Ve-ilâ ‘âdin eḣâhum hûdâ(en)(c) kâle yâ kavmi-'budû(A)llâhe mâ lekum min ilâhin ġayruh(u)(s) in entum illâ mufterûn(e)
Ad kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Hud, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka sizin hiçbir ilahınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz."
Âd kavmine de kardeşleri Hud'u gönderdik. Dedi ki: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. Sizin O'ndan başka bir ilâhınız yoktur. Siz sadece iftira edip duruyorsunuz."
Hûd Suresi 50. ayet, Ad kavmine gönderilen Hz. Hud'un tebliğini ve kavminin ona verdiği cevabı aktarır. Ayet, tevhid inancının temelini oluşturan 'Allah'a kulluk' ve 'O'ndan başka ilah olmaması' kavramlarını vurgularken, bu ilkeye karşı çıkanların 'iftira' ile itham edildiğini göstermektedir. Dilbilimsel olarak, 'kulluk', 'ilah' ve 'iftira' kelimeleri ayetin ana mesajını oluşturan temel kavramlardır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Abd (عَبْد) kelimesi, zillet ve boyun eğme anlamını taşır. İbadet ise, kulluğun en üst derecesi olup, Allah'a karşı tam bir tevazu ve teslimiyetle boyun eğmektir. Ayetteki 'u'budû' (اعبدوا) emri, Ad kavmine yalnızca Allah'a tam bir teslimiyetle kulluk etmelerini, O'nun emirlerine uymalarını ve yasaklarından kaçınmalarını emretmektedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): İbadet, Arapların dilinde itaat ve boyun eğme anlamına gelir. 'U'budûllâhe' ifadesi, Allah'a itaat edin, O'nun emirlerine uyun demektir. Burada, Ad kavminin taptığı putları bırakıp tek olan Allah'a yönelmesi istenmektedir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'abd' ve 'ibadet' kavramları, insanın Allah karşısındaki mutlak bağımlılığını ve O'na karşı duyduğu minneti ifade eder. İbadet, sadece ritüelistik eylemlerden ibaret olmayıp, tüm hayatı kapsayan bir teslimiyet halidir. Ayetteki 'u'budû' emri, Ad kavminin hayatlarının her alanında Allah'ın otoritesini tanımalarını ve O'na boyun eğmelerini talep etmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): İlah (إِلَه), kendisine ibadet edilen, hayranlık duyulan ve yönelinen varlık demektir. Kelime, 'elehe' (أَلِهَ) fiilinden türemiş olup, 'şaşırmak, hayran kalmak, sığınmak' anlamlarını içerir. Ayetteki 'mâ lekum min ilâhin gayruhû' (مَا لَكُم مِّنْ إِلَـٰهٍ غَيْرُهُۥٓ) ifadesi, Ad kavmine Allah'tan başka tapılacak hiçbir varlığın olmadığını, O'nun tek ilah olduğunu kesin bir dille bildirmektedir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): İlah, kulların kendisine yöneldiği, ihtiyaçlarını arz ettiği ve kendisine sığındığı yüce varlıktır. Bu ayette, Hz. Hud, Ad kavmine Allah'ın dışında hiçbir varlığın bu vasıflara sahip olmadığını, dolayısıyla O'ndan başkasına ibadet etmenin anlamsız olduğunu açıklamaktadır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Kur'an'da 'ilah' kavramı, mutlak güç ve otorite sahibi, yaratıcı ve rızık verici olan tek varlığı ifade eder. Bu kavram, şirkin reddi ve tevhidin tesisi için merkezi bir rol oynar. Ayetteki 'mâ lekum min ilâhin gayruhû' ifadesi, Allah'ın ilahlıkta eşsiz ve benzersiz olduğunu, O'nun dışında hiçbir varlığın ilahlık vasfına sahip olamayacağını vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İftira (افتراء), asılsız bir şeyi uydurmak, yalan söylemek ve birine isnat etmektir. Ayetteki 'in entum illâ mufterûn' (إِنْ أَنتُمْ إِلَّا مُفْتَرُونَ) ifadesi, Ad kavminin Allah'tan başka ilahlar edinmelerinin, tamamen kendi uydurmaları ve asılsız iddiaları olduğunu, gerçekle hiçbir ilgisi bulunmadığını belirtmektedir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): İftira, bir şeyi aslı olmaksızın icat etmek, uydurmak demektir. Hz. Hud, Ad kavminin Allah'a ortak koşmasını ve O'ndan başka ilahlar edinmesini, tamamen kendi hayal ürünleri ve yalanları olarak nitelendirmektedir. Bu, onların tevhid inancına karşı çıkışlarının temelsiz olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Kur'an'da 'iftira' kelimesi, genellikle Allah'a karşı yalan isnat etmek, O'na ortak koşmak veya O'nun hakkında asılsız iddialarda bulunmak bağlamında kullanılır. Bu ayette, Ad kavminin Allah'tan başka ilahlar edinmesi, Allah'ın birliğine ve tek ilah oluşuna karşı uydurulmuş bir yalan olarak değerlendirilmektedir. Bu, onların tevhid ilkesini reddetmelerinin ciddiyetini ortaya koyar.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.50~
وَاِلٰى عَادٍ اَخَاهُمْ هُودًا قَالَ يَا قَوْمِ اعْبُدُوا اللّٰهَ مَا لَكُمْ مِنْ اِلٰهٍ غَيْرُهُ اِنْ اَنْتُمْ اِلَّا مُفْتَرُونَ
~ ~ ~
11.50 - Ve ilâ âdin ehâhum hûdâ, gâle yâ gavmiğbudullâhe mâ lekum min ilâhin ğayruh, in entum illâ mufterûn.
Diyanet Meali:
11.50- Âd kavmine de kardeşleri Hûd'u gönderdik. Hûd, şöyle dedi: "Ey kavmim! Allah'a kulluk edin. O'ndan başka sizin hiçbir ilâhınız yoktur. Siz, sadece iftira ediyorsunuz." Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.50- Âd'a da kardeşleri Hûd'u gönderdik; ey kavmim! Dedi: Allaha kulluk edin, sizin ondan başka bir ilâhınız daha yok, siz sade iftira edip duruyorsunuz
Peygamberler tarihine baktığımızda putperestliğe sapmış bir kavim ve doğru yola çağıran ve mucizelerle desteklenen tebliği görürüz. Putlara ve hemcinslerine kulluktan beri kılmaya çalışırlar. Kendilerine az sayıda iman edenlerin dışındakiler de helak olmuşlardır. Hatta Hz. İbrahim tek başına “Ümmet” idi. Safiyette BİR olanlara “ümmet” denir. Değilse birleşmemişlerdir. Ümmet değildirler.
Bütün peygamberlerin ortaya koyduğu temel mesele İMAN ’dır. Buna bağlı olarak da AHLAK! Amenu ve amil’ us salihattır. Dikkatimiz Allah’a verilmelidir. s Allah Teala insan ve alem olmadan önce kendi birliğini ve ilahlığını biliyordu. Dinin temeli de budur. Allah’ı ancak Allah bilir. Şahiddi kendine. Şahid olunması da gerekirdi. Gören ve görülen…İnsan olmanın başlama noktası bu şahitliktir. N.M.
rtfSndPly*11.51*
---------------------
11- Hud Suresi- Ayet 51