Felemmâ żehebû bihi veecme'û en yec'alûhu fî ġayâbeti-lcubb(i)(c) veevhaynâ ileyhi letunebi-ennehum bi-emrihim hâżâ vehum lâ yeş'urûn(e)
Yusuf'u götürüp kuyunun dibine bırakmaya karar verdikleri zaman biz de ona, "Andolsun, (senin Yusuf olduğunun) farkında değillerken onların bu işlerini sen kendilerine haber vereceksin" diye vahyettik.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
“Biz ona vahyettik.” Onların bilinçsiz oldukları bir zamanda yani onların bu mevzuu hiç düşünmedikleri bir zamanda haber vereceğini vahyettik. Bu kardeşlerinin yaptıkları işleri haber vereceksin diye vahyettik. Yani bu kuyunun içinde mahzun ve yalnız başına olmadığını bilsin diye.
وَجَاوَ آبَاهُمْ عِشَاء يَبْكُونَ
(Ve câû ebâhüm işâen yebkûne.)