Fenâ fillâh niçin İdrîsiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır?
Fenâ fillâh, tasavvuf sülûkunun zirve makâmı olup, sâlikin kendi vücud iddiasından soyunup Hak ile kâim olduğu hâlin adıdır. Bu makâm, İdrîsiyye Fassı'nda, fenânın üç kademesi olan fenâ-yı ef'âl, fenâ-yı sıfât ve fenâ-yı zât silsilesinin tepe noktası olarak ele alınır. İdrîsiyye Fassı, fenâyı tathîr, mevt-i irâdî ve ruhâniyet mertebeleriyle açıklayarak, sâlikin nefsinin pasından arınması, iradî ölümle kendi yokluğunu tahkik etmesi ve ruhaniyet kazanması süreçlerini Hz. İdrîs'in "mekân-ı aliyy"e yükselişiyle ilişkilendirir. Bu bağlamda, fenâ fillâh, sâlikin varlığın Hak'tan ibaret olduğunu hak'el-yakîn ile idrak ettiği en üst mertebe olarak İdrîsiyye Fassı'nda anlaşılır kılınır.
Detaylı cevap
Fenâ fillâh, sâlikin "Allah'ta yok olma" hâlidir ve tasavvufî sülûkun kemâle erdiği bir makâmdır. İdrîsiyye Fassı, bu makâmı fenânın üç temel kademesi üzerinden açıklar: fenâ-yı ef'âl, fenâ-yı sıfât ve fenâ-yı zât. İlk olarak, sâlik bütün fiillerin Hak'tan zuhûr ettiğini idrâk eder ve "lâ fâile illâllâh" (Hak'tan başka fâil yoktur) hâlini yaşar. Bu, Bakara 17'deki "velâkinnallâhe katelehum" (siz öldürmediniz, Allah öldürdü) ayetiyle tahkik edilir. İkinci kademede, sâlik kendi sıfatlarının (ilim, kudret, irâde) Hak'ın sıfatlarının zılleri olduğunu müşâhede eder; bu "lâ mevsûfe illâllâh" hâlidir. "Lâ mevsûfe illâllâh" ifadesi, fenâ fillâh makâmının kelimesi olarak da belirtilir ve sıfatlanmış olanın ancak Allah olduğunu ifade eder¹. Son olarak, fenâ-yı zât ile sâlik kendi zâtının da müstakil bir varlık olmadığını, varlığın Hak'tan ibâret olduğunu hak'el-yakîn ile bilir. Bu son mertebe, fenâ fillâh'ın tam karşılığıdır. İdrîsiyye Fassı'nda fenâ, tathîr, mevt-i irâdî ve ruhâniyet silsilesiyle açıklanır. Tathîr, nefsin pasından arınmayı; mevt-i irâdî, "mûtû kable en temûtû" (ölmeden önce ölünüz) emrinin yaşanmasını; ruhâniyet ise Hz. İdrîs'in "mekân-ı aliyy"e yükselişiyle remzedilir. Bu süreç, sâlikin kendi yokluğunu tahkik etmesi ve varlığın Hak'a ait olduğunu ayân etmesidir. Fenâ fillâh makâmı, "Kulillâhi sümme zerhüm" (Allah de, gerisini bırak) ayetiyle tevhidin özünü ve bu makâmın sırrını işaret eder (Kulillâhi Sümme Zerhüm). Bu makâmda, sâlikin izâfi babaları kalmaz, çünkü onlar Allah'ta fâni olmuşlardır ve babaları "Rûh'ul Kûdüs"tür²·³.
Kaynaklar
Cevap metnindeki ¹ ² ³ numaraları aşağıdaki kaynaklara karşılıktır — her biri kitabın tam sayfasına götürür.
- 1Kelime-i Tevhîd · s.355““fena fillah” Allahta fani olmaktır. Makamı: "Teşbih" (benzetme)dir. "Fenâ fillah" (Allah'ta yok olma) Allah'ta fani olmaktır. Zikri: "Ya Ahad"dır. Alemi: "Âlem”Oku
- 2İrfan Mektebi ve Hakk Yolu · s.64“Bu mertebeye ulaşan kimseleri izâfi babaları kalmaz çünkü “fenâ fillâh” Allah’da fâni ve yok olmuşlardır. Bunların babaları “Rûh’ul Kûdüs” tür. İnsânlık seyrini”Oku
- 3Ankebût Sûresi · s.132“Bu mertebeye ulaşan kimseleri izâfi babaları kalmaz çünkü “fenâ fillâh” Allah’da fâni ve yok olmuşlardır. Bunların babaları “Rûh’ul Kûdüs” tür. İnsânlık seyrini”Oku
İlgili sorular
Bu cevap, adı geçen eserlerden derlenmiş yapay zekâ destekli bir özettir; dinî hüküm veya fetva değildir. İlim için kaynaklara başvurarak doğrulamanız tavsiye edilir.