İçeriğe atla
Hûd 110Cüz 12 · Sayfa 234

Hûd Sûresi 110. Âyet

هود

Sohbete sor

Velekad âteynâ mûsâ-lkitâbe faḣtulife fîh(i)(c) velevlâ kelimetun sebekat min rabbike lekudiye beynehum(c) ve-innehum lefî şekkin minhu murîb(un)

Andolsun, biz Musa'ya Kitab'ı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.110~
وَلَقَدْ اٰتَيْنَا مُوسَى الْكِتَابَ فَاخْتُلِفَ فٖيهِ وَلَوْلَا كَلِمَةٌ سَبَقَتْ مِنْ رَبِّكَ لَقُضِىَ بَيْنَهُمْ وَاِنَّهُمْ لَفٖى شَكٍّ مِنْهُ مُرٖيبٍ
~ ~ ~

11.110 - Ve lekad âteyna mûsel kitâbe fahtulife fîh, ve lev lâ kelimetun sebekat mir rabbike lekudıye beynehum, ve innehum lefî şekkim minhu murîb.

Diyanet Meali:

11.110- Andolsun, biz Mûsâ'ya Kitabı (Tevrat'ı) vermiştik de onun hakkında ayrılığa düşülmüştü. Eğer daha önce Rabbinin bir sözü geçmemiş olsaydı, elbette aralarında hüküm verilirdi. Onlar da (müşrikler de) o Kur'an hakkında derin bir şüphe içindedirler.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.110- Kasem olsun ki Musa’ya kitabı verdik de onda ihtilâf edildi, rabbinden bir kelime sebk etmiş olmasa idi elbette aralarında hüküm verilmiş bitmişti ve her halde onlar bundan kuşkulu bir şek içindedirler

---------------------

Hz. Mûsâ’nın Firavun ve adamlarına mucizelerle gönderilmiştir. Mûsâ Firavun’a karşı verdiği Tevhid mücadelesinden sonra İsrailoğulları’nı Mısır’dan çıkarıp Sina yarımadasındaki Tîh çölüne getirmeyi başardı. Burada Sina dağında kendisine Tevrat adındaki ilâhî kitap vahyedildi. İşte ayette Mûsâ’ya verildiği bildirilen kitap budur.

Ancak Hz. Mûsâ’nın ümmeti onun Firavun’a karşı verdiği mücadeleyi ve gösterdiği mucizeleri bilmelerine rağmen bu kutsal kitabı anlama ve uygulama hakkında ihtilâfa düştüler. Kitabın bazı hükümlerini gizleyenler, onu istedikleri yönde yorumlayanlar, kendi fikirlerini kutsal kitabın içine katarak bunun Allah tarafından gönderilmiş olduğunu ileri sürenler oldu.

“Daha önce verilmiş söz” den maksat, Allah’ın, kitap hakkında ihtilâfa düşenleri hemen cezalandırmayıp belirlenen zaman gelinceye kadar bekleyeceğine veya kıyamet gününe kadar onlara mühlet vereceğine dair sözüdür.

Bir başka görüşe göre “Allah’ın, peygamber gönderip hak din ile ilgili deliller göstermedikçe ve bunlar üzerinde düşünme imkânı vermedikçe kişiyi cezalandırmayacağına dair ezelî sözü” dür. İşte yüce Allah’ın önceden böyle bir sözü geçmemiş olsaydı suçluları hemen cezalandırır ve işlerini bitirirdi. Fakat O’nun isimlerinden biri de “çok sabırlı” anlamına gelen saburdur; acele etmez, ezelde takdir edilmiş olan zamanın gelmesini bekler, zamanı geldiğinde dilerse şiddetle cezalandırır ve suçluların işini bitirir. N.M.

---------------------- rtfSndPly*11.111*

11- Hud Suresi- Ayet 111

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)