İçeriğe atla
Hûd 77Cüz 12 · Sayfa 230

Hûd Sûresi 77. Âyet

هود

Sohbete sor

Velemmâ câet rusulunâ lûtan sî-e bihim vedâka bihim żer'an vekâle hâżâ yevmun ‘asîb(un)

Elçilerimiz Lut'a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

Hûd Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

11.77 - Ve lemmâ câet rusulunâ lûtan sîe bihim ve dâga bihim zer'av ve gâle hâzâ yevmun asîb.

Diyanet Meali:

11.77- Elçilerimiz Lut’a gelince onların yüzünden üzüldü, göğsü daraldı ve "Bu çok zor bir gün" dedi.

Elmalılı Hamdi Yazır Meali:


11.77- Vaktâ ki Resullerimiz Lut’a vardılar onların yüzünden fenalaştı, eli ayağı dolaştı, bu çok müşkül bir gün dedi


Lut as elçiler ona geldiğinde yakınmasını bir sonraki ayette okuyacağız. Bu ayette Lut peygamberin çok üzülmesi elinden bir şey gelmeyeceğinin göstergesiydi.

Çünkü Lut peygamberin söylemek istediğinin hakikati şudur:

” Ben henüz fena fillah makamındayım ve bu makamda kendi nefsim ile Hakk’ın vücudunda helâk olmuş bulunduğum için, salt ubudiyet ile vasıflanmışım. Bundan dolayı bende himmet ile tasarruf yoktur ve eğer bu makamdan beka-billah makamına geçip bende bütün ilahi isimlerin eserleri fiilen zahir olsa idi, o ilahi isimlerin toplanmışlığının kuvvetiyle tasarruf ederek îcâd ve ortadan kaldırmaya himmet ederdim.

Ve şiddetli rükun olan kabileye sığınmakla, o görünme yerinin kuvvet ve şiddeti derecesinde, Hakk'ın fiili de kuvvetli ve şiddetli olarak zahir olurdu. Bilinsin ki, fena-fillah makamı, mutlak vücudun veçhinden taayyünlerin kalkmasından ibarettir. Çünkü, taayyünlerin gereği olan bu benlik ve bizlik perdeleri, o mutlak hakikatin cemâl perdeleridir. Bu taayyün, mutlak bir oluşunun tecellisiyle ortadan kalkınca, gayrılık perdeleri de aradan kalkar ve bu mertebede olan kimsenin bakışında taayyünlerin, vehimden ibaret olan geçici gayrılıkları gider. Ve böyle bir kimse ortada, Hakk'ın vücudundan başka tasarruf isnat edebileceği bir vücud göremez; bundan dolayı kendisi himmet ve tasarruf sâhibi değildir.

Bu mertebede istersen "Bu vücud Hak'tır" de, istersen "Ben Hakk'ım" de! İkisi de birdir.” Nitekim Gülşen-i Râz'da buyrulur: "Huda’dan gayrı mevcud yoktur el-hak Dilersen Hak de, istersen Ene'l-Hak" Fakat bu makamdan sonra gelen beka-billah makamının hükmü başkadır. Çünkü bu makam, insan-ı kâmilin makamıdır. Bu mertebe, mutlak zatın kendisini en mükemmel bir görünme yerinde açığa çıkarmasıdır. Çünkü insan-ı kâmil, mutlak vücudun cismani ve nurani ve vahdet ve vahidiyyet mertebelerinin hepsini toplamıştır. Ve bu mertebe mutlak zatın en son tecellisi ve en sonuncu taayyün elbisesidir. Ve insan urûcu yani yükselişi anında zatî yayılışı ile bütün mertebelerde zahir olduğu zaman, ona "insan-ı kâmil" derler.

Ve bu yükseliş ve yayılma Peygamberimiz (sav.) Efendimiz ‘de en mükemmel yönüyle olmuştur. Onun için "nebilerin sonuncusu" ve "resullerin imamı" derler. Çünkü bu son tecellidir. Ve onlarda Hakk'ın zuhur ve tecellisi, zatî zorunlu oluştan başka, bütün isimler ile olmuştur ve zahir olan isimlerin hükmü biri diğerine galip olmaksızın eşitlik ve itidal dairesinde kemâl yönü üzeredir. Her ne kadar Hak, diğer nebilerde ve evliyasında da bütün isimleriyle zahir olmuşsa da onlarda zahir olan isimler, itidal üzere değildir. Bazısının hükmü, bazısına galiptir. Bundan dolayı "en mükemmel görünme yeri " tabiri ancak Peygamberimiz (sav) Efendimize mahsustur.”

(Fusus’ul Hikem ’den alıntı)

Sonuç olarak fenafillah makamında olan kimsenin, bir şeyin îcâd ve ortadan kalkmasında himmete tasarrufu yoktur. Fakat bakâbillah mertebesinde olan insan-ı kâmilin, görünme yeri olduğu ilahi isimler toplanmışlığının kuvvetiyle tasarrufu ve îcâd ve ortadan kaldırmaya himmeti vardır. Ve insan-ı kâmilin âlemde tasarrufu, görünme yerleri vâsıtasıyla açığa çıkar.

Yani insan-ı kâmil, bir şeyin icadına veya helâkine himmet ettiğinde, zahir ve bâtın kuvvetlerinin bütün hepsini, o şeye tam bir huzur ile yöneltir. Ve o şey görünme yerleri vâsıtasıyla mevcud veya yok olur; çünkü Hakk'ın fiilleri görünme yerleri dolayısıyla açığa çıkar ve görünme yerlerinin kuvvet ve şiddeti dolayısıyla Hakk'ın fiili de kuvvetli ve şiddetli olur ve Hak o görünme yerlerinden şiddetli şiddet ile şiddet eder. N.M. rtfSndPly*11.78*

--------------------

11- Hud Suresi- Ayet 78

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(6)