı, Allah'ın mutlak bilgisi ve her şeyi kuşatan varlığı bağlamında, O'nun hakikatin nihai tanığı olduğunu gösterir. Putların cansız ve bilinçsiz varlıklar olması nedeniyle, Allah'ın şahitliği, onların ibadetten habersizliğini kesinleştirir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İbadet (عبادة), nihai boyun eğme ve tevazu halidir. Bu, sadece Allah'a layık olan bir eylemdir. Ayetteki 'ibadetikum' (sizin ibadetiniz), müşriklerin putlara yönelttiği, aslında sadece Allah'a yapılması gereken kulluk eylemini ifade eder ve bu eylemin yanlışlığını ortaya koyar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İbadet (عبادة), itaat ve boyun eğme anlamına gelir. Kur'an'da genellikle Allah'a karşı yapılan kulluk ve teslimiyet için kullanılır. Bu ayette ise, putlara yöneltilen ibadetin anlamsızlığını ve putların bu ibadetten habersiz oluşunu vurgulamak için kullanılmıştır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): İbadet (عبادة) kavramı, Kur'an'da 'Allah'a kulluk etmek' ve 'O'na boyun eğmek' anlamında merkezi bir yere sahiptir. Bu ayette, putların ağzından 'sizin ibadetinizden' ifadesi, ibadetin sadece Allah'a özgü bir eylem olduğunu ve putların bu tür bir eylemi algılayacak kapasitede olmadığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Gaflet (غفلة), bir şeyi bilmemek veya ondan habersiz olmak demektir. Ayetteki 'lağâfilîn' (elbette habersizlerdik), putların cansız ve bilinçsiz varlıklar olmaları nedeniyle, kendilerine yapılan ibadetten hiçbir şekilde haberdar olmadıklarını, dolayısıyla bu ibadetin anlamsızlığını ve boşluğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): Gaflet (غفلة), bir şeyden uzak kalmak ve onu unutmak anlamına gelir. Burada putların 'gafil' olması, onların idrak ve şuurdan yoksun olmaları nedeniyle, kendilerine yapılan tapınmadan tamamen bihaber oldukları manasındadır. Bu, müşriklerin ibadetlerinin boşa gittiğini gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Gaflet (غفلة) kelimesi, Kur'an'da genellikle insanın Allah'tan veya hakikatten yüz çevirmesi anlamında kullanılırken, bu ayette putlar için kullanılması, onların cansız ve idrakten yoksun varlıklar olduğunu vurgular. Putların 'gafil' olması, onların ibadeti algılayacak bir bilince sahip olmadıklarını ve dolayısıyla ibadetin muhatabı olamayacaklarını açıkça ortaya koyar.
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Şimdi ise sizin bize tapınmanızdan habersiz olduğumuza dair sizinle bizim aramızda şâhit olarak Allah yeter.” (10/29)
Bu “sanem” putların bir şeyden haberleri yoktur. Kendilerini ilh kabul edip varlık, suret verenler tapınanlardır. Bu ibadetten de haberleri olmadıklarını “Uluhiyet” mertebesini şahit tutmaktadırlar.