İçeriğe atla
İbrâhîm 10Cüz 13 · Sayfa 256

İbrâhîm Sûresi 10. Âyet

ابراهيم

Sohbete sor

Kâlet rusuluhum efi(A)llâhi şekkun fâtiri-ssemâvâti vel-ard(i)(s) yed'ûkum liyaġfira lekum min żunûbikum veyu-aḣḣirakum ilâ ecelin musemmâ(en)(c) kâlû in entum illâ beşerun miślunâ turîdûne en tasuddûnâ ‘ammâ kâne ya'budu âbâunâ fe/tûnâ bisultânin mubîn(in)

Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri yaratan Allah hakkında şüphe mi var? (Halbuki) O, günahlarınızı bağışlamak ve sizi belli bir zamana kadar ertelemek için sizi (imana) çağırıyor. Onlar, "Siz de bizim gibi sadece birer insansınız. Bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. Öyleyse bize apaçık bir delil getirin" dediler.

İbrâhîm Sûresi

Terzibaba - Necdet Ardıç

(10) (Kâlet rusulühüm e fîllâhi şekkun fâtırıs semâvâti vel ard, yed’ûkum li yagfire lekum min

zunûbikum ve yuahhırekum ilâ ecelin musemmâ, kâlû in entum illâ beşerun mislunâ, turîdûne en tesuddûnâ ammâ kâne ya’budu âbâunâ fe’tûnâ bi sultânin mubîn.)

“Peygamberleri dedi ki: "Gökleri ve yeri halkeden, Allah hakkında da şüphe mi var? O, sizi günahlarınızı bağışlamak için çağırıyor ve belirlenmiş bir süreye kadar size müsade ediyor." Onlar da: "Siz sâdece bizim gibi bir insânsınız, bizi babalarımızın taptıklarından alıkoymak istiyorsunuz. O halde bize apaçık bir delil getirin!" dediler.”

“Siz sâdece bizim gibi insânsınız” sözünde olan kıstası ilk defa yapan şeytan idi işte böyle kıstas yapanların şeytanın idrâkinde ve onun yolunda oldukları buradan açıkça anlaşılmaktadır.

Şeytan Âdem’in varlığındaki hakîkâti idrâk edemeyerek kendine göre bir değerlendirme yaptığı için tard edilmişlerden oldu. Bu Âyet ile belirtilen sözü söyleyenler ise sâdece kendi toprak hallerini gördükleri için bu sözü söylediler oysa kendilerinde olan hakîkât-i ilâhiyyeyi görmüş olsalardı peygamberlerdeki hakîkâtleri de görecekler onlara tabî olacaklardı ancak cüz’i akılları ile böyle bir kıyas yaptıkları için peygamberleri sıradan birer varlıklar gibi gördüler. Efendimiz (s.a.v.) de bu toprak oluşuma göre “Ben de sizin gibi bir beşerim” diyor, ve devâmında farkı belirterek “ancak bana vahyolunur” diyor.

Bu âyet şu eserlerde de geçiyor(5)