İçeriğe atla
Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah kapak gorseli

Altı Peygamber - Hz.Nuh (a.s) Neciyullah

Terzibaba - Necdet Ardıç

61 sayfa~92 dk okumamixed

Anahtar Kelimeler

Terzibaba - Necdet Ardıçaltı peygamber serisidijital kütüphanekitap okuma

Sıkça Sorulan Sorular

Altı Peygamber (Cilt 2) kitabı ne anlatıyor?

Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber (Cilt 2)" adlı eseri, tasavvufî bir bakış açısıyla peygamberlerin mertebelerini ve tevhîd hakikatini ele almaktadır. Kitap, özellikle Hz. Nûh'un (a.s.) "Neciyyullah" sıfatı üzerinden kurtuluş (necat) kavramını işlerken, peygamberlerin tebliğlerinin ikilik (isneyniyyet) üzerinden yapılmasına rağmen aslen teklik ve vahdet-i ilâhiyeye yönelik olduğunu vurgular1. Eser, Âdem (a.s.) ile birlikte Ulü'l-azm peygamberler olan Nûh (a.s.), İbrâhim (a.s.), Mûsâ (a.s.), Îsâ (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.)'in hayat hikâyelerinden manevî dersler çıkarmayı hedefler1. Bu eser, sâlikin seyr ü sülûkunda peygamberlerin hâllerini yaşamasını ve yaşatmasını gerçek irfan olarak sunar1.

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber (Cilt 2)" eseri, tasavvufî bir seri olan "Necdet Ardıç İrfan Sofrası" ve "Necdet Ardıç Tasavvuf Serisi"nin bir parçasıdır1. Bu cilt, özellikle Hz. Nûh'a (a.s.) odaklanarak "Nûhiyyet mertebesi"ni ve "Necat kelimesinin sayısal değeri" gibi konuları inceler1. Kitap, Cenâb-ı Hakk'ın izniyle altı peygamberin manevî seyrini sürdürmeyi amaçlar1. Bu altı peygamber, Âdem (a.s.) ile birlikte Ulü'l-azm peygamberler olan Nûh (a.s.), İbrâhim (a.s.), Mûsâ (a.s.), Îsâ (a.s.) ve Muhammed (s.a.v.)'dir1. Yazar, bu peygamberlerin hayat hikâyelerinin bilinmesinden büyük faydalar sağlanacağını belirtir1. Peygamberlerin tebliğleri, görünüşte ikilik (isneyniyyet) üzerinden yapılsa da, aslında teklik, tevhîd ve Allah'ın birliğine yöneliktir1. Her devrin peygamberi, kendi mertebesi itibarıyla Cenâb-ı Hakk'ı zuhura getirir ve peygambere itaat, kendi mertebesi itibarıyla Hakk'a itaat anlamına gelir1. Hz. Nûh'un sıfatı "necat" (kurtuluş) olarak açıklanır ve bu kurtuluş, "akl-ı cüz"ün "akl-ı kül"e uymasıyla mümkün olur; peygamberler bu mertebeyi haber veren ve Allah'ın uzattığı "yedullah" (Allah'ın elleri) hükmündedirler1. Kitap, gerçek seyr ü sülûkun, bu peygamberlerin seyrini "hâl"de yaşamak ve yaşatmak olduğunu ifade eder1. Ayrıca, Peygamberimiz Hz. Muhammed'in (s.a.v.) "rahmeten lilâlemîn" oluşu ve "mudil" isminin kaldırılması değil, ona uyulmaması gerektiği gibi önemli farklara da değinilir1. Eser, kemâlâtın tamamlanmış olsaydı diğer peygamberlere ve mertebelerine lüzum kalmayacağı fikrini de işler1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber Cilt 2 — s. 1, 2, 5, 9, 13, 14, 21, 22, 35, 37
Nûh Sûresi'nin tefsiri bu eserde nasıl ele alınıyor?

Nûh Sûresi'nin tefsiri, "Altı Peygamber" adlı eserde, sûrenin sayısal değerleri ve Kur'ân-ı Kerîm'deki diğer sûrelerle olan bağlantıları üzerinden işârî bir yaklaşımla ele alınmaktadır. Eser, Nûh Sûresi'nin Kur'ân'daki 71. sûre oluşu, Yunus Sûresi'nin 71. ayetinde Hz. Nûh'tan bahsedilmesi ve müellifin bu kitabı yazmaya başladığı yaşın 71 olması gibi üçlü bir 71 bağlantısı kurarak, zâhir ve bâtın arasındaki ilişkiye dikkat çekmektedir1. Bu yaklaşım, sûrenin ayet sayılarındaki farklı kıraatleri de (28, 29 veya 30 ayet) dikkate alarak, metnin derinlikli ve çok katmanlı anlamlarını ortaya koymayı amaçlar1.

