Vestebekâ-lbâbe vekaddet kamîsahu min duburin veelfeyâ seyyidehâ ledâ-lbâb(i)(c) kâlet mâ cezâu men erâde bi-ehlike sû-en illâ en yuscene ev ‘ażâbun elîm(un)
İkisi de kapıya koştular. Kadın, Yusuf'un gömleğini arkadan yırttı. Kapının yanında hanımın efendisine rastladılar. Kadın dedi ki: "Senin ailene kötülük yapmak isteyenin cezası, ancak zindana atılmak veya can yakıcı bir azaptır."
İkisi de kapıya koştular. Hanım, onun gömleğini arkadan yırttı. Ve kapının yanında hanımın efendisiyle karşı karşıya geldiler. Hanım hemen dedi ki: "Senin eşine fenalık yapmak isteyenin cezası, zindana atılmaktan veya acı bir azaba uğratılmaktan başka ne olabilir?"
Yûsuf Suresi'nin 25. ayeti, Yusuf ve Züleyha arasındaki olayın kritik bir anını tasvir ederken, kapıya koşma, gömleğin yırtılması ve iftira gibi eylemler üzerinden gerilimi ve ahlaki çatışmayı dilbilimsel olarak ortaya koymaktadır. Ayet, bu anahtar kavramlar aracılığıyla olayın dramatik seyrini ve karakterlerin niyetlerini yansıtmaktadır.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sebaka' fiilinin asıl anlamının bir şeyde öne geçmek olduğunu belirtir. 'İstebaka' ise karşılıklı olarak öne geçmeye çalışmak, yarışmak anlamındadır. Ayetteki 've'stebakâ' ifadesi, Yusuf'un kaçmak, Züleyha'nın ise onu yakalamak amacıyla kapıya doğru birbirleriyle yarıştıklarını, her ikisinin de kapıya ilk ulaşma gayretinde olduğunu gösterir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'sebaka' fiilinin mecazi kullanımlarına değinirken, burada 'istebaka' fiilinin bir hedefe doğru hızla ilerleme ve o hedefe ilk ulaşma çabası anlamında kullanıldığını ima eder. Ayetteki bağlamda, kapının bir kaçış veya yakalama noktası olması nedeniyle bu yarışın dramatik bir gerilimi ifade ettiğini belirtir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kadd' fiilinin bir şeyi uzunlamasına veya enlemesine kesmek, yarmak anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'kaddet kamîsahu' ifadesi, Züleyha'nın Yusuf'un gömleğini arkadan, yani boylamasına veya enlemesine şiddetli bir şekilde yırttığını, bu yırtığın gömleğin bütünlüğünü bozacak kadar derin olduğunu açıklar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kadd' kelimesinin bir şeyi ayırmak, bölmek anlamında kullanıldığını ve genellikle uzunlamasına kesme eylemini ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'kaddet' fiili, Züleyha'nın Yusuf'u durdurma çabası sırasında gömleği arkadan çekmesiyle meydana gelen yırtılmanın şiddetini ve yönünü vurgular. Bu yırtık, Yusuf'un masumiyetine delil olacaktır.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kadd' fiilinin Kur'an'daki kullanımının genellikle bir şeyi parçalara ayırma, bölme anlamında olduğunu ve bu eylemin genellikle bir zorlama veya şiddet içerdiğini belirtir. Yusuf kıssasındaki bu kullanım, Züleyha'nın Yusuf'u engelleme arzusunun ve eyleminin fiziksel bir tezahürü olarak gömleğin yırtılmasını ifade eder.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sû'' kelimesinin asıl anlamının 'çirkinlik' olduğunu ve bunun hem maddi hem de manevi anlamda kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'sûen' ifadesi, Züleyha'nın kocasına karşı Yusuf'u itham ettiği 'fenalık' veya 'kötülük' anlamındadır. Bu, ahlaki bir çirkinliği ve aile namusuna yönelik bir tecavüzü ima eder.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sû'' kavramının Kur'an'da genellikle ahlaki ve dini bağlamda 'kötülük', 'günah', 'zarar' anlamlarında kullanıldığını vurgular. Yusuf kıssasındaki bu kullanım, Züleyha'nın Yusuf'a atfettiği eylemin sadece fiziksel bir zarar değil, aynı zamanda ahlaki ve toplumsal normlara aykırı, çirkin bir davranış olduğunu ifade eder.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sû'' kelimesinin 'şer' ve 'fesad' anlamlarına geldiğini belirtir. Ayetteki 'sûen' kelimesi, Züleyha'nın Yusuf'u aileye karşı işlenmiş bir 'kötülük' veya 'fenalık' ile suçladığını, bu suçlamanın temelinde ise ahlaki bir ihlalin yattığını gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sicn' kelimesinin bir yeri hapsetmek, alıkoymak anlamına geldiğini ve 'yüsjene' fiilinin de pasif formda 'hapsedilmek' anlamında kullanıldığını belirtir. Ayetteki 'en yüsjene' ifadesi, Züleyha'nın Yusuf için talep ettiği cezalardan birinin hapsedilme olduğunu, bu cezanın kişinin özgürlüğünden mahrum bırakılması anlamına geldiğini açıklar.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'sicn' kavramını kişinin hareket özgürlüğünün kısıtlandığı, belirli bir yerde alıkonulduğu yer olarak tanımlar. 'Yüsjene' fiili ise bu kısıtlamanın bir ceza olarak uygulandığını, kişinin suçlandığı eylemden dolayı özgürlüğünün elinden alındığını ifade eder. Züleyha'nın bu talebi, Yusuf'u toplumdan izole etme arzusunu gösterir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'azâb' kelimesinin asıl anlamının 'tatlılıktan mahrum etmek' olduğunu ve mecazi olarak da 'acı veren ceza' anlamına geldiğini belirtir. Ayetteki 'azâbün elîm' ifadesi, Züleyha'nın Yusuf için talep ettiği cezanın sadece hapisle sınırlı olmadığını, aynı zamanda fiziksel veya ruhsal olarak büyük acı verecek bir işkenceyi de içerdiğini gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'azâb' kavramının Kur'an'da genellikle Allah'ın veya insanların işlediği günahlar karşılığında uygulanan, acı verici ve caydırıcı bir ceza olduğunu belirtir. Yusuf kıssasındaki bu kullanım, Züleyha'nın Yusuf'a atfettiği 'kötülük' karşılığında talep ettiği cezanın şiddetini ve acı verici niteliğini vurgular.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'azâb' kelimesinin 'elîm' sıfatıyla birlikte kullanıldığında, cezanın şiddetini ve dayanılmaz acısını ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'azâbün elîm' ifadesi, Züleyha'nın Yusuf'a karşı duyduğu öfkenin ve intikam arzusunun bir yansıması olarak, ona en ağır ve acı verici cezanın verilmesini istediğini gösterir.
Bu âyetin tefsiri eserlerde henüz eşleştirilmedi.
Eşleştirme tamamlandıkça bu bölüm otomatik dolar.