Ve-in kâne kamîsuhu kudde min duburin fekeżebet vehuve mine-ssâdikîn(e)
"Eğer gömleği arkadan yırtılmışsa, kadın yalan söylemiştir. O (Yusuf) ise, doğru söyleyenlerdendir."
"Yok eğer gömleği arkadan yırtılmış ise hanım yalan söylemiştir, o zaman bu doğru söyleyenlerdendir."
Yusuf Suresi 27. ayet, Yusuf ve Züleyha kıssasında, Yusuf'un masumiyetini ve Züleyha'nın yalanını ortaya koyan kritik bir delil olan gömleğin yırtılma yönünü ele almaktadır. Ayet, 'gömlek', 'yırtılma' ve 'doğruluk/yalan' kavramları üzerinden olayın mahiyetini ve tarafların durumunu dilbilimsel bir kesinlikle ortaya koyar.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'kamîs' kelimesini bedeni örten giysi olarak tanımlar. Ayetteki kullanımı, Yusuf'un masumiyetini veya suçluluğunu belirlemede anahtar bir delil teşkil eden somut bir nesneye işaret eder. Gömleğin yırtılma şekli, olayın seyrini ve kimin doğru söylediğini ortaya koyan bir 'ayet' (işaret) niteliğindedir.
Ebû Ubeyde (Mecâzü'l-Kur'ân): Ebû Ubeyde, 'kamîs' kelimesinin mecazi kullanımlarından bahsetmese de, ayetteki bağlamda gömleğin fiziksel durumu (yırtılması) üzerinden bir hükme varılmasını, Kur'an'ın somut delillerle hakikati ortaya koyma yöntemine bir örnek olarak değerlendirir. Gömlek, burada bir 'delil' işlevi görmektedir.
İbn Kuteybe (Tefsîru Garîbi'l-Kur'ân): İbn Kuteybe, 'kadd' fiilini 'uzunlamasına kesmek, yarmak' olarak açıklar. Ayetteki 'kudde min duburin' ifadesi, gömleğin arkadan yırtılmasının, Yusuf'un kaçmaya çalışırken Züleyha tarafından çekildiğini ve dolayısıyla masum olduğunu gösteren fiziksel bir eylem olarak vurgulanır.
Fîrûzâbâdî (Basâiru Zevi't-Temyîz): Fîrûzâbâdî, 'kadd' kelimesinin 'bir şeyi boydan boya kesmek, yarmak' anlamını verir ve bu fiilin genellikle sert bir şekilde ve zorla yapıldığını belirtir. Ayetteki 'kudde' fiili, gömleğin kasıtlı ve zorlayıcı bir eylemle yırtıldığını, bu durumun da olayın seyrini aydınlatan önemli bir detay olduğunu gösterir.
Mevlüt Güngör (Kur'ân-ı Kerîm'de Kelime Anlam Bilgisi): Güngör, 'kadd' fiilinin Kur'an'daki kullanımlarını incelerken, bu kelimenin genellikle bir şeyi ayırma, bölme veya parçalama anlamında kullanıldığını belirtir. Yusuf kıssasındaki 'kudde' fiili, gömleğin yırtılma yönünün, olayın gerçekliğini ortaya koyan somut bir kanıt olduğunu ve bu yırtılmanın bir zorlama sonucu meydana geldiğini vurgular.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'dubur' kelimesini 'bir şeyin sonu, arkası' olarak tanımlar. Ayetteki 'min duburin' ifadesi, gömleğin arkadan yırtılmasını ifade eder ve bu durum, Yusuf'un Züleyha'dan kaçmaya çalışırken arkadan çekildiğini, dolayısıyla tecavüz girişiminde bulunmadığını gösteren kritik bir delildir.
Ebu'l-Bekâ el-Kefevî (el-Külliyyât): Kefevî, 'dubur' kelimesinin 'bir şeyin arka kısmı' anlamını vurgular ve bu kelimenin genellikle bir eylemin veya durumun sonunu veya gerisini ifade etmek için kullanıldığını belirtir. Ayetteki kullanımı, gömleğin yırtılma yönünün, olayın gerçekliğini ve Yusuf'un masumiyetini kanıtlayan belirleyici bir faktör olduğunu gösterir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'kezib' (yalan) kavramını Kur'an'da 'hakikatin zıddı' olarak ele alır ve genellikle Allah'a veya peygamberlere karşı yapılan inkâr ve iftiralar bağlamında inceler. Ayetteki 'fekezebet' ifadesi, Züleyha'nın Yusuf'a iftira atarak gerçeği çarpıttığını ve bu durumun ahlaki bir sapma olduğunu vurgular. Gömleğin yırtılma yönü, bu yalanın somut bir delille çürütülmesidir.
Semîn el-Halebî (Umdetü'l-Huffâz): Semîn el-Halebî, 'kezebet' fiilinin 'yalan söylemek, gerçeği gizlemek' anlamını verir. Ayetteki kullanımı, Züleyha'nın Yusuf'u suçlayarak bir yalan beyanda bulunduğunu ve bu yalanın, gömleğin yırtılma şekliyle ortaya konan somut bir delille çürütüldüğünü açıkça belirtir.
Râgıb el-İsfehânî (el-Müfredât fî Garîbi'l-Kur'ân): Râgıb, 'sıdk' kelimesini 'sözün veya fiilin gerçeğe uygun olması' olarak tanımlar. Ayetteki 'minessâdikîn' ifadesi, Yusuf'un doğru sözlü ve dürüst olduğunu, Züleyha'nın iddialarının aksine masumiyetini vurgular. Gömleğin arkadan yırtılması, Yusuf'un 'sadık' olduğunu kanıtlayan fiziksel bir işarettir.
Toshihiko Izutsu (Kur'an'da Dinî ve Ahlakî Kavramlar): Izutsu, 'sıdk' kavramını Kur'an'da 'hakikatle uyum içinde olmak, dürüstlük ve samimiyet' olarak inceler. Ayetteki 'sâdikîn' ifadesi, Yusuf'un sadece sözlerinin değil, eylemlerinin de hakikatle örtüştüğünü, yani masumiyetinin hem sözlü beyanlarıyla hem de somut delillerle desteklendiğini gösterir. Bu, Kur'an'ın ahlaki değerler sisteminde 'sıdk'ın merkezi önemini vurgular.
Ebû Bekir es-Sicistânî (Nüzhetü'l-Kulûb): Sicistânî, 'sıdk' kelimesinin 'doğruluk, gerçeklik' anlamını verir ve bu kelimenin genellikle bir kişinin söz ve davranışlarındaki tutarlılığı ifade ettiğini belirtir. Ayetteki 'sâdikîn' ifadesi, Yusuf'un hem sözlü beyanlarında hem de olayın fiziksel delillerinde (gömleğin yırtılma yönü) doğruluk ve dürüstlük vasfını taşıdığını gösterir.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/27. “Ve eğer gömleği arka taraftan parçalanmış ise o halde kadın yalan söylemiştir. O ise sadıklardandır.” Vatka ki, O şahid onun gömleğini arkadan yırtılmış gördü. Şahitliği ile hangisinin suçlu, hangisinin suçsuz olduğunu fikir ile yol göstermiş oldu. Azîz baktı ki gömlek arkadan yırtılmış, eşine dönerek dedi ki;