بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَـٰنِ الرَّحِيمِ
أَرَءَيْتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ
Era-eyte-lleżî yukeżżibu bi-ddîn(i)
Gördün mü, o hesap ve ceza gününü yalanlayanı!
فَذَٰلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلْيَتِيمَ
Feżâlike-lleżî yedu''u-lyetîm(e)
(2-3) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلْمِسْكِينِ
Velâ yehuddu ‘alâ ta'âmi-lmiskîn(i)
(2-3) İşte o, yetimi itip kakan, yoksula yedirmeyi özendirmeyen kimsedir.
فَوَيْلٌ لِّلْمُصَلِّينَ
Feveylun lil-musallîn(e)
Yazıklar olsun o namaz kılanlara ki,
ٱلَّذِينَ هُمْ عَن صَلَاتِهِمْ سَاهُونَ
Elleżîne hum ‘an salâtihim sâhûn(e)
Onlar namazlarını ciddiye almazlar.
ٱلَّذِينَ هُمْ يُرَآءُونَ
Elleżîne hum yurâûn(e)
Onlar (namazlarıyla) gösteriş yaparlar.
وَيَمْنَعُونَ ٱلْمَاعُونَ
Ve yemne'ûne-lmâ'ûn(e)
Ufacık bir yardıma bile engel olurlar.