Ayrıntı

"Altı Peygamber" adlı eserde Nûh Sûresi'nin tefsiri, sûrenin Nûhiyyet mevzuu ile bağlantılı olarak ele alınır1. Müellif, sûrenin Kur'ân-ı Kerîm'deki yerini ve diğer sûrelerle olan ilişkilerini vurgulayarak, işârî bir tefsir geleneğini takip eder. Bu bağlamda, Nûh Sûresi'nin 71. sûre olması, Yunus Sûresi'nin 71. ayetinde Hz. Nûh'un haberinin okunması ("Ve onlara Nûh’un haberini oku" - Yunus Sûresi 10/71) ve müellifin kitabı yazmaya başladığı yaşın da 71 olması gibi üçlü bir sayısal bağlantı kurulur1. Bu üç 71'in çarpımı olan 213 sayısının, zâhir ve bâtın olarak 13'e bağlı olduğu belirtilerek, sayılar üzerinden derin anlamlar çıkarılmaya çalışılır1. Bu tür bir yaklaşım, tasavvufî tefsirlerde sıkça görülen, harflerin ve sayıların gizli anlamlarına işaret eden bir yöntemdir. Eserde ayrıca, Nûh Sûresi'nin ayet sayılarındaki farklılıklar da zikredilir; Küfe ulemasına göre 28, Basra ve Şam ulemasına göre 29, diğer bazı ulemaya göre ise 30 ayet olduğu belirtilir1. Bu durum, sûrenin farklı kıraat ve tefsir geleneklerindeki çeşitliliğine işaret ederken, aynı zamanda metnin çok boyutlu okunmasına imkân tanır. Eser, Nûh Sûresi'nin yanı sıra Hud Sûresi (11/49) ve Yunus Sûresi (10/71) gibi diğer sûrelerle olan bağlantılarına da değinerek, Kur'ân'ın bütüncül yapısı içinde Nûh kıssasının yerini ve önemini vurgular1. Bu tefsir anlayışı, Şerif Kır ve Muharrem Avan gibi isimlerin Terzibaba Necdet Ardıç geleneğinde Kur'ân'ı irfanî bir bakışla yorumlama çabalarıyla paralellik gösterir.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber — s. 1, 10, 13
Hz. Nûh'un 'Neciyyullah' vasfı ne anlama geliyor?

Hz. Nûh'un "Neciyyullah" vasfı, onun Allah tarafından kurtarılmış ve seçilmiş bir peygamber olduğunu ifade eder. Bu vasıf, Nûh (a.s.)'ın tufandan ve kavminin helakından kurtulmasıyla ilişkilidir ve "necat" kelimesinin sayısal değeriyle de bağlantılıdır. Nûhiyyet mertebesi, bu kurtuluş ve seçilmişlik hâlini temsil eder.

Ayrıntı

Hz. Nûh'a verilen "Neciyyullah" vasfı, onun Allah tarafından özel bir kurtuluşa mazhar kılındığını gösterir. "Neciyyullah" kelimesi, "necat" kökünden türemiştir ve "kurtuluş, selamet" anlamlarına gelir. Bu durum, Nûh (a.s.)'ın kavminin inkârı ve isyanı sonucunda gerçekleşen büyük tufandan ve helaktan Allah'ın lütfuyla kurtulmasıyla doğrudan ilişkilidir1. Tasavvufî terminolojide "Nûhiyyet mertebesi" olarak adlandırılan bu hâl, Hz. Nûh'un şahsında tecelli eden kurtuluş ve seçilmişlik makamını ifade eder1. Bu mertebe, aynı zamanda "necat" kelimesinin sayısal değeriyle de bir bağlantı kurularak açıklanır1. Dolayısıyla, "Neciyyullah" vasfı, Hz. Nûh'un sadece bir peygamber olmakla kalmayıp, aynı zamanda ilahi bir kurtuluşun ve seçilmişliğin sembolü olduğunu vurgular.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber Cilt 2 — s. 13, 14
Nûhiyyet mertebesi nedir?

