İçeriğe atla
Yûsuf 56Cüz 13 · Sayfa 242

Yûsuf Sûresi 56. Âyet

يوسف

Sohbete sor

Vekeżâlike mekkennâ liyûsufe fî-l-ardi yetebevveu minhâ hayśu yeşâ(u)(c) nusîbu birahmetinâ men neşâ(u)(s) velâ nudî'u ecra-lmuhsinîn(e)

Böylece Yusuf'a, dilediği yerde oturmak üzere ülkede imkan ve iktidar verdik. Biz rahmetimizi istediğimize veririz ve iyi davrananların mükafatını zayi etmeyiz.

Yûsuf Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

12/56. “Ve öylece Yûsuf için o yerde bir makam, bir selâhiyet verdik. Oradan dilediği yerde ikâmet eder idi. Biz dilediğimize rahmetimizi nasib ederiz. Ve iyilik edenlerin mükâfatını zâyi etmeyiz.” İşte böylece biz Yûsuf’u yeryüzünde yerleştirdik. Oraya sahip kıldık. O dilediği yerde geziyor, dolaşıyor. Bütün yeryüzünü ona has kıldık. Bütün şehirlerde ona has konakları varmış. Nereye gitse kendine ait konaklarda yaşıyormuş. Bütün Mısır mülküne sahip kişi olmuş.

Bizim de beden mülküne sahip olmamız gerekiyor. Bedenimizin hangi azası hangi yönümüze galip gelse orada mekân tutmuş oluyor. Sahipliği vardır. Yani rahmetimizi biz dilediğimiz kişide hedefe isâbet ettiririz. Zâyi etmeyiz. Muhsînlerin ecirlerini, karşılıklarını ziyan etmeyiz.

Şimdi Allah’ın rahmetini dilediği üzerine isabet ettirmesi ne demek? Eğer biz Allah’ın rahmetinin karşısında bulunur,

kaçmazsak Allah’ın rahmeti bize isâbet eder. işte onun dilemesi demekte ayrıca bu oluyor. Gönülden Rabb sana bir şey vermeyi dilediği zaman zâten rahmetinin karşısına geçiriyor. Hani yağmur yağıyor. Bakıyorsunuz çizgi gibi. Bir yere yağdırıyor, bir yer kupkuru. İşte dilediği yere rahmetini indirir. Bu bir mîsâldir. Muhsînler’in ecrini de zâyi etmeyiz. Hani ihsân edilmiş ihsân etti. Kime? Cenâb-ı Hakk böyle hakikatleri gönül ehline ilkâ etti. Zâtî hakikatleri ona açtı. Onlarda bunları başkalarına izaha yöneldiler, açtılar. İşte yapılan bu ecir karşılıksız kalmaz. Ve eksilmez artar. Dünya da bir, ecir vardır. Âhiret karşılığı ise daha hayırlıdır. Yukarıda ihsân’dan bir miktar bahsedilmişti.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(1)