İçeriğe atla
Yûsuf 37Cüz 12 · Sayfa 239

Yûsuf Sûresi 37. Âyet

يوسف

Sohbete sor

Kâle lâ ye/tîkumâ ta'âmun turzekânihi illâ nebbe/tukumâ bite/vîlihi kable en ye/tiyekumâ(c) żâlikumâ mimmâ ‘allemenî rabbî(c) innî teraktu millete kavmin lâ yu/minûne bi(A)llâhi vehum bil-âḣirati hum kâfirûn(e)

Yusuf dedi ki: "Sizin yiyeceğiniz yemek size gelmeden önce, onun ne olduğunu bildiririm. Bu, bana Rabbimin öğrettiklerindendir. Ben, Allah'a inanmayan ve ahireti inkar eden bir milletin dinini bıraktım."

Yûsuf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

12/37. “-Hz. Yûsuf'ta dedi ki: İkinizin rızıklanacağınız bir yemek gelmez ki, ancak ben onu daha size gelmezden evvel haber veririm. Bunlar bana Rab'bimin öğretmiş olduğu şeylerdendir. şüphe yok ki, ben Allah Teâlâ'ya îmân etmeyen bir kavmin dinini terk ettim ve onlar -evet- onlar âhireti inkâr eden kimselerdir.” Size yemeğiniz, rızkınız gelmezden evvel bunun te’vîlini hemen yaparım. dedi. neden? Kendisine ihsân edildiği için yapabilir. Kendi nefsinden değil ihsân’dan yapar. Onlarda onun bu sırrını anladılar da “biz seni ihsân edilmişlerden görüyoruz.” Dediler. Her ikinize de rızkınız gelmeden evvel –diyelim ki öğlen yemeği 12 de gelecek, saat 12 ye 10 var. o kısa mesafede –bunun te’vîlini hemen yaparım, diyor. Yani orada kendi dirayetini göstermiş oluyor. İşte Rabbim bana böyle talim etti, öğretti. Onun için ben bunları size haber veririm, diyor. İlmi nereden alıyor? gönlünden alıyor. Gönül dahi ilmini bizâtihi kendi gönlünden alıyor. Vasıtasız ilmi meydana çıkarıyor. Bakın melekle bildirildi denmiyor, vasıtasız bildiriyor. Ve devam ediyor. Ama onlara söyleyeceği bazı şeyler var. “İşte böylece Rabbim beni talim ettirdi.” Diyor. Daha önceki sayfalarda görmüştük gençliğinde ona 3 şey verildi. Biri rû’ya- tabiri, biri hikmet, biri ilimdi. işte burada bu tekid, tasdik ediliyor. Kendi ağzından bu öyle bir hâdiseki rabbimden talim aldım, beni talim ettirdi, gördü. Rabbimin eğitimini gördüm. Nerede? Zindan da oluyor o hâdise. Onlara diyor ki ”Ben öyle bir kavmi terk ettim ki Allah’a îmân etmeyendiler” yani onların içinden geldim. Ahireti de onlar inkâr etmekte idiler.

Burada bundan bahsetmesinin ne gereği vardı? Neden bahsetti? Çocukluğunda 12 yaşlarında kardeşleri onu kuyuya attığı zamandan evvelki süredir. Demek ki yaşadığı yerde bazı müşrikler varmış. O müşriklere uymamış, onları terk etmiş. O çocuk hâlinde bile olduğu halde bu onların yaşadıklarını idrak ederek onları terk ederek yanlarına gitmemiş yahut onlarla oyun oynamamış. Bir de sarayı ve sarayda yaşayanları terk etmiş olması, sarayda yaşayanların da müşrik olması, onları da terk etmiş olması…Siccini tercih etmesi bir bakıma onları terk etmiş oluyor. Kendi varlığımıza geldiğimiz vakit işte bunu gönül kendine ait olan eski duyguları da terk etmesi, nefsâni düşüncelerin terk edilmiş olması. Ben böyle bir kavmi terk ederek geldim. “onlar Allah’a îmân etmiyorlardı. Ben böyle bir kavme uymadım.”

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(3)