Nûhiyyet mertebesi, tasavvufta Hz. Nuh'un temsil ettiği, kurtuluş (necât) ve nefs mertebeleriyle ilişkili özel bir makamdır. Bu mertebe, Hakikat-i Muhammediyye ilminin bir tezahürü olarak, Hazret-i Ahadiyyet'in yeryüzünde zuhur ettiği bir noktayı ifade eder1. Sâlikin nefs-i emmâre gibi nefsânî bağlardan kurtularak mânevî bir yükseliş yaşadığı, fenâ fillâh hâlinin Nûhiyyet mertebesi itibarıyla tecrübe edildiği bir aşamadır1. Bu mertebeden Hakk'ın Zât'ının tecellî ettiği özel kullar murad edilir ve necât bu kullara uyum sağlamakla elde edilir1.

Ayrıntı

Nûhiyyet mertebesi, tasavvufî sülûkta önemli bir duraktır ve Hz. Nuh'un şahsiyetinde sembolleşen mânevî bir hâli temsil eder. Bu mertebe, "şeriat, tarikat, hakikat ve marifet" gibi farklı düzeylerde izahları olan kapsamlı bir makamdır1. Esasen, Hakikat-i Muhammediyye'nin Nûhiyyet-necât mertebesi olarak tanımlanır ve "esmâ-i nefsiyye"den kurtulmayı ifade eder1. Hz. Nuh, bu mertebenin zuhur mahalli ve İnsân-ı Kâmil'idir1.

Nûhiyyet mertebesi, Âdemiyyet, Şîtiyyet ve İdrîsiyyet mertebelerinden sonra gelen, büyük bir "tufan" hareketiyle geçilen bir aşamadır1. Bu "tufan", sâlikin nefsânî bağlarından arınma sürecini sembolize eder. Nûhiyyet mertebesinde, mü'min kul Hakk'a ayna olur ve Hakk'ın Zât'ının tecellî ettiği özel kullardan biri hâline gelir1. Necât (kurtuluş) vasfı bu mertebede belirginleşir ve kurtuluş, bu mertebedeki kullara uyum sağlamakla elde edilir1.

Bu mertebede yaşanan "fenâ fillâh" hâli, Mertebe-i Muhammediyye'deki fenâ fillâh'tan farklıdır; her mertebenin fenâ fillâh'ı kendi sınırları içinde düşünülmeli ve yaşanmalıdır1. Nûhiyyet mertebesi, aynı zamanda "Hâdî" isminin zuhuru olan bir makamdır ve bu zuhur kıyamete kadar kalıcıdır2. Bu mertebenin yaşantıları ve bilgileri, bâtınen Hakikat-i Muhammediyye ilminden alınır ve Hz. Muhammed'e aracısız olarak bildirilmiştir1. Nûhiyyet mertebesi, sadece dünya âlemine has olmayıp, başka âlemlerde de var olan bir makamdır1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber — s. 6, 7, 11, 22, 28, 40, 41
  3. 2.Altı Peytamber — s. 39
Kitapta farklı müfessirlerin görüşlerine yer veriliyor mu?

Verilen kaynaklarda, kitabın farklı müfessirlerin görüşlerine yer verip vermediğine dair doğrudan bir bilgi bulunmamaktadır. Ancak, kitabın Kur'an ayetlerini1 ve hadisleri1 referans alarak tasavvufî yorumlar sunduğu anlaşılmaktadır. Özellikle "İslâm, İmân, İkân" isimli başka bir kitaba atıf yapılması1, yazarın kendi tasavvufî çerçevesinde bir açıklama getirme eğiliminde olduğunu düşündürmektedir. Kitabın "Nûhiyyet" mertebesini1 ve "yaşayan ölüleri diriltme"1 gibi tasavvufî konuları ele alması, genel olarak tasavvufî bir perspektiften yorumlar sunduğunu göstermektedir.

Ayrıntı

Verilen kaynak metinler incelendiğinde, "Altı Peygamber (Cilt 2)" adlı eserin, Kur'an ayetlerini ve hadisleri kendi tasavvufî anlayışı doğrultusunda yorumladığı görülmektedir. Örneğin, "Ve onlara Nûh’un haberini oku" ayetinin (Yunus Sûresi, 71. ayet) Yunus Sûresi'nin 71. ayeti olması, Nûh Sûresi'nin de 71. sûre olması ve yazarın kitabı yazmaya başladığı yaşın da 71 olması gibi sayısal bağlantılar kurularak1 bir tefsir sunulmaktadır. Bu durum, yazarın kendi keşif ve idrakleri doğrultusunda bir yorumlama metodunu benimsediğini düşündürmektedir.

