İçeriğe atla
Hûd 112Cüz 12 · Sayfa 234

Hûd Sûresi 112. Âyet

هود

Sohbete sor

Festakim kemâ umirte vemen tâbe me'ake velâ tetġav(c) innehu bimâ ta'melûne basîr(un)

Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~~11.112~
فَاسْتَقِمْ كَمَا اُمِرْتَ وَمَنْ تَابَ مَعَكَ وَلَا تَطْغَوْا اِنَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَصٖيرٌ
~ ~ ~

11.112 - Festekım kemâ umirte ve men tâbe meake ve lâ tatğav, innehû bimâ tağmelûne basîr.

Diyanet Meali:

11.112- Öyle ise emrolunduğun gibi dosdoğru ol. Beraberindeki tövbe edenler de dosdoğru olsunlar. Hak ve adalet ölçülerini aşmayın. Şüphesiz O, yaptıklarınızı hakkıyla görür.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.112- Onun için emr olunduğun gibi doğruluk et: sen ve beraberinde tevbe eden de aşırı gitmeyin, çünkü o her ne yaparsanız basîrdir


“Emrolunduğun gibi dosdoğru ol!” Allah’ın haklarını Allah ile eda etme hususunda dosdoğru ol.

Peygamberimiz elçilikle görevlendirildikten sonra O’nunla hareket edip, O’nunla duruyor, O’nunla konuşup, düşünüyordu.

“Şükreden bir kul olmayayım mı?” buyurup, gece namazını kılarken uzun süre kıyamda kaldığı için ayakları şişerdi.

Ona: Rabbin “Böylece Allah, senin geçmiş ve gelecek günahını bağışlar.” (Fetih, 2) buyurmak suretiyle “senin geçmiş ve gelecek günahlarını bağışladığını müjdelememiş midir?” denildiğinde yukarıdaki cevabı vermişti.

Dolayısıyla Resulullah (sav)’ın, münkeri nehyetmediği, marufu emretmediği, uyarı ve davet görevini ifa etmediği bir tek dakika geçirmemiştir. Bu da son derece zor bir görevdir. Nitekim “Hud suresi saçlarımı ağarttı.” buyurmuştur.

Ariflerden biri Resulullah’ı (sav) rüyasında görür ve “Ya Resulallah! Nebilerin kıssalarından, onların ümmetlerinden yalanlayanların üzerine inen azaptan ve ümmetlerinden gördükleri eziyetlerden dolayı mı ‘Hud suresi saçlarımı ağarttı.’ buyurdunuz?” diye sorar.

Buyurur ki: “Hayır, ‘Seninle beraber tevbe edenlerle birlikte emrolunduğun gibi dosdoğru ol’ ayetinden dolayı bunu söyledim.” Yani benliğinden, varlığının günahından “seninle beraber” tevbe eden muvahhitlerle birlikte dosdoğru ol.

“Aşırı gitmeyin…” benlik perdesiyle örtünmek, mutlak İlahi kemalatı kendinize ait görmek kaydıyla somut benliğinize nispet etmek dolayısıyla mutlaktan kayıtlanmaya doğru perdelenmeyi gerektiren bir tavır içine girmek suretiyle aşırı gitmeyin.

Resulullah (sav) şöyle buyurmuştur: “İhlas sahipleri büyük bir tehlike üzerindedirler.” Çünkü onların hallerinin günahlarının incelikleri akılla idrak edilemeyecek kadar ince ve cezaları da vehimle tasavvur edilemeyecek kadar korkunçtur. Bu, yüce Allah’ın dostlarına yönelttiği bir tehdittir, düşmanlarının durumunu da varın siz düşünün!

Emrolunmak, emrin ne olduğunu bilmekten geçer. İnsan olarak nelerle yükümlü kılındığımızı peygamberimizden alırız. Emre ilk muhatap O’dur. Doğruluk ise amelin terazisidir. İman ve amel dengesi eşit olmalı. İmanından ibadetin, ibadetinden imanın görülmeli. Ayrılırsa ŞİRK olur. Tövbelerimiz bu şirk üzerinedir. Avam davranışlarından, havas ise düşüncelerinden tövbe eder. Peygamberimize bu ayet ağır geldi. Amelle imanın üst üste geldiği durumlar HİKMETi doğurur. Araya kıl kadar gayrılık girmemeli.

Peygamberimize doğruluk emredildiği gibi beraberindeki tövbe edenlere de aynı ikaz, hatırlatma yapılmıştır.

(Tevilat, 1. Ciltten alınmıştır.) Hak ve Adalet Mutezile ’ye göre Allah’ın en önemli sıfatı. Yeryüzü adaletle ayakta durur. Nasıl ki tabiatta görülmeyen ama hissedilen yer çekimi, suyun kaldırma kuvveti gibi kanunlar var, toplumun ahlaki sistemlerinde de adalet kanunları vardır. Atasözlerimizin en çok bilineni “Ne ekersen onu biçersin” buna işaret eder. İnsan kendini tam olarak bilemez. Çünkü görmez. Rüyaları onun en önemli ip ucudur. Seyri sülukta “bana arkadaşını söyle senin kim olduğunu söyleyeyim” sözü “bana rüyanı anlat, senin kim olduğunu söyleyeyim”e döner. Çünkü salik her ne kadar kendini tanısa da zuhuratları batının batınından gelir. Şaşırması da bu yüzdendir. Çünkü kendini bildiğini sanan çoğu kimseler özünden haberdar olmadığını görürler. N.M.



rtfSndPly*11.113*
11- Hud Suresi- Ayet 113

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(8)