İçeriğe atla
Hûd 49Cüz 12 · Sayfa 227

Hûd Sûresi 49. Âyet

هود

Sohbete sor

Tilke min enbâ-i-lġaybi nûhîhâ ileyk(e)(s) mâ kunte ta'lemuhâ ente velâ kavmuke min kabli hâżâ(s) fasbir(s) inne-l'âkibete lilmuttekîn(e)

İşte bunlar, sana vahyettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun, ne de kavmin. O halde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

~ ~ ~
11.49 - Tilke min embâil ğaybi nûhîhâ ileyk, mâ kunte tağlemuhâ ente ve lâ gavmuke min gabli hâzâ fasbir, innel âgıbete lilmuttegîn.

Diyanet Meali:

11.49- İşte bunlar, sana vahy ettiğimiz gayb haberlerindendir. Bundan önce onları ne sen biliyordun ne de kavmin. O hâlde sabret. Çünkü (iyi) sonuç, Allah'a karşı gelmekten sakınanların olacaktır.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:

11.49- İşte bunlar gayb haberlerinden, sana bunları vahy ile bildiriyoruz, bundan evvel onları ne sen bilirdin ne kavmin, böyle, o halde sabret, her halde akıbet müttekılerindir.


Gayb: Görülememe, gizli, saklı, ilahi sır anlamındadır. Akıl ve duyularla bilinemez. Gayb haberleri Mazi, hal ve istikbale yönelik olur. Kur’an’ı Kerim’de gayb kelimesi 59 kere geçmektedir.

Gayb alemi Fusus’ul Hikem, Âdem fassı sh.22’de şöyle geçer:

“Ehad olan zatın bütünsellik yönüyle altı mertebesi vardır. Ve parçalar yönünden mertebelerine son yoktur.

Birincisi taayyünsüzlük, sırf zat mertebesidir. Ve Zatın bütün bağıntıları ve işleri ve onun mertebelerinin tamamı kendinde saklı ve gizlidir. Eğer kendinde bu bağıntılar ve işler olmasa idi, zat ebediyen tecelli etmez idi.

İkincisi vahidiyyet mertebesidir. Bu mertebenin ismi Allah’tır. “Allah” külli ismi altında bütün isimler toplanmıştır.

İlim mertebesinde taayyün etmiş bu suretlere a’yan’ı sabite derler.

Üçüncüsü ruhlar mertebesidir. Bu mertebe mutlak Zatın ilim mertebesinden bir derece daha kesifleşmesinden ibarettir. Öyle ki, ilim mertebesinde mevcut olan her ilmi suret, basit cevher olarak bu mertebede zahir olur. Duyularla anlatmak kabil değildir. Bu mertebede her bir ruh kendini, kendi benzerini ve kendi kaynağı olan Hak Teala Hz. lerini idrak etmektedir. Bu aleme “Emr, Gayb, Ulvi, Melekut” alemi derler.

Sonraki alemler Misal, Şehadet ve Hz. İnsan olan toplayıcı mertebedir.

Hak Teala nefsini zahir ve batın olmakla vasfetti. Zahir isminin görünme yeri olarak şehadet alemini ve batın isminin görünme yeri olarak gayb alemini halk etti.” Gayb ikidir:

Hakiki gayb: Zat-ı Mutlaka taayyünsüzlük mertebesi olduğundan, ondan sonraki mertebelerin hepsinin batınlarının en batınıdır.

İzafi gayb: Emr alemidir. Ve akıllar, nefsler ve ruhların çıkma alemidir. Bu alem bize izafetle gayb ve karanlık olduğu için gecedir. Hakiki gayba nisbetle gündüzdür. (Fusus, sh.259)

C. Hakkın gayb ve şehadet olmak üzere iki tecellisi vardır.

Gayb tecellisi ile ayn’lar sabit oldu. Şehadetle A’yan’ı Sabite’ye varlık verildi. Gayb ve şehadet aleminin arasında berzah vardır. Her iki alemin hükümlerini toplamıştır. İlk berzahta olan suretlere şehadet aleminde çıkmadan önce görülmesi rüyada veya uyanıklıkta mümkündür. Ama ikinci berzaha nakl olmuş ölenlerin hallerinden haberdar olmak Allah’ın sevdiklerinden başkasına mümkün değildir.

Cebrail as ilahi gayb hazinelerinde olan gizli manaları suret alemine ulaştırır. N.M.


--------------------- rtfSndPly*11.50*


11- Hud Suresi- Ayet 50

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)