Vecâehu kavmuhu yuhra'ûne ileyhi vemin kablu kânû ya'melûne-sseyyi-ât(i)(c) kâle yâ kavmi hâulâ-i benâtî hunne atheru lekum(s) fettekû(A)llâhe velâ tuḣzûni fî dayfî(s) eleyse minkum raculun raşîd(un)
Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lut, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar(la nikahlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?"
Daha önceleri çirkin işler yapmış olan kavmi harıl harıl koşup geldiler. Lut onlara: "Ey kavmim! İşte size kızlarım, onlar sizin için daha temizdirler. Gelin Allah'tan korkun, beni misafirlerime rezil rüsvay etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" dedi.
Hûd Suresi 78. ayet, Lût kavminin ahlaki yozlaşmasını ve Hz. Lût'un onlara karşı çaresizliğini tasvir eder. Ayet, 'yühra'ûn' kelimesiyle kavmin aceleci ve kötü niyetli gelişini, 'seyyiât' ile işledikleri günahları, 'et'haru' ile Hz. Lût'un sunduğu temiz çözümü ve 'tuhzûnî' ile misafirlerine karşı gösterilen saygısızlığı vurgular. 'Reşîd' kelimesi ise kavmin içinde doğru yolu gösterecek birinin eksikliğini dile getirir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'yühra'ûn' kelimesini 'yüsra'ûn' (acele ediyorlar) ve 'yüstahsanûn' (kötü bir işe teşvik ediliyorlar) anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki bağlamda, kavmin Hz. Lût'un misafirlerine yönelik kötü niyetli ve hızlı hareketini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'her' (هَرّ) kelimesinin bir şeyi hızla ve telaşla yapmak anlamına geldiğini, 'ihrâ'' (إهراع) fiilinin ise bir şeyi aceleyle ve zorla yapmaya sevk etmek olduğunu açıklar. Ayetteki 'yühra'ûn' ifadesi, kavmin kendi istekleriyle değil, adeta bir zorlama veya içgüdüyle, kötü bir amaca doğru hızla yöneldiğini gösterir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'yühra'ûn' fiilinin meçhul (pasif) formda gelmesinin, onların bu kötü fiile zorlanmış gibi veya içgüdüsel bir dürtüyle, iradeleri dışında sürüklenerek geldiklerini ima ettiğini belirtir. Bu durum, kavmin ahlaki çöküşünün derinliğini ve kötü fiillere olan düşkünlüklerini vurgular.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'seyyiât' kelimesini 'kötü işler, günahlar' olarak açıklar. Ayetteki 'min kablü kânû ya'melûne's-seyyiât' ifadesi, bu kötü fiillerin Lût kavminin süreklilik arz eden bir özelliği olduğunu ve misafirlere yönelik kötü niyetlerinin bu genel ahlaki yozlaşmanın bir parçası olduğunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sev'' (سَوْء) kökünün 'kötülük, çirkinlik' anlamına geldiğini ve 'seyyiât'ın ise 'kötü fiiller, günahlar' olduğunu belirtir. Ayette, Lût kavminin işlediği 'seyyiât'ın, özellikle homoseksüellik gibi toplumun temel ahlaki değerlerine aykırı fiilleri kapsadığı anlaşılır.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'seyyiât' kavramının Kur'an'da genellikle 'günah, kötülük, çirkin fiil' anlamlarında kullanıldığını ve 'hasenât'ın (iyilikler) zıttı olduğunu ifade eder. Lût kavmi bağlamında 'seyyiât', onların doğal fıtrata aykırı cinsel sapkınlıklarını ve misafir haklarına tecavüzlerini ifade eden geniş bir ahlaki yozlaşma yelpazesini kapsar.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'tahâret' (طهارة) kelimesinin 'temizlik, arınmışlık' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'et'haru leküm' ifadesi, Hz. Lût'un kızlarının evlilik yoluyla helal ve meşru bir ilişki için daha temiz ve uygun bir seçenek olduğunu, kavmin sapkın arzularının ise pis ve haram olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'tahâret'in hem maddi hem de manevi temizliği ifade ettiğini söyler. 'Et'haru' kelimesi, Lût kavminin ahlaki kirliliğine karşılık, Hz. Lût'un kızlarının evlilik yoluyla sunulan meşru ve fıtrata uygun bir ilişki olarak manevi ve ahlaki temizliğini vurgular.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'tahâret' kavramının Kur'an'da genellikle 'maddi ve manevi arınma, helal olma' anlamlarında kullanıldığını belirtir. 'Et'haru leküm' ifadesi, Hz. Lût'un, kavmine kendi kızlarını helal yoldan evlenmek üzere teklif ederek, onların sapkın ve haram arzularından daha temiz ve doğru bir yol olduğunu gösterme çabasını yansıtır.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'hazy' (خزي) kelimesinin 'utanç, rezillik' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'lâ tuhzûnî fî dayfî' ifadesi, Hz. Lût'un misafirlerine karşı gösterilen saygısızlığın ve onlara yönelik kötü niyetin, ev sahibini utandıracağı ve rezil edeceği anlamına geldiğini açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hazy' kelimesinin 'utanç ve alçaklık' anlamlarını taşıdığını ifade eder. Hz. Lût'un 'beni rezil etmeyin' çağrısı, misafirlerin korunması ve onlara ikramda bulunulmasının peygamberlik ve ev sahipliği ahlakının bir gereği olduğunu, bu kuralın çiğnenmesinin ise büyük bir utanç kaynağı olacağını vurgular.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'hazy' kelimesinin 'bir kimsenin şerefinin zedelenmesi, küçük düşürülmesi' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanım, Lût kavminin misafirlerine yönelik kötü niyetli davranışlarının, Hz. Lût'un şerefini ve itibarını zedeleyeceğini, onu toplum içinde küçük düşüreceğini ifade eder.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'reşîd' kelimesini 'doğru yolu bulan, aklı başında olan' olarak açıklar. Hz. Lût'un 'içinizde aklı başında kimse yok mudur?' sorusu, kavmin genel olarak doğru düşünme ve doğru karar verme yeteneğini yitirdiğini, sapkınlık içinde olduğunu vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rüşd' (رشد) kelimesinin 'doğru yolu bulmak, olgunlaşmak, akıllı olmak' anlamına geldiğini belirtir. 'Reşîd' ise bu niteliklere sahip kişidir. Ayetteki 'racülün reşîd' ifadesi, Lût kavminin içinde, Hz. Lût'un çağrısına kulak verecek, doğruyu yanlıştan ayırabilecek ve kavmi bu kötü fiilden alıkoyabilecek tek bir kişinin bile kalmadığını gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'rüşd' kavramının Kur'an'da 'doğru yol, olgunluk, hikmet' anlamlarında kullanıldığını ve genellikle 'gayy' (sapıklık) kavramının zıttı olduğunu belirtir. Hz. Lût'un bu sorusu, kavmin 'rüşd'ten tamamen uzaklaştığını, yani akıl ve hikmetten yoksun bir sapıklık içinde olduğunu ima eder.
