Felemmâ raâ eydiyehum lâ tasilu ileyhi nekirahum veevcese minhum ḣîfe(ten)(c) kâlû lâ teḣaf innâ ursilnâ ilâ kavmi lût(in)
Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lut kavmine gönderildik."
Fakat onların o buzağıya el sürmediklerini görünce, tuhafına gitti ve içinde onlara karşı bir korku uyandı. Onlar da "Korkma, biz Lut'un kavmine gönderildik." dediler.
Hûd Suresi 70. ayet, Hz. İbrahim'in misafirlerini tanımaması ve onlardan korkması üzerine kurulu bir diyalogu aktarır. Ayet, 'görmek', 'tanımamak/yadırgamak', 'korku duymak' ve 'gönderilmek' gibi temel fiiller üzerinden psikolojik bir durumu ve ilahi bir görevi dilbilimsel olarak ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'ru'yet' kelimesinin hem gözle görmeyi hem de kalple idrak etmeyi ifade ettiğini belirtir. Bu ayette ise Hz. İbrahim'in misafirlerinin ellerini yemeğe uzatmadıklarını gözleriyle görmesi ve bu durumdan bir sonuç çıkarması anlamında kullanılmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'ra'â' fiilinin burada 'gözlemlemek' ve 'fark etmek' anlamında kullanıldığını, Hz. İbrahim'in misafirlerinin davranışlarındaki olağan dışılığı fark etmesiyle ilgili olduğunu ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'nekirehüm' ifadesinin, Hz. İbrahim'in misafirlerinin durumunu yadırgaması, onların davranışlarını alışılmadık bulması ve bu durumdan dolayı içten içe bir hoşnutsuzluk duyması anlamına geldiğini açıklar. Bu, onların yemek yememeleri üzerine oluşan bir tepkidir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'nükr' kökünün 'bilinmeyen, tanınmayan' anlamlarına geldiğini ve 'nekirehüm' fiilinin de bir şeyi bilmemekten veya yadırgamaktan kaynaklanan bir durumu ifade ettiğini belirtir. Ayette, Hz. İbrahim'in misafirlerinin davranışlarını alışılmadık bulması ve bu nedenle onları tanıyamaması, yadırgaması kastedilir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'nekere' fiilinin Kur'an'da genellikle bir şeyin alışılmışın dışında olması, yabancı gelmesi ve bu durumun bir tedirginlik yaratması bağlamında kullanıldığını belirtir. Hz. İbrahim'in misafirlerinin yemek yememesi, onun için 'münker' bir durumdur ve bu da 'nekirehüm' fiiliyle ifade edilir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'evcese' fiilinin 'içine bir şeyin düşmesi, gizlice hissetmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayette, Hz. İbrahim'in misafirlerinin davranışları karşısında kalbine bir korku ve endişe düşmesini ifade eder.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'vecs' kökünün 'kalpte gizlenen korku, endişe' anlamına geldiğini ve 'evcese' fiilinin de bu gizli korkunun ortaya çıkışını ifade ettiğini belirtir. Hz. İbrahim'in misafirlerinden duyduğu korku, açıkça dile getirilmeyen, içsel bir endişedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'havf' kelimesinin 'bir şeyden dolayı duyulan endişe ve korku' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'hîfeten' kelimesi, Hz. İbrahim'in misafirlerinin kimlikleri ve niyetleri hakkındaki belirsizlikten kaynaklanan derin bir korkuyu ifade eder.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'havf'ın, gelecekte olabilecek kötü bir durumdan dolayı duyulan içsel bir tedirginlik olduğunu açıklar. Hz. İbrahim'in 'hîfeten' duyması, misafirlerinin olağan dışı hallerinden dolayı başına gelebilecek olumsuz bir durumu önceden hissetmesidir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'ürsilnâ' fiilinin 'Allah tarafından bir görevle gönderilmek' anlamına geldiğini belirtir. Meleklerin bu ifadesi, onların ilahi bir misyonla Lut kavmine gönderilmiş elçiler olduğunu açıkça ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' kelimesinin 'bir şeyi bir yere veya bir kimseye göndermek' anlamına geldiğini ve Kur'an'da genellikle peygamberlerin veya meleklerin ilahi bir görevle gönderilmesini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki kullanımı, meleklerin Lut kavmine yönelik ilahi bir ceza veya uyarı göreviyle gönderildiğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'risâlet' kökünün Kur'an'da 'elçilik, mesaj iletme' anlamında sıkça kullanıldığını ve 'ürsilnâ' fiilinin de bu bağlamda, meleklerin Allah'ın emriyle belirli bir görevi yerine getirmek üzere yola çıkarıldığını ifade ettiğini belirtir.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.70~
فَلَمَّا رَاٰ اَيْدِيَهُمْ لَا تَصِلُ اِلَيْهِ نَكِرَهُمْ وَاَوْجَسَ مِنْهُمْ خٖيفَةً قَالُوا لَا تَخَفْ اِنَّا اُرْسِلْنَا اِلٰى قَوْمِ لُوطٍ
~ ~ ~
11.70 - Felemmâ raâ eydiyehum lâ tesılu ileyhi nekirahum ve evcese minhum hîfeh, gâlû lâ tehaf innâ ursilnâ ilâ gavmi lût.
Diyanet Meali:
11.70- Ellerini yemeğe uzatmadıklarını görünce, onları yadırgadı ve onlardan dolayı içinde bir korku duydu. Dediler ki: "Korkma, çünkü biz Lût kavmine gönderildik."
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.70- Baktı ki ona ellerini uzatmıyorlar o vakit bunları acayip gördü ve içinde onlardan bir nevi' korku duydu. Dediler, «korkma çünkü biz Lut kavmine gönderildik»
Tevrat’a göre Hz. Lut, Hz. İbrahim’in yeğenidir. Hz. Lut Sodom ve Gomore halkına gönderilmiştir. Sodom, bugün İsrail, Ürdün ve Batı Şeria’da kalan yaklaşık 600 km’lik alanı kaplayan ve dünyanın en alçak yeri olan Lut Gölü’nün (Ölü Deniz) bulunduğu yerdir.
Aynı çağda yaşayan ve birbiriyle akraba olan iki peygamberdir. Hz. İbrahim’e ilk inananlardandı. Ziyarete büyükten başlandığı için melekler önce Hz. İbrahim’e uğramışlardı. Azaptan önce rahmet ve müjdenin gelmesi prensiptir!!
Fahreddin Razi şöyle der:” Bil ki o misafirler, melek oldukları için, yemek yememişlerdir. Zira melekler yemez, içmezler. O melekler, Hz. İbrahim’e, onun hoşuna gidecek bir durumda olmak için, misafir kılığında gelmişlerdir.” Bir önceki ayette C. Hak melekler için “rusuluna” “elçilerimiz” buyurmuştur. İnsan suretindeki meleklerin, Allah tarafından resul olarak tayin edilebilir olduğunu görmüş olduk.
“Lut kavmine gönderildik” demekle gaybi haber vermişlerdir. N.M.
rtfSndPly*11.71*
--------------------
11- Hud Suresi- Ayet 71