İçeriğe atla
Yûnus 42Cüz 11 · Sayfa 213

Yûnus Sûresi 42. Âyet

يونس

Sohbete sor

Veminhum men yestemi'ûne ileyk(e)(c) efeente tusmi'u-ssumme velev kânû lâ ya'kilûn(e)

Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin?

Yûnus Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

“Veminhum men yestemi’ûne ileyk(e) efeente tusmi’u-ssumme velev kânû lâ ya’kilûn(e)” Onlardan sana kulak verenler de vardır. Fakat sağırlara, hele akılları da ermiyorsa, sen mi işittireceksin? (10/42)


Mesnevi-i Şerifin ilh beyti dinle diye başlamakta ve dinlemeye büyük önem verildiğine atıf vardır. Zâhiri kulak belirli frekansları duymaya ayarlarlanmıştır. Zâhirde de her şeyi duyamadığı gibi bâtında da ayarı yapılamadığı sürece duyamaz. Risalet mertebesini duyma istidadı yoksa Allah’ın resülü de bu kişilere duyuramaz.

1. Bu neyi dinle, nasıl şikâyet ediyor? Ayrılıklardan hikâye ediyor.

Ellerdeki nüshalarda "Bişnev ez ney" yânî “Neyden dinle” ve "hikâye" "şikâyet"den önce yazılı ise de, eski nüshalarda "Bişnev în ney" yânî “Bu neyi dinle” şeklindedir; ve "şikayet", "hikâye”den öncedir.

Hz. Pîr: "Bu neyi dinle" tâbîriyle, kendi mübârek vücûdlarına işâret buyururlar. Çünkü neyin içi boş olup, üfleyen kimsenin nefesi, ondan ses çıkarır. İnsân-ı kâmilin vücûdu da "ney" e benzer. "Ney"in yedi deliği, insanın yedi dış a’zâsına işârettir ki, beşerin fiilleri bu a’zâlardan çıkar. İnsân-ı kâmilin "ney" gibi boş olan vücûdundan meydana gelen fiiller, ancak Hakk’ın tasarrufuyladır. "Ney" ifâdesiyle, bildiğimiz "ney"e de işâret buyrulmuş olması mümkündür. Çünkü "ney"in sesi, her bir sazın sesinden daha yakıcı olup, dinleyenlerin kalblerine yumuşaklık verir ve aşk ehlini vecde getirir. Bundan dolayı bu "ney" âşıkların rûhlarına kelimesiz ve sözsüz hitâblarda bulunmuş olur.

Mesnevî-i Şerîf’e "dinle" hitâbı ile başlanması da, insâni kemâlâttan olan ilim ve irfânın, insanda kulak yolundan oluşacağına işârettir. Ve Kur’an-ı Kerîm'de de işitmek, görmenin önüne alınmıştır. Nitekim Firavun'u dâvete me’mûr olan Mûsâ ve Hârûn (aleyhime's-selâma)a hitâben Hak Teâlâ, Tâhâ sûresinde “lâ tehâfâ innenî meakumâ esmau ve erâ” (Tâhâ, 20/46) Yâni "Korkmayınız, muhakkak ben sizinle beraberim. İşitirim ve görürüm" buyurmuştur. Başka ayetlerde de benzer ifâdeler oldukça çoktur.[44]