Hûd Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
~~11.78~
وَجَاءَهُ قَوْمُهُ يُهْرَعُونَ اِلَيْهِ وَمِنْ قَبْلُ كَانُوا يَعْمَلُونَ السَّيِّپَاتِ قَالَ يَا اَلَيْسَ مِنْكُمْ رَجُلٌ رَشٖيدٌ قَوْمِ هٰؤُلَاءِ بَنَاتٖى هُنَّ اَطْهَرُ لَكُمْ فَاتَّقُوا اللّٰهَ وَلَا تُخْزُونِ فٖى ضَيْفٖى
~ ~ ~
11.78 - Ve câehû gavmuhû yuhraûne ileyhi ve min gablu kânû yağmelûnes seyyiât, gâle yâ gavmi hâulâi benâtî hunne atheru lekum fettegullâhe ve lâ tuhzûni fî dayfî, eleyse minkum raculur raşîd.
Diyanet Meali:
11.78- Kavmi, (konuklarıyla çirkin ilişkide bulunmak üzere) ona doğru koşa koşa geldiler. Zaten onlar önceden de bu tür çirkin işleri yapıyorlardı. Lût, dedi ki: "Ey Kavmim! İşte kızlarım. Onlar (la nikâhlanmanız) sizin için daha temizdir. Allah'a karşı gelmekten sakının ve konuklarıma karşı beni rezil etmeyin. İçinizde hiç aklı başında bir adam yok mu?" Elmalılı Hamdi Yazır Meali:
11.78- Kavmi ona zıpır zıpır koşup gelmişlerdi ve bundan evvel kötü kötü fiiller yapıyorlardı, ey kavmim! Dedi, daha şunlar kızlarım, onlar sizin için daha temiz, artık Allah’tan korkun, beni misafirlerim hakkında rüsvay etmeyin, hiç içinizde aklı başında bir âdem yok mu?
Bir rivayete göre melekler Lut as’ın kızıyla karşılaştılar. Konaklayacakları bir yer sorduklarında, kızı babasına geldi. Gelen gençlerin çok yakışıklı olduğunu söyleyip, kavimlerinin onlara kötülük yapmasından korktuğunu belirtti. Hz. Lut kavmine duyurmadan onları evine getirdi. Fakat Hz. Lut ’un karısı dışarı çıkarak kavme haber verdi. Bu yüzden kavim koşarak geldi.
(Tahrim/10:” Allah, inkâr edenlere; Nuh’un karısı ile Lut ‘un karısını örnek verdi. Bu ikisi, kullarımızdan iki salih kişinin nikahında iken onlara hainlik ettiler. Kocaları, Allah’tan gelen hiçbir şeyi onlardan savamadı. Onlara: ’Haydi, ateşe girenlerle beraber siz de girin!’ denildi.) Ayette geçen konuşmalardan sonra Cebrail as Rabbinden izin alarak Lut ’un kavminden kapıya dayananları korkuttu ve gelenler adeta birbirini çiğneyerek dağıldılar.
Cebrail’in korkutması yaptığı “tams” olayıdır. Bu ise kapıyı zorlayarak açmak isteyenlerin gözlerinin kör edilmesidir.
Karanlık bir ortamda meleklerle karşılaşılması ve o nura dayanamayan insanların kaçışması şeklinde de değerlendirmeler yapılmıştır.
Ayetlerden anlaşıldığı üzre helakten önce kavimler sınırları aşma konusunda hayli zorlayıcı oldukları görülmektedir.
Bu olayın kişi, fert bazındaki ölçeğine zaman zaman şahit olmuşuzdur. Bu yüzden “Nus ile uslanmayanı etmeli tekdir…” diye başlayan atasözlerimiz yaygındır.
(Not: Allah Teala Lut kavminin yaşadığı bölgeyi helakten sonra çöl, çorak arazi; gölü de suyundan yararlanılmayan göl haline getirmiştir.) N.M.
11- Hud Suresi- Ayet 79