İla(A)llâhi merci'ukum(s) vehuve ‘alâ kulli şey-in kadîr(un)
Dönüşünüz ancak Allah'adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Dönüşünüz yalnızca Allah'adır. O'nun da herşeye gücü yeter.
Hûd Suresi 4. ayet, insanın nihai dönüş noktasını ve Allah'ın mutlak kudretini vurgulamaktadır. Ayet, 'dönüş' ve 'kudret' kavramları üzerinden tevhid inancının temel unsurlarını dilbilimsel bir derinlikle ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rücû'' (رجوع) kelimesinin bir yere veya hale geri dönmek anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'merci' (مرجع) ise, dönüş yeri veya dönüş zamanı anlamındadır ve insanların kıyamet günü Allah'ın huzuruna döneceklerini, O'nun hükmüne tabi olacaklarını ifade eder. Bu, sadece fiziksel bir dönüş değil, aynı zamanda amellerin hesabının verileceği bir geri dönüştür.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'merci' kelimesini 'masdar' (dönüş) ve 'mekân' (dönüş yeri) olarak açıklar. Ayetteki kullanımı, insanların ahirette Allah'a dönecekleri ve O'nun huzurunda toplanacakları anlamını taşır. Bu ifade, Allah'ın mutlak otoritesini ve insanların O'na karşı sorumlu olduğunu vurgular.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rücû'' kavramının Kur'an'da sadece fiziksel bir geri dönüşü değil, aynı zamanda varoluşsal bir geri dönüşü de ifade ettiğini belirtir. İnsanın başlangıçta Allah'tan geldiği ve nihayetinde O'na döneceği fikri, bu kavramın temelini oluşturur. Ayetteki 'merci' kelimesi, insanın varoluşsal yolculuğunun son durağının Allah olduğunu ve bu dönüşün kaçınılmazlığını vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kudret' (قدرة) kelimesini bir şeyi yapmaya muktedir olmak, bir şeyi belirli bir ölçüye göre yapmak olarak tanımlar. 'Kadîr' (قدير) ise, mutlak kudret sahibi demektir. Ayetteki 'Kadîr' sıfatı, Allah'ın her şeye gücünün yettiğini, hiçbir şeyin O'nun kudretinin dışında kalamayacağını ve insanların dönüşünü de O'nun kudretinin gerçekleştireceğini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'Kadîr' isminin Allah'ın sıfatlarından olduğunu ve O'nun her şeyi dilediği gibi yapmaya muktedir olduğunu belirtir. Bu sıfat, Allah'ın iradesinin sınırsızlığını ve yaratma, yok etme, diriltme gibi tüm fiillerde tam bir güce sahip olduğunu gösterir. Ayetteki kullanımı, insanların dönüşünü gerçekleştirecek olanın, her şeye gücü yeten Allah olduğunu pekiştirir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'kudret'in, bir şeyi var etme veya yok etme gücü olduğunu ifade eder. 'Kadîr' ise, bu güce sahip olan varlıktır. Ayetteki 'Kadîr' sıfatı, Allah'ın sadece insanların dönüşünü değil, evrendeki her şeyi kontrol etme ve yönetme gücüne sahip olduğunu vurgular. Bu, O'nun mutlak egemenliğinin bir göstergesidir.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
11.4 - İlallâhi merciukum ve huve alâ kulli şey'in gadîr.
Diyanet Meali:
11.4- Dönüşünüz ancak Allah'adır. O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.4- Hep dönüşünüz Allah'adır, o ise her şey'e kadirdir.
Ayet “ircıi ile Rabbike” Rabbine dön! Emrinin mutlaka olacağını gösteriyor. “Gelirler bir bir, giderler bir bir, kalır yalnız BİR” denir.
Ayetler hem yaşadığımız zamana hem de öleceğimiz vakte işaret ediyor.
“Allah içiniz ve O’na dönücüyüz” (Bakara /156)ayeti okunduğunda Beyazıd-ı Bestami’nin “Şimdi neredeyiz?” dediği naklonulur.
Buna İbn’ül Arabi “Evet, Allah’tan geldik, O’na dönüyoruz. Şimdi de Allah’ın bir ismiyle beraberiz” buyurur.
Her şeye gücü yetendir! Bütün isimlerin ortak özelliği “kadir” olmalarıdır. Hükümlerini icra edebilmeleri için güce ihtiyaçları vardır. Kadir ismi kudret sıfatından türetilmiştir. Allah Teala alemi kudretiyle halk etmiştir.
El-Kadir olan biz mümkün varlıkları Allah izafi yokluktan varlığa izhar etmiştir. Kudreti O’na ait olup, fiillerimiz bizden çıkar. Bu yüzden ellerimiz Hakkın elidir. KÜN! Emriyle var olan bizler İRCIİ! Emriyle dönüyoruz. El-Kadir isminin karşısında her şey boyun eğmiştir. El-Muktedir ismi el-Kadir isminin neticesi olup, iktidarın sahibi anlamına gelir. Her şeye güç yetirendir. İnsanın nasibi ise teslimiyettir.
İbnü’l Arabi “Allah OL! der, insan Ol! diyene teslim olarak besmele çeker ve de izafeten muktedir olur” demiştir. N.M.
----------------------
rtfSndPly*11.5*
11- Hud Suresi- Ayet 5