Ersilhu me'anâ ġaden yerta' veyel'ab ve-innâ lehu lehâfizûn(e)
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezip oynasın. Şüphesiz biz onu koruruz."
"Yarın onu bizimle beraber gönder de gezsin, oynasın. Kesinlikle biz onu koruruz."
Yusuf Suresi'nin 12. ayeti, kardeşlerin Hz. Yusuf'u babalarından isteme talebini ve bu talebi meşrulaştırmak için kullandıkları ifadeleri içermektedir. Ayet, 'göndermek', 'gezmek', 'oynamak' ve 'korumak' gibi fiiller üzerinden kardeşlerin niyetlerini ve babalarına verdikleri güvenceyi dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'irsâl' (إرسال) kelimesini bir şeyi serbest bırakmak, salıvermek ve göndermek olarak açıklar. Ayetteki 'ersilhü' ifadesi, Hz. Yusuf'un babası tarafından kardeşleriyle birlikte serbest bırakılması ve onlarla gitmesine izin verilmesi anlamını taşır. Bu, bir emanetin veya bir kişinin bir yerden başka bir yere gönderilmesi eylemini ifade eder.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'irsâl' fiilini 'göndermek' ve 'salıvermek' anlamında kullanır. Ayetteki 'ersilhü' emri, babanın Hz. Yusuf'u kardeşlerinin yanına 'salıvermesi' ve onlarla birlikte gitmesine izin vermesi mecazını içerir. Bu, bir nevi serbest bırakma ve emanet etme anlamını taşır.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'yerta'' kelimesini 'geniş otlaklarda serbestçe otlamak, faydalanmak' anlamında kullanır. Ayetteki bağlamda ise bu, Hz. Yusuf'un kardeşleriyle birlikte dışarıda serbestçe dolaşması, eğlenmesi ve hayatın nimetlerinden istifade etmesi anlamına gelir. Bu, bir nevi rahatlama ve keyif alma eylemini ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'rat'' (رتع) kelimesini 'genişlik ve bolluk içinde yaşamak, bolca yemek ve içmek' olarak açıklar. Ayetteki 'yerta'' ifadesi, Hz. Yusuf'un kardeşleriyle birlikte dışarıda serbestçe dolaşarak, eğlenerek ve hayatın güzelliklerinden istifade ederek vakit geçirmesi anlamını taşır. Bu, sadece fiziksel bir hareket değil, aynı zamanda ruhsal bir rahatlama ve keyif alma durumunu da içerir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, Kur'an'daki kelimelerin semantik alanlarını incelerken, 'rat'' gibi kelimelerin sadece literal anlamlarının ötesinde, bir 'rahatlık', 'serbestlik' ve 'bolluk' çağrışımı taşıdığını belirtir. Ayetteki 'yerta'' kelimesi, Hz. Yusuf'un kardeşleriyle birlikte dışarıda geçireceği zamanın ona getireceği ferahlık ve keyfi vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'la'b' (لعب) kelimesini 'bir şeyle eğlenmek, oyalanmak' olarak tanımlar. Ayetteki 'yel'ab' ifadesi, Hz. Yusuf'un kardeşleriyle birlikte çocukça oyunlar oynaması, eğlenmesi ve vakit geçirmesi anlamını taşır. Bu, genellikle ciddiyetten uzak, keyif verici bir aktiviteyi ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'la'b' kelimesinin 'oyun' ve 'eğlence' anlamlarını vurgular. Ayetteki 'yel'ab' kelimesi, kardeşlerin Hz. Yusuf'u dışarıya götürme taleplerinin bir parçası olarak, onun yaşına uygun eğlenceli aktivitelerde bulunmasını kasteder. Bu, çocukların doğal bir ihtiyacı olan oyun oynama arzusunu yansıtır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'hıfz' (حفظ) kelimesini 'bir şeyi korumak, muhafaza etmek, gözetmek' olarak açıklar. Ayetteki 'lehâfizûn' ifadesi, kardeşlerin Hz. Yusuf'u her türlü tehlikeden, zarardan ve kötü durumdan koruyacaklarına dair babalarına verdikleri kesin ve güçlü bir taahhüttür. Buradaki 'lâm' harfi (لَـ) te'kid (vurgu) içindir ve koruma eyleminin kesinliğini pekiştirir.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'hıfz' kelimesinin 'bir şeyi zayi olmaktan, kaybolmaktan veya zarar görmekten alıkoymak' anlamını taşır. Ayetteki 'lehâfizûn' ifadesi, kardeşlerin Hz. Yusuf'u kaybolmaktan, zarar görmekten veya herhangi bir tehlikeye maruz kalmaktan koruyacaklarına dair verdikleri sözü vurgular. Bu, tam bir sorumluluk ve emanete sahip çıkma beyanıdır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'hıfz' kökünün Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, bu kelimenin 'koruma', 'gözetim' ve 'muhafaza' anlamlarını içerdiğini belirtir. Ayetteki 'lehâfizûn' ifadesi, kardeşlerin Hz. Yusuf'u dışarıda iken her türlü olumsuzluktan koruma konusundaki kararlılıklarını ve babalarına verdikleri güvenceyi semantik olarak güçlendirir.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/12. “Onu yarın bizimle beraber gönder, bol bol meyve yesin ve oynasın. Ve şüphe yok ki, biz onu elbetde koruruz.”