Kitapta "ihsan" kavramının "Hakk-ı rû’yet" (görüş ve müşahede) hakikati üzere açıklandığı ve "bana bakan Hakk'ı görür" hadisiyle kemâle erdiği belirtilmektedir1. Bu tür açıklamalar, tasavvufî bir zevk ve müşâhedeye dayalı yorumları işaret etmektedir. Ayrıca, Nûh Peygamber'in oğlu Kenan'ın "Nefs-i emmâre karşılığı" olarak yorumlanması ve "İlâhî tecellî dalgası onu örtmüş ve yok etmiştir" ifadesi1, tasavvufî sembolizm ve bâtınî yorumların kullanıldığını göstermektedir.

Kitabın "Nûhiyyet" mertebesini1 ve "yaşayan ölülere okunacak, onlar daha dünya da iken mânen dirilmelerine sebeb olacağını umarak"1 gibi ifadelerle tasavvufî bir diriliş ve manevî uyanışa vurgu yapması, eserin genel olarak tasavvufî bir bakış açısıyla kaleme alındığını ortaya koymaktadır. Bu bağlamda, farklı müfessirlerin görüşlerine yer verildiğine dair bir ibare bulunmamakla birlikte, kitabın kendi tasavvufî yorumlarını ön plana çıkardığı anlaşılmaktadır.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber, Cilt 2 — s. 8, 12, 13, 41, 51, 52
Nûh Sûresi (71/10) ayetinin tefsiri nedir?

Nûh Sûresi'nin 71/10. ayeti, Hz. Nûh'un kavmine yaptığı tebliğde Allah'tan bağışlanma dilemelerini ve bunun karşılığında Allah'ın onlara bol yağmur, mal, evlat ve cennetler ihsan edeceğini bildiren bir daveti içermektedir. Bu ayet, tevbe ve istiğfarın dünyevi ve uhrevi nimetlere vesile olduğunu vurgular. Hz. Nûh, kavmini Allah'a yönelmeye ve günahlarından arınmaya çağırmış, bu çağrının kabulü halinde ilahi lütfun kendilerine ulaşacağını müjdelemiştir1.

Ayrıntı

Nûh Sûresi'nin 71/10. ayeti, Hz. Nûh'un kavmine yönelik tebliğinin önemli bir parçasını oluşturur. Hz. Nûh, kavmine "Rabbinizden mağfiret dileyin; çünkü O çok bağışlayıcıdır"1 diyerek Allah'a yönelmelerini öğütlemiştir. Bu davet, sadece uhrevi kurtuluşu değil, aynı zamanda dünyevi refahı da içermektedir. Ayetin devamında, istiğfarın neticesinde Allah'ın onlara gökten bol yağmur indireceği, mallarını ve evlatlarını çoğaltacağı, ayrıca kendileri için bahçeler ve nehirler var edeceği bildirilmektedir1. Bu durum, tevbe ve istiğfarın hem manevi arınmayı hem de maddi bereketi beraberinde getiren bir anahtar olduğunu göstermektedir. Hz. Nûh'un bu tebliği, kavminin günahlarından dönerek Allah'ın rahmetine sığınmaları halinde, hem bu dünyada hem de ahirette lütuf ve ihsanlara nail olacaklarını açıkça ortaya koymaktadır. Bu ayet, aynı zamanda tasavvufî açıdan nefs mertebeleri bağlamında ele alındığında, sâlikin günahlarından arınma ve tevbe etme çabasının, özellikle Nefs-i Levvâme mertebesinde zuhur eden bir hâl olduğunu hatırlatır2. Zira bu mertebede sâlik, kötülüklerinden dolayı kendini levmeder ve tevbe ile mücahedeye yönelir.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber, Cilt 2 — s. 42
  3. 2.K2
Hud Sûresi'nden hangi ayetler bu kitapta inceleniyor?

Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber (Cilt 2)" adlı eserinde Hud Sûresi'nden birçok ayet incelenmektedir. Kitabın içindekiler bölümünde ve metin içinde yapılan atıflara göre, özellikle Nûh kıssası bağlamında Hud Sûresi'nin 11/32, 11/36, 11/37, 11/38, 11/39, 11/42, 11/43, 11/44, 11/45, 11/46, 11/47, 11/48 ve 11/49. ayetleri detaylı olarak ele alınmıştır. Bu ayetler, Nûh Peygamber'in tebliği, geminin yapımı ve tufan gibi olayları anlatırken, tasavvufî bir bakış açısıyla seyr-i sülûk ve manevî mertebelerle ilişkilendirilerek yorumlanmaktadır1.

