Kâle len ursilehu me'akum hattâ tu/tûni mevśikan mina(A)llâhi lete/tunnenî bihi illâ en yuhâta bikum(s) felemmâ âtevhu mevśikahum kâla(A)llâhu ‘alâ mâ nekûlu vekîl(un)
Babaları, "Kuşatılıp çaresiz durumda kalmanız hariç, onu bana geri getireceğinize dair Allah adına sağlam bir söz vermedikçe, onu sizinle göndermeyeceğim" dedi. Ona güvencelerini verdiklerinde, "Allah söylediklerimize vekildir" dedi.
Yûsuf Sûresi
Terzibaba - Necdet Ardıç
12/66. “Dedi ki: Onu sizinle beraber göndermem, onu bana getireceğinize dâir Allah Teâlâ'dan bana sağlam bir söz verinceye kadar. Ancak kuşatılmanız hariç. Vaktaki, ona teminatlarını getiriverdiler. Dedi ki: Allah Teâlâ'da dediklerimizin üzerine şâhitdir.” Bunun üzerine babalarının “hepiniz helâk olmadıkça onu bana geri getireceğinize dair Allah’a karşı sağlam bir söz vermezseniz sizinle göndermeyeceğim” dedi. Yani mutlaka biz bunu geri getireceğiz diye söz vereceksiniz. Ondan sonra ben buna itimat edip göndereceğim, dedi. Onlardan bir ahit aldı. Söz verdiklerinde sözümüze “Allah vekildir” dediler. Ya’kûb (a.s.) sözü aldıktan sonra “ey oğullarım! Sakın ha, tek kapıdan girmeyin.” Yani Mısır’ın içersine bir kapıdan girmeyin. Farklı farklı kapılardan girin. Niye böyle dedi? Ama Allah katında size bir faydam olmaz. Ancak hüküm Allahındır. Ben onun üzerine tevekkül ettim. Tevekkül edenler onun üzerine tevekkül etsinler. Ona güvensinler.