Felemmâ żehebe ‘an ibrâhîme-rrav'u vecâet-hu-lbuşrâ yucâdilunâ fî kavmi lût(in)
İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lut kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
İbrahim'den korku iyice geçip gidince, bu müjde de kendisine gelince, bizim (meleklerimiz)le Lut kavmi hakkında tartışmaya girişti:
Bu ayet, Hz. İbrahim'in korkusunun giderilmesi ve müjde almasının ardından, Lut kavmi hakkında Allah ile tartışmaya girmesini anlatmaktadır. Ayetteki anahtar kavramlar, korkunun ortadan kalkması, müjde ve tartışma fiili üzerinden İbrahim'in psikolojik durumu ve Allah ile olan diyaloğunu dilbilimsel olarak derinleştirmektedir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rev'' kökünü 'kalbe düşen korku' olarak tanımlar. Ayetteki 'zehebe anhu' (ondan gitti) ifadesiyle birlikte, bu korkunun İbrahim'in içinden tamamen kalktığını, yerini bir rahatlamaya bıraktığını belirtir. Bu, meleklere karşı duyulan ilk şaşkınlık ve endişenin sona ermesi durumudur.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'er-rav'' kelimesini 'korku ve dehşet' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, İbrahim'in misafir sandığı meleklerin aslında Lut kavmini helak etmeye geldiklerini öğrenmesiyle yaşadığı ilk şok ve korkunun giderilmesini ifade eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki 'korku' kavramlarının farklı tonlamalarına dikkat çeker. 'Rav'' burada, ani bir şaşkınlık ve belirsizlikten kaynaklanan, ancak sonrasında açıklığa kavuşan bir korku türünü temsil eder. İbrahim'in korkusu, meleklerin kimliğinin ve geliş amaçlarının anlaşılmasıyla ortadan kalkmıştır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'büşrâ' kelimesini 'sevindirici haber' olarak açıklar. Ayetteki bağlamda, İbrahim'e yaşlılık döneminde bir çocuk müjdelenmesi ve Lut kavminin helak edileceği haberinin verilmesiyle, onun içindeki korkunun yerini sevince ve rahatlamaya bıraktığını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'büşrâ'yı 'bir haberin sevinç veya üzüntü belirtilerini yüz derisinde (beşere) göstermesi' olarak tanımlar. Ayetteki 'câet-hu' (ona geldi) ifadesiyle, bu müjdenin İbrahim'e ulaştığını ve onun üzerindeki olumlu etkisini vurgular. Bu müjde, hem kişisel hem de ilahi adaletle ilgili bir sevinç kaynağıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'büşrâ' kelimesinin Kur'an'da genellikle ilahi lütuf ve rahmetin bir göstergesi olarak kullanıldığını belirtir. İbrahim'e verilen bu müjde, onun Allah katındaki seçkin konumunu ve Allah'ın ona olan özel ilgisini gösterir.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'cidâl' kelimesini 'bir konuda karşılıklı konuşmak, tartışmak' olarak açıklar. Ayetteki 'yücâdilunâ' (bizimle tartışıyordu) ifadesi, İbrahim'in Lut kavmi için Allah'ın azabını erteleme veya hafifletme yönünde bir çaba sarf ettiğini, onlara şefaat etmeye çalıştığını gösterir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'cidâl'i 'bir görüşü ispatlamak veya çürütmek için delillerle karşılıklı konuşmak' olarak tanımlar. İbrahim'in bu tartışması, Lut kavminde belki de salih kişilerin bulunabileceği düşüncesiyle, ilahi kararın hikmetini sorgulama ve merhamet dileme çabasıdır.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'mücâdele' fiilinin karşılıklı bir eylem olduğunu vurgular. İbrahim'in Allah'ın elçileriyle olan bu diyaloğu, onun peygamberlik vasfının bir gereği olarak ümmetine karşı duyduğu şefkat ve merhameti yansıtır. Bu, bir itirazdan ziyade, bir yakarış ve aracı olma çabasıdır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'da 'cidâl'in bazen olumsuz bir anlam taşısa da, peygamberlerin Allah ile olan diyaloglarında bir tür 'yakınlık ve samimiyet' göstergesi olabileceğini belirtir. İbrahim'in bu tartışması, onun Allah'a olan güvenini ve kullarına karşı duyduğu derin şefkati ortaya koyar.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.74~
فَلَمَّا ذَهَبَ عَنْ اِبْرٰهٖيمَ الرَّوْعُ وَجَاءَتْهُ الْبُشْرٰى يُجَادِلُنَا فٖى قَوْمِ لُوطٍ
~ ~ ~
11.74 - İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
Diyanet Meali:
11.74- İbrahim'in korkusu gidip, kendisine müjde gelince Lût kavmi hakkında bizim (elçilerimiz)le tartışmaya başladı.
Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.74- Vaktâ ki İbrahim’den korku geçti ve kendine müjde geldi, Lut ’un kavmi hakkında bize mücadeleye girişti
Bu hadise meleklerin Âdem hakkındaki tartışmasını hatırlatır. Orada melekler “kan dökecek birinin halk edilmesine” itiraz etmişlerdi. Furkan (farklılık, parçalı bilgi) bilgisine sahip şeylerin-meleklerin toplayıcıya itiraz etmeleriydi. C. Hakkın gayesi, toplayıcı varlıkta kendini görmesiydi. Bir de biz bu ayette her gücün kendini yeterli gördüğünü anlarız.
Hz. İbrahim ise meleklere itiraz etmiştir. Oysa meleklerin aldıkları cevap “Şüphe yok ki, ben sizin bilmediklerinizi bilirim.” (Bakara/30) olmuştu. Ama İbrahim peygambere söylenen söz bir sonraki ayette gayet nahif bir şekilde verilmiştir.
“Elçilerimiz, "Ey İbrahim bundan vazgeç! Çünkü Rabbinin emri kesin olarak gelmiştir. Şüphesiz onlara geri döndürülemeyecek bir azap gelecektir" dediler.” Hz. İbrahim oradaki iyi insanların hatırına bu kararın gerçekleşmemesi için yalvarmıştır. Kendisine “eğer on kişi varsa oranın helak edilmeyeceği” vaad olunmuş; ancak on kişi bile bulunamamıştır. N.M.
---------------------- rtfSndPly*11.75*
11- Hud Suresi- Ayet 75