Ayrıntı

Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber (Cilt 2)" isimli kitabında Hud Sûresi'ne geniş yer verilmiştir. Kitabın içindekiler kısmında "Hud Sûresi’nin bazı bağlantıları" başlığı altında (11/49) ayeti belirtilmekle birlikte1, daha sonraki sayfalarda farklı ayetlere atıflar bulunmaktadır. Örneğin, kitabın 11. sayfasında Hud Sûresi'nin 11/49. ayeti Arapça metni ve Türkçe anlamıyla birlikte verilerek, bu ayetin "gayb haberlerini sana bildiriyoruz yâni öğretiyoruz" ifadesiyle Nûhiyyet mertebesinin hakikatlerinin eğitimiyle ilişkilendirildiği görülmektedir1. Ayrıca, kitabın 2. sayfasındaki içindekiler listesinde Hud Sûresi'nden şu ayetler açıkça zikredilmiştir: (11/36), (11/37), (11/39), (11/32), (11/27), (11/38), (11/42), (11/43), (11/44), (11/45), (11/46), (11/47) ve (11/48)1. Bu ayetler, Nûh kıssası çerçevesinde, manevî yolculuk ve hakikatlere nüfuz etme bağlamında ele alınmaktadır. Yazar, ayetlerin sadece kabir başlarında okunacak metinler olmadığını, aksine "hayat-seyr-i sülûk ve Mi’râc" olduğunu vurgulayarak tasavvufî bir okuma sunar1. Özellikle 11/48. ayet, "zât-î yönden, gayb haberlerini sana bildiriyoruz yâni öğretiyoruz" ifadesiyle Nûhiyyet mertebesinin eğitimiyle ilişkilendirilmiştir1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber Cilt 2 — s. 1, 2, 11, 12, 15, 74, 92
Bu eser kimler için yazılmıştır?

Necdet Ardıç'ın "Altı Peygamber (Cilt 2)" adlı eseri, tasavvufî seyr-i sülûk yolunda ilerleyen, mânevî mertebeleri idrâk etmeye çalışan sâlikler için kaleme alınmıştır. Eser, Hak yolunda bilinçli bir ilerleyişi hedefleyen ve enfüsî mânâda kendi seyrini anlamak isteyen kişilere hitap eder1. Özellikle zâhirî görüşlerin ötesine geçerek, peygamberlik mertebelerinin hakikatini kavramak isteyen okuyucular için bir rehber niteliğindedir; zira eserde Musa ve İsa peygamberlik mertebelerinin günümüz Yahudilik ve Hristiyanlığı ile karıştırılmaması gerektiği vurgulanır1. Bu eser, tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan Necdet Ardıç'ın genel külliyatının bir parçası olarak, Hak ile özel bir ilişki kurma arayışında olanlara yöneliktir.

Ayrıntı

"Altı Peygamber (Cilt 2)", Necdet Ardıç'ın tasavvufî irfan geleneğini modern döneme taşıyan eserlerinden biridir ve özellikle mânevî bir yolculukta olan sâliklere hitap eder (Necdet Ardıç (Terzibaba) - Wiki). Eser, seyr-i sülûkunda mertebelere doğru yol alan kişilerin başından geçen enfüsî hususları anlamalarına yardımcı olmayı amaçlar. Bu yolculukta, sâlikin bu hususları bilinçli olarak geçmesi gerektiği belirtilir1.

Kitap, zâhirî kıyaslarla fakir kimseleri hakir görenlerin aksine, Hakk'ın huzuruna çıkan fakir kimselerin durumunu örnek göstererek, mânevî derinliği arayanlara seslenir1. Ayrıca, sadece geçici dünya için gerekli olan su rahmetine değil, ebedî olan ilim rahmetine talip olanlar için yazılmıştır; zira "kim ki ilimle diridir o ebeden ölmez" hadis-i kudsîsiyle ilmin önemi vurgulanır1.

Eser, siyasî ve zâhirî görüşleri ağır basan bazı kimselerin, Mûseviyyet ve İseviyyet mertebelerini bugünkü Yahudilik ve Hristiyanlık zannetmeleri gibi yanlış anlamaları gidermeyi hedefler1. Bu bağlamda, tasavvufî metinlerdeki derin anlamları kavramak isteyen, "Fusûsu'l Hikem" ve "İnsân-ı Kâmil" gibi eserlere aşina olan veya bu eserlerin hakikatlerine ulaşmayı arzulayan okuyucular için bir kaynak teşkil eder1. Eser, insanın yeryüzündeki halifelik makamının ve Cenâb-ı Hakk'ın Kur'ân-ı Kerîm'de bildirdiği "Halife-Âdem" oluşumunun tefekkürünü ve yaşantısını anlamak isteyenlere rehberlik eder1.

  1. Kaynaklar
  2. 1.Altı Peygamber Cilt 2 — s. 5, 8, 19, 25, 42, 62