İçeriğe atla
Hûd 111Cüz 12 · Sayfa 234

Hûd Sûresi 111. Âyet

هود

Sohbete sor

Ve-inne kullen lemmâ leyuveffiyennehum rabbuke a'mâlehum(c) innehu bimâ ya'melûne ḣabîr(un)

Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.111~
وَاِنَّ كُلًّا لَمَّا لَيُوَفِّيَنَّهُمْ رَبُّكَ اَعْمَالَهُمْ اِنَّهُ بِمَا يَعْمَلُونَ خَبٖيرٌ
~ ~ ~

11.111 - Ve inne kullel lemmâ leyuveffiyennehum rabbuke ağmâlehum, innehû bimâ yağmelûne habîr.

Diyanet Meali:

11.111- Şüphesiz Rabbin onların her birine, yaptıklarının karşılığını tastamam verecektir. Şüphesiz Rabbin onların yaptıklarından hakkıyla haberdardır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.111- Ve hakikat her biri öyle kimselerdir ki lâbüd rabbin kendilerine amellerini tamamiyle ödeyecektir çünkü o, her ne yapıyorlarsa habirdir


Yaşadığımız hayat zıtlıklar dünyasıdır. Nefsimize hoş gelen hakikatte acıdır. Küçük ölçeklerde ne yaptıksa karşılığını görürüz. Büyükler ise kıyamete kadar tehir edilmiştir. Dirilişin sebebi de budur.

Allah’a isyan veya itaatle yaşamanın getirisi hür iradelerinin kazandığı ile orantılıdır. Şah damarımızdan daha yakın olan C. Hakk ’tan hiçbir şeyin gizli kalmayacağı aşikardır.

Ayetin bağlamından bu kimselerin Hz. Mûsâ’nın kavmi olduğu anlaşılır. Ahirette kimin haklı kimin haksız olduğu ortaya çıkacak ve Allah Teâlâ bunların her birinin yaptıklarının karşılığını verecektir.

İsrailoğulları, Hz. Mûsâ’nın peygamber olduğunu belgeleyen onca mucizeye şâhit olmalarına rağmen yine de Tevrat hakkında anlaşmazlığa düştüler. Bir kısmı ona inanırken bir kısmı inanmadı. Kitabın bazı hükümlerini gizleyenler, onu kendi istekleri istikâmetinde te’vil edenler, hatta şahsi fikirlerini Tevrat’ın içine katarak bunların da Allah katından geldiğini iddia edenler oldu.

Dolayısıyla müşriklerin Kur’an-ı Kerîm’i inkâr etmelerine, onun hakkında şüphe içinde olmalarına; ona şiir, sihir, kehanet yakıştırmalarda bulunmalarına fazla üzülmemek, bu nevi durumlar karşısında sabır ve teenniyle hareket etmek gerekir. Şu bir hakikat ki, eğer Allah günahkârları hemen cezalandırmayacağına dair bir hüküm vermemiş olsaydı, hemen gerekeni yapar; mü ‘mini mükâfatlandırmak, kâfiri de cezalandırmak suretiyle aralarında lazım gelen hükmü verir ve mutlaka işi bitirirdi. Halbuki Allah, her birine hak ettikleri karşılığı tam olarak vermek için onları kıyamet gününe kadar erteleyeceğini haber vermektedir. (İbrâhim suresi/ 14-42) Kıyamet günü geldiğinde Allah Teâlâ, mü’minlere imanlarının ve diğer salih amellerinin, kâfirlere de küfürlerinin ve diğer günahlarının karşılığını tam tamına verecektir. Çünkü Allah, onların yaptıkları her şeyi çok iyi bilmektedir.

Seyr-i süluk, daha dünyada iken Hakla birlikte hakikati yaşama gayesi verir. “Nazara ila..” görünen manzaramızdır. Her gün bakar seyreder, geçeriz. Ama “nazara fi…” görüneni gerçek olarak kabul etmez. İbret ve idrak nazarıdır. Kur’an’ı Kerim bu bakış açısıyla yaşamamızı tavsiye eder. Seyirdeki bakış da budur! N.M.

---------------------
rtfSndPly*11.112*

11- Hud Suresi- Ayet 112