Veyestenbi-ûneke ehakkun hu(ve)(s) kul î verabbî innehu lehakk(un)(s) vemâ entum bimu'cizîn(e)
"O (azap) gerçek midir?" diye senden haber soruyorlar. De ki: "Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah'ı) aciz kılacak değilsiniz."
Yûnus Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“O (azap) gerçek midir?” diye senden haber soruyorlar. De ki: “Evet, Rabbime andolsun ki o elbette gerçektir. Siz (bu konuda Allah’ı) âciz kılacak değilsiniz.” (10/53)
Âyet önce ki ve sonra ki âyet bağlantıları ile sorulan, Cenâb-ı Hakk’ın vereceği azap ve bu âyet ile de bu âzabın risâlet ve rububiyet mertebesinden tasdiklerini ifade etmektedir. Kişinin en büyük azabı nefsi emmaresi ile beraber olup, Esmâ-i İlahiyeyi, nefsi için kullanmasıdır. Ve kendisini var zannetmesidir. İşte Esmâ-i ilahiyeyi nefsi ilahiye olarak kullanmak azabın ta kendisidir. İz- Efendi Babam sohbet ve kitaplarından sık sık bu konudan bahsetmekte ve uyarmaktadır.[48]
وَلَوْ أَنَّ لِكُلِّ نَفْسٍ ظَلَمَتْ مَا فِي الأَرْضِ لاَفْتَدَتْ بِهِ وَأَسَرُّواْ النَّدَامَةَ لَمَّا رَأَوُاْ الْعَذَابَ وَقُضِيَ بَيْنَهُم بِالْقِسْطِ وَهُمْ لاَ يُظْلَمُونَ {يونس/54}
“Velev enne likulli nefsin zalemet mâ fî-l-ardi leftedet bih(i) veeserrû-nnedâmete lemmâ raevû-l’azâb(e) vekudiye beynehum bilkist(i) vehum lâ yuzlemûn(e)”