Era-eyte-lleżî yukeżżibu bi-ddîn(i)
Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
Namaz Sûreleri (Cilt 2)
Terzibaba - Necdet Ardıç
O dönemde en çok 3-5 bin kişi olan topluluk içerisinde bu şekilde dîni yalanlayanlar seçilebiliyordu, günümüzde ise artık kimin ne olduğunu pek ayırmamıza imkân yoktur. Bu nedenle bu âyeti kerîmenin hükmüne göre dîni yalanlayanları bu şekilde tek tek bilme imkânımız yoktur ancak burada bilmemiz gereken bir şey vardır ki bize de lazım olan odur; bireysel varlığımızda dîni yalanlayan nefsi emmâremizdir.
“Dikkat et nefsi emmâren dîni yalanlayarak seni
yolundan ayırmaya çalışıyor” ifâdesi bu âyeti kerîmeden alacağımız payımızdır. Yani senin gönül muhabbet dinini yalanlamaya çalışan nefsini gördünmü-anladınmı? Sana nasıl oyunlar yaparak seni gönül muhabbet dini irfaniyetten alı koymak istiyor.
فَذٰلِكَ الَّذٖى يَدُعُّ الْيَتٖيمَ
(107-2) Fe zâlikellezî yedu’ul yetîm.
“Oysa yetîmi itip kakan işte odur.”