İçeriğe atla
Hûd 65Cüz 12 · Sayfa 229

Hûd Sûresi 65. Âyet

هود

Sohbete sor

Fe'akarûhâ fekâle temette'û fî dârikum śelâśete eyyâm(in)(s) żâlike va'dun ġayru mekżûb(in)

Derken onu kestiler. Salih, dedi ki: "Yurdunuzda üç gün daha yaşayın. (Sonra helak olacaksınız.) İşte bu, yalanlanamayacak bir tehdittir."

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç


11.65- Derken onu tepelediler, bunun üzerine dedi ki: Evinizde üç gün yaşayın ve işte bu bir vaad ki yalan çıkarılmamıştır


Mesnevi’den alıntı yapalım:

"Salih dedi ki: ‘Mademki haset ettiniz, üç gün sonra Hakk’ın azabı erişecek. Ondan üç gün sonra da canları alan Hak’tan, başka bir afet gelecek ki, onun da üç alâmeti vardır:

Hepinizin yüzünüzün rengi değişir. Yüzleriniz türlü türlü renklerde görünür. İlk günde yüzleriniz safran gibi sararır; ikinci günü erguvan gibi kızarır. Üçüncü günü yüzleriniz tamamı ile kararır, ondan sonra da Hakk’ın kahrı gelir, çatar. Eğer bu tehdide benden delil isterseniz devenin yavrusunu dağa doğru kovalayın! Eğer tutabilirseniz derdinize çare bulunur. Tutamazsanız ümit kuşu tuzaktan kaçtı, gitti!’

Bu sözü duyunca hepsi birden köpek gibi onun ardından seğirtmeğe başladılar. Kimse yavruya yetişemedi; dağlar arasına dalıp kayboldu.

Tertemiz ruh gibi, beden ayıbından, nimet ve ihsan sâhibi Hakk’a kaçıp gitmekteydi.

Salih dedi ki: ‘Gördünüz ya, o kaza mübrem olmuştur; ümit suretinin boynunu vurmuştur!’

Devenin yavrusu nedir? Salih peygamberin gönlü. Onun hatırını ihsan ve iyilikle yerine getirin. Onun gönlünü alırsanız azaptan kurtuldunuz, yoksa pişman olduğunuzun, bileklerinizi ısıracağınızın günüdür.

Salih’ten bu bulanık vaadi duydukları gibi azaba göz dikip beklemeye başladılar. Birinci gün yüzlerinin sarardığını gördüler. Ümitsizlikle soğuk soğuk âh etmeye başladılar. İkinci gün hepsinin yüzü kızardı. Artık ümit ve tövbe nöbeti kayboldu.

Üçüncü gün hepsinin yüzü kapkara kesildi. Salih peygamberin hükmü cenksiz, cidalsiz doğru çıktı. Hepsi de ümitsiz bir hâle gelince kuşlar gibi ayaklarını altlarına alıp iki dizlerinin üstüne çöktüler.

Cibrîl-i Emin, bu diz çökmenin şerhini Kur’an’da "Câsimîn" / 49 olarak getirdi. “Sana diz çökmeyi öğrettikleri ve seni bu çeşit diz çökmeden korkuttukları vakit, sen diz çök! Onlar kahr-ı ilâhînin zahmetini beklediler: Kahır geldi, o şehri yok etti!..

(Not: Muallak: değişebilir, Mübrem: değişmez hükümdür. Muallak olan bir hüküm sadaka, tövbe vb gibi ibadetlerle değişebilir. Semûd kavmine gelen bela muallaktı ama günahlarında ısrarcı oldukları için mübreme dönüşmüştür. Son şans olarak Deve yavrusunu yakalamaları sayesinde beladan kurtulacaklardı. Salih’in gönlüydü o. İncitilmişti. Gönlünü almaya yanaşmadıkları için bu şansı da ötelemiş oldular.)N.M.

rtfSndPly*11.66*


---------------------

11- Hud Suresi- Ayet 66

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)